Kuran-ı Kerim Sitesi / Meal - Tefsir - Kuran- Kerim, Elmall Hamdi Yazr Tefsiri
  Giriş ya da Kayıt OlForumİndirmeLinklerÜyelikAnketlerAramaİstatistiklerSiteyi Önerİletişim  

Site Menü
Giriş Paneli
Üye Adı

Şifre

Hala hesabınız yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yönetici, yorum ayarları ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksınız.
Online Olanlar
Şu an sitede, 5 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
Anket
Sitemizi Begendiniz mi?

Evet
Hayır
Daha İyi Olmalı



Sonuçlar | Anketler
Rasgele Ayet

10.79. Firavun dedi ki: Bilgili bütün sihirbazları bana getirin!

[ Yunus Sûresi:79]

Site Dili
Site Lisanını Seçin


Dost Siteler

Kevser Grup
Elmall Hamdi Yazr
Kuran- Kerim Tefsiri

1-FATHA:


--------------------------------------------------------------------------------

Rahmn ve Rahm Allah'n adyla

1- Mushaf- eriflerde iki trl besmele vardr. Birisi sre balarnda yazlan ve sreden bamsz olan besmele, dieri Neml Sresinin (Neml, 27/30) yetindeki besmeledir. Bu besmelenin, Neml sresinin bu yetinin bir paras olduu aka bilinmektedir. Bundan dolay besmelenin Kur'n yeti olduunda phe yoktur ve bu durum, ak tevatr ile ve limlerin ittifakyla kesin olarak bilinmektedir. Fakat sre balarnda yazlan ve her sreyi birbirinden ayran ve kretin banda okunan besmeleye gelince: Bunun o srelerden birinden veya her birinden bir yet veya yetin bir ksm veyahut balbana Kur'n'dan tam bir para olup olmad, Neml sresindeki besmele gibi besbelli olmadndan bu besmelenin Kur'n'dan olup olmad hususu, tefsirde ve usul ilminde bilimsel adan tartmal bir meseleyi meydana getirmitir ki bilhassa iman, namaz ve kret konularyla ilgilidir.

Said b. Cbeyr Zhr, At ve bn Mbarek hazretleri besmelenin banda bulunduu her sreden birer yet olduunu sylemilerdir ki, Kur'n'da yz on yet eder. mam fi hazretleri ve talebeleri bu gr zerindedirler. O halde Ftiha'nn yedi yetinden birincisi besmeledir. Ve "en'amte aleyhim" bir yet ba deildir. Bunun iin filer namazda besmeleyi yksek sesle okurlar. nk filer diyorlar ki; selef (ilk dnem alimleri) bu besmeleleri Mushaflarda yazmlar, bunun yannda Kur'n'n yet olmayan eylerden tecrid etmesini tavsiye etmilerdir. Ve hatta Ftiha'nn sonunda "mn" bile yazmamlardr. Eer srelerin bandaki besmeleler Kur'n olmasayd onlar da yazmazlard. Ksacas Mushaf'n iki kapa arasnda Kur'n'dan baka birey bulunmadnda slm alimlerinin ittifak vardr. Ve bunu destekleyen zel hadisler de rivayet edilmitir. O hadislerden birisi bn Abbas (r.a.)'dan: "Besmeleyi terk eden Allah'n kitabndan yz ondrt yet terketmi olur." Ebu Hreyre (r.a.)'den: "Resulullah efendimiz 'Ftihat'l-Kitab (Ftiha sresi) yedi yettir, bunlarn ba

"Bismillahirrahmanirrahim"dir buyurdu. mm Seleme (r.a.)'den: "Resulullah (s.a.v.) Ftiha'y okudu ve "Bismillahirrahmanirrahim elhamdlillahi rabbil lemn"i bir yet sayd. O halde Ftiha'dan bir yet deilse, yetin bir ksmdr. Bundan dolay namazda okunmas farzdr ve yksek sesle okunur. mam fi gibi Ahmed b. Hanbel hazretlerinden de bu iki hadis arasnda tereddtl iki rivayet vardr.

Dier taraftan mam Mlik hazretleri Kur'n'n her yerinde dahi Kur'n'dan olduu aka ve tevatr yoluyla belli olaca, halbuki hakknda deiik grler bulunan bir szn Kur'n'dan olduuna hkmedilemiyeceinden dolay ve Medine halknn geleneine dayanarak sre balarndaki besmelelerin ne Ftiha ne de dier srelerden, ne de btn Kur'n'dan zel bir para olmadna ve Neml Sresi'ndeki yetten bakasnda besmelenin Kur'n olmayp sreleri birbirinden ayrmak ve teberrk (mbarek sayld) iin yazld grn ileri srm ve bundan dolay namazda ne yksek sesle ne de gizli okunmas uygun olmaz demitir. Bunun iin Mlikler namazda besmeleyi okumazlar.

Haneflere gelince, bu mezhebin en shhatli gr udur: Srelerin bandaki besmele bal bana bir yet olarak Kur'n'dandr. Ve srelerin hi birinin bir paras olmayarak sreleri birbirinden ayrmak ve sre banda teberrk olunmas iin inmitir. Gerekten yukarda zikredilen kart iki deiik gr ve delil iinde ortaya kan kat' olarak bilinen nokta budur. Madem ki, yukarda aklanan artlar gereince mushafn her iki kab arasnda Kur'n'dan baka birey yazlmadna dair ittifak vardr; o halde sre balarndaki besmeleler de Kur'n'dandr. fi'nin ileri srd delilin kesin iddias budur. Madem ki besmelenin, banda bulunduu srelerden bir para olduunu bildiren ak mtevatir bir delil de yoktur, o halde hi birinden bir para da deildir. te Mlik delilinin kesin iddias da budur. Bundan dolay iki delilin birbirine yakn bu noktalarnn birlikte ifade ettii mn da; sylediimiz gibi besmelenin btn srelerden ayr balbana bir yet olmasdr ki, bu konuyla ilgili deiik "ahad haber"lerden kan ortak hkm de bu olur. O halde Ftiha gibi, besmelenin her namazda okunmas vacip deildir. Fakat gerek namazda ve gerek namaz dnda her Kur'n okunuunun ve her nemli iin banda okunmas snnettir. Bunun iin namazn her rekatnda, kretin banda okuruz, ortasnda okumayz. Ancak Ftiha'nn bir paras olduu anlalmasn diye kreti yksek sesle okunan namazlarda da onu gizli okuruz ve byle okunmasnda btn hanefler grbirlii iindedirler. te byle sekin bir yettir.

TAHLL: D grne gre besmele drt kelimedir. Gerekten ve itibari olarak yedi kelimedir. nk gerekte nin " "si ile 'in tarif edatlar da birer kelimedirler. Hkmen de byledir. nk Arap dilinde tarif edatlarna hibir zaman bal bana bir kelime hkm verilmemi olduu halde "b" hem kendisi bir kelimedir, hem de hazf olunmu (silinmi) taalluk ettii bir fiil ile failini de bildiren kelime hkmndedir. Bundan dolay ile den bileik bir kelimedir. Bunda kural gibi vasl hemzesi (kelimenin ortasnda den elif) ile yazlmakt, fakat besmeleye zg olarak bu hemze drlm olup sylendii gibi yazlr. Ve onun yerine "bi"nin ba uzatlr. Ta ilk asrlardan beri besmelenin ban bir elif uzun yazmak bir hat kural olmutur ki, bu kural kf gibi sls ve nesih hatlarnda da hat stadlarnn bildii bir husustur. Bunun nktesi ok kullanlmasndan dolay hafifletmedir diyorlar. Fakat bunda zellikle taalluk- visl kuvvetini ifade etmek gibi manevi nkteler de vardr. Baz hadislerde rastlanan gibi imalar bundan ak olarak anlalyor.

Bilindii gibi, hakiki her ilmin bir tek konusu vardr, Kur'n'n hikmet ilminin konusu ise Allah ile kinat ve zellikle insanlar ve insanlarn ileri arasndaki iliki ve balantdr.

te bir ilahlk sfat ve kulluk ilikisi ile zetlenen ve nce Ftiha'da, sonra btn Kur'n'da tedrici olarak aklanan bu iliki tamamen besmeledeki nn mnsdr. daima bir fiile veya fiile benzeyen bir kelimeye taalluk eden ve onu bir isme balayan bir edat, bir cer edatdr ki, asl mns yaptrmaktr. Fakat bu yaptrmann; kartrma ve beraberlik, yardm dileme, pekitirme iin kullanma ve yemin gibi birok eitleri vardr ki, besmelede tefsirciler yalnz beraberlik veya yardm dileme mnlarndan birini gsterirler. Bu b'nn balac hazf olunmutur ki, o anda besmeleyle balanacak olan fiil olacaktr. Bala, oku, balyorum, okuyorum gibi.

: "sim" aslnda szlk anlamyla bir eyin zihinde domasn salayan iaret ve almet demektir. rfte tek bana anlalr bir mnya delalet eden kelime diye tarif edilir ki, o mnya veya onun dta veya zihinde gerekleen asl ekline msemm denilir. Yaygn gre gre, ismin asl "smv = ycelik" maddesidir. "Vesm = damgalama"den olmas da mmkndr. Fakat oulu "esma" veya "esm" gelir ve bunlar tamamen dilimize mal olmu kelimelerdir. Sfatlar da aslnda ismin ksmlarndandr. Bunun iin isimler zel isim veya cins ismi veya umuma delalet eden isim diye ksmlara ayrld gibi zat ismi

veya sfat ismi diye de birbirinden ayrlr. Yce Allah'n Esm-i Hsn'snda bu farkn nemi vardr. sim, aslnda "ad" ve "nam" ile eanlaml olmakla beraber dilimizde biz bunlar ince farklarla kullanrz. "Ben bu ii falan kimse namna yapyorum." yerinde "falancann adna veya ismine yapyorum" diyemiyoruz. Ayn ekilde "insan bir isimdir" deriz de "bir addr, bir namdr" demeyiz. yle zaman olur ki "o adamn ad" yerine "o zatn ismi" demeyi tercih ederiz.

: "Allah" gerek ilhn zel ismidir. Daha dorusu zat ismi ve zel ismidir. Yani Kur'n bize bu en yce ve en byk zat, eksiksiz sfatlar ve gzel isimleriyle tantacak, bizim ve btn kinatn ona olan ilgi ve alkamz bildirecektir. Bundan dolay Allah diye adlandrlan en byk ve en yce zat kinatn meydana gelmesinde, devamnda ve olgunlamasnda bir ilk sebep olduu gibi "Allah" yce ismi de ilim ve irfan dilimizde yle zel ve yce bir balangtr. Yce Allah'n varl ve birlii kabul ve tasdik edilmeden kinat ve kinattaki dzeni hissetmek ve anlamak bir hayalden, bir seraptan ve ayn zamanda telafisi imkansz olan bir acdan ibaret kalaca gibi "Allah" zel ismi zerinde birletirilmeyen ve dzene konmayan ilimlerimiz, sanatlarmz, btn bilgiler ve eitimimiz de iki ucu bir araya gelmeyen ve varlmz silip spren, dank fikirlerden, anlamsz bir toz ve dumandan ibaret kalr. Bunun iindir ki, btn ilimler ve sanatlar kk kk birer konu etrafnda bilgilerimizi dzenleye dzenleye nihayet son dzenlemede bir yksek ilim ile bizi bir birlik, huzuruna ykseltmek iin alr durur. Cisim konusunda madde ve kuvvet ile hareket ve durgunluk orannda, birletirilemeyen bir tabiat ilmi; uzaklk, yer ve zamana gre, nicelik kavramnda toplanmayan bir matematik ilmi; bilim mefhumunda cisim ve ruh orannda toplanmayan bir psikoloji ilmi; d dnya ve zihine gre doruluk mefhumunda toplanmayan bir mantk ilmi; iyilik ve ktle oranla gzellik ve irkinlik mefhumunda toplanmayan bir ahlk; nihayet nedensellik orannda ve varlk mefhumunda toplanmayan bir hikmet ve felsefe bulamayz. Varlk mnsn dndrtmeden, nedensellik orannn gerek olduunu kabul ettirmeden bize en kk bir gerek bildirebilen hibir sanat yoktur. u, unun iin vardr. te btn ilimlerin alt gaye budur. Varlk, gereklik, nedensellik ilikileri, btn ilim ve sanatlara hakim olan dnme ve doru olduunu kabul etmek prensipleridir. Nedensellik, sebebin msebbebi ile balants, orants ve kalcl kanunu, asrmzda btn ilimlere hakim olan en byk kanundur. Bunun iin nedensellik alannda birletirilemeyen hibir ilim bulamayz. Bu oran ise, sebep denilen bir balang ile msebbeb denilen bir sonu arasndaki ilikileri anlatr ve btn kinatn dzeni dediimiz ey de ite bu yegne

ilikidir. Bundan dolay biz sebep ve sonu asndan varl dnp dorulamadan bu balantnn tam olduunu dnemeyiz ve dorulayamayz. Sonra bu tasdikimiz de dorudur diye zihnimiz ile gerein uyum ve ilikisini, zerine kurduumuz hakkn hakikatna dayandrmazsak, btn emek ve abalamalarmzn, btn anlaylarmzn, yalan, aslsz ve kuruntudan ibaret bir seraba dneceine hkmederiz. Halbuki o zaman byle hkmedebilmek de bir gerei itiraf etmektir. Bundan dolay insan doruyu inkar ederken bile onun doru olduunu kabul mecburiyetinden kurtulamaz. Mmkn olan gerekler stnde varl zaruri olan Hakk, gerek ilmimizin, gerek varlmzn ilk balang noktas ve ilk sebebidir. Ve "Allah" onun ismidir. nsan zerinde etkili olan ve insan kendine eken hibir ey dnlemez ki, arkasnda Allah bulunmasn.

Yce Allah varl zaruri olan yle bir zattr ki, gerek nesnel ve gerek znel varlmzn btn gidiatnda varlnn zaruretini gsterir ve bizim ruhumuzun derinliklerinde hereyden nce Hakk'n zatna ait kesin bir tasdikin var olduu inkr kabul etmez bir gerektir. Hatta bizim varlmzda bu yce geree basit ve z ve snrsz bir ilikimiz, bir manevi duygumuz vardr. Ve btn ilimlerimizin temeli olan bu gizli duygu; snrl duygularmzn, anlaylarmzn, akllarmzn, fikirlerimizin hepsinden daha doru, hepsinden daha kuvvetlidir. nk onlarn hepsini kuatyor. Ve onlar kuatt halde O'nun zat snrlandrlamaz ve bu lem O'nun kudret ve kuvvetinin bir parltsdr. Durum byle iken biz birok zaman olur ki, dalgnlkla kendimizi ve varlmzn geirdii zamanlar unuturuz. Ve ounlukla yaptmz hatalarn, sapklklarn kayna bu gaflet ve dalgnlktr. Byle kendimizden ve anlaymzn inceliklerinden dalgnla dtmz zamanlardr ki, biz bu gizli duygudan, bu ilk anlaytan gaflete deriz ve o zaman bunu bize aklmz yolu ile hatrlatacak ve bizi uyaracak vastalara ve delillere ihtiya duyarz. Kinat bize bu hatrlatmay yapacak Allah'n yetleri (iaretleri) ile doludur. Kur'n, bize bu yetleri, ksa ve zl szlerle hatrlatt ve bizi uyard iin bir ismi de "ez-Zikr"dir. Allah'n hikmeti de bize buradan birok mantk, akla uygun ve ruh delilleri zetleyiverir. Dier taraftan biz o gizli duygunun dier snrl ve belirgin duygularmz gibi iimizde ve dmzda ortaya kma ve kesintiye urama anlaryla snrl bir ekil kazanmasn ve bu ekilde varlklarn paralarnn gzle grlen eyler gibi anlaymzn snrna girecek bir ekilde aklanmasn arzu ederiz. Bu arzunun hikmeti, O'nun tecellisindeki sreklilikte duyulan bir grme lezzetidir. Fakat bunda bilgisi ve kuvvetiyle hereyi kuatan Allah', yaratlm

varlklara evirmeye almak gibi imkansz bir nokta vardr ki, nefsin gururunu kracak olan bu imkansz nokta birok insan olumsuz sonulara ulatrabilir. O zavall gururlu nefis dnemez ki, btn kinatn o ilk balang noktasna ak, anlalabilir, ba ve sonu belli olan bir snr izmek, grnen eyada olduu gibi bir kesinti anna baldr. Mmkn olmayan byle bir kesinti annda ve noktasnda ise btn his ve btn varlk kknden kesilir ve yok olur. yle bir tkenme ise apak bir his ve anlaya varmak deil, yoklua karmaktr. Akl delillere byle bir gaye ile bakanlar ve Allah'n grnmeyen ve grnen btn varlklar kuatan sonsuz tecellisi karsnda nefislerinin gururunu krmayarak uhd zevkinden mahrum kalanlar "Allah' aradm da bulamadm." derken, sanat ve felsefe adna zarara uradklarn ilan etmi olurlar. Allah' sezmek iin kalp ile doru ve yanl birbirinden ayran gz ve ikisi arasndaki fark ve ilikiyi belli bir oranda idrak edebilmelidir.

te "Allah" yce ismi, btn duygularmzn, dncelerimizin ilk art olan yle derin ve bir tek gizli duygunun, grnen ve grnmeyen varlklarn birletikleri nokta olan bir parlt halinde, hibir engel olmakszn dorudan doruya gsterdii yce Allah'n zatna delalet eden, yalnzca O'na ait olan zel bir isimdir. Yani bu isim nce zihindeki bir mn ve ikinci olarak o vasta ile Allah'n zatnn ismi ise zel bir isimdir. Zihindeki bir mn olmayarak yalnzca ve bizzat belli zatn ismi ise bir zel isimdir. Birincisinde kelimeden anlalan mnya, mndan geree geeriz ve ismi bu mn ile tanmlarz. Mesela Allah, btn sfat- kemliyyeye (eksiksizlik ve olgunluk vasflarna) sahip bulunan, varl zaruri olan zatn ismidir. Yahut hakkiyle taplacak olan yce zatn ismidir, deriz. kincide bizzat bulunan geree intikal ederiz. Bu ekilde o gerekten kendimizde hibir pay yoksa Allah isminden gerekte yine kendisinden baka birey anlayamayz. Bize gre isim ile, isimlendirilen varlk ayndr. Fakat o gerekten kendimizde herhangi bir tarz (slub) ile bir pay bulabilirsek isim ile kendisine isim verileni birbirinden ayrrz ve bu iki ekilde de Allah' isbat etmeye ihtiya duymayacaz. Fakat bu isimden bir mn anladmz ve o mny gerekte bir mahiyete delalet iin vasta olarak kabul ettiimiz zaman o gerekten bizzat bir paymz olmasa bile bu isimden birey anlarz. Fakat o eyin varln isbat etmeye ihtiya duyarz. Bundan dolay isim, isbat etmeden nce konulmu bulunursa o gerein zel ismi olursa da alem ismi olamaz. Fakat isbat edildikten sonra konmu ise bizzat alem ismi olur. Mesela anadan doma krler iin "lker" ismi ancak bir zel isim olabilir, grenler iin ise bir alem ismidir. Normal dilde zel isim ile alem isminin fark aranmazsa da ilim

dilinde bunlar arasnda fark vardr. te bu sebeplerden dolay yce Allah iin zat ismi ve alem ismi mmkn mdr, deil midir? diye bilginler arasnda derin bir tartma vardr. Fazla uzatmamak iin u kadar syleyelim ki, tecelli alglanr. Zatn tecellisi, sfatn tecellisi, eserlerinin tecellisi. simlerinin tecellisi de bunlardan biri ile ilgilidir. Zat isminin, zatn tecellisini ifade eden bir isim olmas gerekir, nk sfat tecellisini ifade eden isimlere sfat isimleri, eserlerin tecellisini ifade eden isimlere fiil isimleri denilir. Zat, sfat ve eserleri ile de vasta ile tecelli ettii gibi bizzat tecelli etmesi de bizce mmkndr. En azndan kendine tecellisi mmkndr ve alem olan zat ismine bu da yeterlidir. Ve biz bunu btn isimlerde esas olarak bildiimiz iin Allah'n isimleri tevkfdir yani Cenb- Hakk'n vahiy yoluyla bize bildirmi olduklarndan ibarettir, diyoruz. Bundan dolay zat isminin mefhumu olan bir zel isim veya mefhumu olmayan bir ahs ismi olmas aslnda mmkndr ve bizim iin yeterlidir.

u kadar var ki; biz kendimize zatn tecellisi meydana gelmeden alem ismini koyamayz. Nitekim, yeni doan ocua, onu grmeden koyduumuz isim, henz bir zel isimdir ve bu durumda duyduumuz alem isminden de yalnz bir ismin tecellisini anlarz ve o zaman isim ile kendisine isim konulan varlk birleir. Fakat bunu sfat isimleri ve fiil isimleri ile yorumlaya yorumlaya nihayet eserlerin tecellisine ve ondan sfatn tecellisine ve ondan zatn tecellisine ereriz. Her sz balangta bir ismin tecellisini anlatr, Kur'n da bize yce Allah' nce isminin tecellisi ile anlatyor: v.d. Bundan dolay Kur'n'a balarken dorusu hibir dnce ile megul olmayarak nce Allah'n ismini bir zat ismi (zel isim) olarak alacaz. Rhman ve Rahim vasflarn da bu ismi ksaca yorumlayarak bu iki vasfla ona bir genilik kazandrp mnsn zikredeceiz ki, bu mnnn ksacas, en mkemmel ve katmerli bir rahmetin alan ve yaylma noktasnn balangc olacaktr. Sonra yava yava bu isimler ile bu mny aklayarak ortaya karacaz ve o zaman yerlere, gklere smayan Allah'n zat isminin kalbimizde yaratltan sakl olan tecellilerini grmeye balayacaz. simlerin tecellisinden eserlerin tecellisine geeceiz, kinat dolaacaz, eserlerin tecellisinden sfatlarn tecellisine ereceiz, grnmeyenden grnene geeceiz. Grnen alemle ilgili zevkimiz arttka artacak, o vakit zatn tecellisi iin sevgi ve nee ile rpnacaz, btn zevkler, lezzetler, btn mitler, bir noktada toplanacak; bazen gzyalarn dkp yreklerimizi ezen gnah ykn ykacaz, bazen vuslat rzgar esecek, mutluluk ve honutluk ile kendimizden geeceiz. Nihayet

"Ey huzura eren nefis! Raz olmu ve kendisinden raz olunmu olarak Rabbine dn! (Benim sevgili kullarm arasna sen de gir ve cennetime gir!)" (Fecr, 89/27-30) daveti gelecek, yce Allah'n ziyafetinde sonsuza dek O'nun cemalini seyretmeye dalp kalacaz. "O gn baz yzler l l parlar, Rabbine bakar." (Kyamet, 75/22-23).

"Allah" zat ismini, zel isim olarak dnebilmek iin, Allah'n selb ve subut btn zat sfatlar ile fiil sfatlarn bir arada tasavvur etmek, sonra da hepsini bir btn olarak topluca ele almak ve yle ifade etmek gerekir. Bundan dolay bu da u ekilde ifade edilmitir: "O zat- vcib'l-vcd ki, btn keml sfatlarn kendisine toplamtr." Sadece "zat- vacibu'l-vcd" demek de yeterlidir. nk btn kemal sfatlarn kendisinde toplam olmak, varl zaruri demek olan "vacibu'l-vcd"un bir aklamasndan, niteliinin belirlenmesinden ibarettir.

Bunun bir zeti de "Hakkyla mabud = Hakiki ilh, gerek Tanr" mnsdr. Arapa'da bu mn belli ve bilinen tanr demek olan "el-lh" zel ismi ile zetlenmitir. "Hlik- lem = Kinatn yaratcs" veya "Hlik- Kll = Hereyin yaratcs" mns ile de yetinilebilir. Bunlar yce Allah'n isim ile veya szle tanmlanmas olarak alabiliriz. Biz her durumda unu itiraf ederiz ki, bizim "Allah" yce isminden duyduumuz (anladmz) bir mn, bu mnlarn hepsinden daha ak ve daha mkemmeldir. Bundan dolay bu zel ismin, bir alem isim olmas kalbimize daha yakndr. Gerek zel ismi, gerek ahs ismi olan "Allah" yce ismi ile Allah'tan baka hibir ilh anlmamtr. "Sen O'nun bir ada olduunu biliyor musun?" (Meryem, 19/65) yetinde de grld gibi, onun ada yoktur. Bundan dolay Allah isminin ikili ve oulu da yoktur. O halde ancak isimlerinin birden ok olmas caizdir. Hatta zel ismi bile birden ok olabilir ve deiik dillerde yce Allah'n ayr ayr zel isminin bulunmas mmkndr. Ve slam'a gre caizdir. Bununla beraber, mehur dillerde buna eanlaml bir isim bilmiyoruz. Mesela Tanr, Hud (Farsa) isimleri "Allah" gibi birer zel isim deildir. lh, Rab, Mabud gibi genel anlam ifade eden isimlerdir. Hud, Rab demek olmayp da "Hud'ay" kelimesinin ksaltlm ve "vcibu'l-vcd = mutlak var olan" demek olsa yine zel isim deildir. Arapa'da "ilh"n oulunda (lihe); "rabb"in oulunda (erbb) denildii gibi Farsa'da "hud"nn oulunda "hudyn" ve dilimizde

tanrlar, ma'bdlar, ilhlar, rablar denilir. nk bunlar hem gerek, hem de gerek olmayan ilhlar iin kullanlr. Halbuki "Allahlar" denilmemitir ve denemez. Byle bir kelime iitirsek, syleyenin cahil olduuna veya gafil olduuna yorarz. Son yllarda edebiyatmzda sayg maksadyla zel isimlerden oul yapld ve rnein "Ebussuudlar, bni Kemaller" denildii bir gerek ise de; Allah'n birliine delalet eden "Allah" yce isminde byle bir ifade sayg maksadna aykr olduundan dolay hem geree, hem de edebe aykr saylr. Bu ycelii ancak yce Allah, (biz) diye gsterir. Halbuki Tanr ad byle deildir, mabud ve ilh gibidir. Hak olmayan mabudlara da "Tanr" denilir. Fakat bu bir cins ismidir. Allah'a irk koanlar birok tanrlara taparlard. Falancalarn tanrlar yle, falancalarnki yledir denilir. Demek ki "Tanr" cins ismi "Allah" zel isminin e anlamls deildir, daha genel anlamldr. Bundan dolay "Allah ismi" "Tanr ad" ile terceme olunamaz. Bunun iindir ki, Sleyman elebi Mevlidine "Allah" adyla balam, "Tanr ad" dememitir ve o bahrin sonunda "Birdir Allah, andan artk tanr yok." diyerek tanr kelimesini ilh karlnda kullanmtr. Bu aklamann tamamlanmas iin bir kelime daha sylemeye ihtiya duyuyoruz. Franszca "diy" kelimesi de ilh, tanr kelimeleri gibi bir cins ismidir, onun da oulu yaplr, onu zel isim gibi byk harf ile gstererek kullanmak gerei deitirmez. Bunun iin Franszlar tevhid kelimesini terceme edememiler, monoton tercemesinde "Diyden baka diy yok." diyorlar ki "lhtan baka ilh yok." demi oluyorlar; melen tercemesinde de "Yalnz diy, diydr." yani "yalnz ilh ilhtr." diyorlar. Grlyor ki, hem ilh, hem Allah yerinde "diy" demiler ve Allah ismi ile ilh ismini birbirinden ayramamlardr; ve ikisini de zel isim gibi yazmalarna ramen "diy" ancak "ilh" kelimesinin tercemesi olmutur. Bu ise ilk bakta laf kalabal ve anlamsz bir sz gibi grnmekte, ayn kelimeleri nce olumsuz yapmak sonra olumlu klmak, grnrde bir eliki rnei arzetmektedir. "Diyden baka diy yok, yalnz diy diydr." demek grnrde ya bir haiv (bo sz) veya elikidir. Halbuki diyen yle demiyor; "Allah'tan baka Tanr yoktur." diyor ve asla iinde eliki ve tutarszlk olmayan ak bir tevhid (birleme) sylyor. Bundan baka Franszca'da "diy"nun zel isim olabilmesi Allah'n, Hz. sa'nn ahsnda cesed ve ahs ekline girme dncesine dayanr. Bu noktalardan gafil olanlar "diy" kelimesini Allah diye terceme ediyor ve hatta "Allah" dedii zaman bu terceme diliyle "diy"yu sylyor.

Tefsirciler, " " zel isminin dil tarihi asndan incelemesine almlar ve dinler tarihi merakllar da bununla uramlardr. Bu aratrmada balca

gayeler unlardr: Bu kelime aslnda Arapa m? Deil mi? Baka bir dilden mi alnmtr? zerinde dnlmeden sylenmi bir sz m? Tremi mi, trememi bir kelime mi? Tarihi nedir? Bunlara ksaca iaret edelim:

in banda unu itiraf etmek gerekir ki bilgimiz, gerekten ibadete layk olan Allah'n zatn kuatmad gibi zel ismine kar da ayn ekilde eksiktir. Ve Arapa'da kullanma asndan " " (Allah) yce ismine benzeyen hibir kelime yoktur ve bunun asln gstermek imkanszdr. Dil asndan buna delalet eden baz hususlar da biliyoruz.

nce Hz. Muhammed (s.a.v.)'in peygamberlii asrnda btn Araplar'n bu zel ismi tand bilinmektedir. Kur'n- Kerim de bize bunu anlatyor: "Andolsun onlara: 'Gkleri ve yeri kim yaratt?' diye sorsan, elbette 'Allah' derler." (Zmer, 39/38), Bundan dolay imdi bizde olduu gibi o zamanda bu ismin, Arap dilinin tam bir mal olduundan phe yoktur. Sonra bunun Hz. smail zamanndan beri geerli olduu da bilinmektedir. Bu itibarla da Arapa olduu phesizdir. Halbuki Kur'n'dan, bu yce ismin daha nce varolduu da anlalyor. Bundan dolay Hz. brahim'den itibaren brnice veya Srynice gibi dier bir dilden Arapa'ya gemi olduu zerinde dnlyor ve bu dillerden Arapa'ya getii grn ileri srenler oluyor. Fakat d ve Semud hikayelerinde ve daha nce yaam olan peygamberlerin dillerinde de yalnz anlamnn deil, bizzat bu zel ismin de dnp dolatn anlyoruz ve brn veya Sryan dillerinin de mutlak surette Arapa'dan nce olduunu da bilmiyoruz. Bunun iin kelimenin Arapa'da daha nce kkten ve katksz Arap olan ilk devir Araplarna kadar varan bir tarihi bulunduu aktr. Bundan dolay "srail, Cebrail, Mikail" kelimeleri gibi brnice'den Arapa'ya gemi yabanc bir kelime olduunu zannetmek iin bir delil yoktur.

kincisi; Arap dilinin aslnda, Arapa olmayan baz yabanc kelimeler hakknda dikkatli olmay gerektiren birtakm zel incelikler vardr ki, bunlarla bir kelimenin asln incelemek mmkn olur.

Bu adan baklnca " " (Allah) yce isminin, o dilde benzeri olmayan bir kullanl eklinin bulunduunu grrz. Bir gre gre, bandaki "el" en-Necm, el-ayyuk v.s. gibi kelimeden ayrlmas caiz olmayacak ekilde kelimeden ayrlmayan bir belirleme

edat gibidir. Hemzesi, szn banda bulunduu durumda stnd, szn ortasnda baka bir kelime ile birletii zaman "Vallah, Billah, smllah, Klellah" v.s. gibi yerlerde sylenite veya hem telaffuzda hem yazda hazf olunur (drlr). Dier bir gre gre de "el" belirleme edat deildir. nk birine arma halinde "" diye hemze sabit kalabiliyor ve bir de "Y eyyhe'l-kerim" gibi arma edat ile arlan isim arasnda gibi ayran bir kelime eklemeye gerek kalmyor. Halbuki "el" belirleme edat olsayd byle olmayacakt.

Eer "el" belirleme edat ise kelime herhalde baka bireyden nakledilmitir ve yce Allah'a isim olarak verilmesi ikinci bir kk sayesinde mmkndr. Fakat bunun balangta Arap dilinde dier bir isimden veya sfattan alnm olmas mmkndr ve aslolan budur. Belirleme edat "el" kalknca da "lh" kalr. Gerekten Arapa'da "lh" ismi vardr. Ve Basral alimlerin byk bir ksm bundan nakledildiini sylemiler. "Lh" gizlenme ve ykselme mnsna fiilinin masdar olduu gibi bundan "ilh" anlamna da bir isimdir ve bundan "lhm", "lhmme" denilir. Bir Arap airi: "Ebu Rebh'n bir yemini gibi, Allah'm onu bykler iitir." demi. Ayn ekilde Peygamber Efendimiz'in dedesi Abdlmuttalib Fil vak'asnda Kbe kapsnn halkasna yaparak; "Ey Allah'm! Kul kendi evini korur, Sen de evini koru! onlarn ha ve hilesi dman olarak senin tedbirine galip gelmesin!" diye Allah'a yalvarmt. (Bkz. Fl Sresi Tefsiri) .

u halde "lh" isminin bana "el" getirilerek "Allah" denilmi ve zel isim yaplm demektir. Bazlar ise daha ileri giderek Arapa "lh" isminin Srynice olduu sylenen "lha" isminden Arapa'latrlm olduunu zannetmilerdir. nk Belhli Ebu Yezid "lh" Arapa olmayan bir kelimedir demitir. nk, Yahudiler ve Hristiyanlar "lha" derler. Araplar bu szc alp deitirerek "Allah" demiler, bunun gibi "lhm" ile ilgili olarak brnice'de "elhim" vardr. Fakat tarih asndan Arapa'daki "lh" m ncedir, yoksa Sryanice'deki "lha" m ncedir? Bunu tesbit etmek mmkn olmad gibi iki dil arasnda byle bir kelimede ilikinin bulunmas, birinin dierinden nakledildiine mutlak surette delil olamaz. Eer arka arkaya gelme yoksa her ikisinin daha nce bulunan bir ana dilden yayldn kabul etmek daha uygun olur. Ve bunu destekleyen delil de vardr. nk Allah kelimesinin Arapa'daki kullanlnda hibir yabanc dil kokusu yoktur. Sonra "lh, lhm" her ne kadar Arapa dndaki bir dilden nakledilmi olsalar bile "Allah" "el" taks "lh" ile birletirilerek ondan alnm olsayd onun hemzesinin nida (arma) halinde yerinde kalmasna dilin kural msaade etmezdi. Bunun iindir ki, birok dil bilgini ve bunlarn iinde Kufeliler, Allah kelimesinin "lh"dan deil, "ilh" cins

ismi ile e anlaml olan "el-ilh"dan nakledilmi olduunu sylemilerdir. Bu ekilde ilhn hemzesi hazf edilmi ve "el" belirleme edatnn hemzesi onun yerine konmu ve belirleme lm da "en-Necm, Es-Sa'ku" gibi kelimenin ayrlmaz bir paras olmutur. Bundan dolay, aslna gre bandaki hemze, cmle iinde hazf ve baka bir harf yerinde kullanldna iaret edilerek de nida (arma) halinde dmemitir. "lh" kelimesi de aslnda ilhet, ulhet, ulhiyet gibi ibadet mns ile veyahut serbest olma mns ile veyahut kalbin huzura ermesi ve rahat olmas mns ile veyahut korku mns ile ilgili olarak "me'luh" yani kendisine ibadet edilen, yahut akllarn hayret ettii, yahut kalplere rahatlk ve i huzuru veren yahut skntdan, korkudan kurtaran demek olur ki, "mabud" (kendisine taplan)'da bu mnlarn hepsi var gibidir. "Allah" da ise gerekten bu mnlarn hepsi vardr. Zemaher, Kd Beydv gibi birok byk aratrmac bu incelemeyi kabul etmilerdir. Buna gre "lh" kelimesinin de asl "ilh"dr. (ns) ve (ns) kelimeleri gibi. Gerekten oulunda hep "lihe" deniliyor ki, Arap dilinde masdar ve kltme ismi gibi, oullar da kelimenin asln gsteren delillerdendir.

zetle dilde bu iki incelemeye gre Allah'n ismi byk treme ile treyen bir Arapa isimden nakledilmi ve onun asl mnsn ihtiva etmitir. Hem de asl ve kendisi Arapa'dr. Bu arada bazlarnn zannna gre asl Arapa deil, fakat Arapa'ya nakledildikten sonra srf Arapa'dr.

Nahiv limi tefsirci Endlsl Ebu Hayyan diyor ki: Bilginlerin ouna gre; " " yce ismi hemen sylenmi bir szdr ve trememitir. Yani ilk kullanldnda yce Allah'n zel ismidir . mam Fahreddin Rz de "Bizim setiimiz gr udur: Allah kelimesi yce Allah'n zel ismidir ve aslnda baka bir kelimeden trememitir. mam Halil b. Ahmed ve Sibeveyh, usul alimleri ve slam hukukularnn hepsi bu grtedirler." diyor. Gerekten arma kipinde Allah kelimesinin bandaki hemzenin dmeyii ve araya bir ey girmeden arma edat ile birlemesi bu hemzenin, kelimenin aslndan olduunun bir delilidir. Bundan dolay "el" belirleme edat deildir. Ancak kullanmay kolaylatrmak iin ounlukla bu edat gibi kullanlmtr ve Allah kelimesinin sonuna tenvin getirilmemitir. Geri hemzenin hazf edilmesi, kelimede kalmasndan daha oktur ve daha fazladr. Fakat " = y" ile " = el" belirleme edatlar bir araya gelmedikleri ve bundan dolay "yennecm" v.s. denilemeyip

(Y eyyhennecm), y hze'l-Haris, y eyyhenns gibi araya veya gibi kelimeler konduu halde (y Allah) diye hemzenin yerinde kalmas ile yetinilmesi ve sonra bu kelimenin Allah'tan baka hi kimse iin asla kullanlmam bulunmasndan dolay "en-Necm, en-ns ve'l-ns" cinsinden olmadn gsterdiinden kelime ve mn itibariyle bu zelliin tercih edilmesi gerekmitir.

zetle " " ismi tremi veya baka bir dilden Arapa'ya nakledilmi deildir. Balangtan itibaren zel bir isim olarak kullanlmtr. Ve yce Allah'n zat btn isimler ve vasflardan nce bulunduu gibi " " ismi de yledir. Allah ismi ulhiyyet (ilhlk) vasfndan deil, ilhlk ve mabudiyet (taplmaya layk olma) vasf ondan alnmtr. Allah, ibadet edilen zat olduu iin Allah deil, Allah olduu iin kendisine ibadet edilir. Onun "Allah"l taplmaya ve kulluk edilmeye layk olmas kendiliindendir. nsan puta tapar, atee tapar, gnee tapar, kahramanlara, zorbalara veya baz sevdii eylere tapar, tapt zaman onlar ilh, mabud (kendisine taplan) olurlar, daha sonra bunlardan cayar, tanmaz olur, o zaman onlar da ireti alnm mabudiyet ve tanrlk zelliklerini kaybederler. Halbuki insanlar, ister Allah' mabud tansn, ister mabud tanmasnlar, O bizzat mabuddur. O'na herey ibadet ve kulluk borludur. Hatta O'nu inkar edenler bile bilmeyerek olsa dahi ona kulluk etmek zorundadrlar. Aratrma mantna gre iddia edilebilir ki, zel isimler ksmen olsun cins isimlerinden nce konulur. Daha sonra bir veya birka niteliin ifade ettii benzeme yn ile cins isimleri oluur. Bundan dolay her zel ismin bir cins isminden veya nitelikten alnm olduu iddias geersiz saylr.

ncs: Denilebilir ki, yukarda aklanan kullanma tarzndan, " " yce isminin Arap dilindeki zellii ve bundan dolay bir zel isim olduu anlalyor. Fakat byle olmas dier bir dilden alnm olmasna neden engel saylsn? Allah'n isimlerinin birden ok olmasnn caiz olduu da nce gemiti. Gerekten deniliyor ki branice'de "iyl" Allah demektir. nk Kd Beydv ve dier tefsircilerde bile "srail" Allah'n sekin kulu veya Abdullah mnsna tefsir edilmitir ki, hemzenin hazf edilmesi ile "isrl" ve y'ya evirilmesi ile "srayil" eklinde de okunur. Dier taraftan Sryanice'de "lha", Arapa'da "lh" da varm. Bundan dolay Arapa'da bu iki ismin birletirilmesi ile "illah" terkibinden "Allah" zel ismi vazedilmi olduu hatra gelir ki; "Allah" ilh melini hatrlatr ve "ilh'l-lihe" (ilhlarn) mabudlarn Allah' mnsn ifade eder.

Fakat byle bir mantk ilikisi, gerein byle olduuna delalet etmez. Byle olsayd mutlaka dil bunu bize bildirirdi. nk her eyden nce kelimenin ucme ve zel isim olmasndan dolay gayri munsarif ve belki mebni olarak kullanlmas gerekirdi. nk Ba'lebek, srail, Cebrail, brahim, smail ve benzeri zel isimlerin hepsi gayri munsarifdirler. Halbuki " " ismi mureb ve munsariftir. kincisi, hemzenin hazf edilmesi durumuna uygun ise de hemzenin sabit kalmas durumuna uygun deildir. nk Arapa'da "il" hemzenin kesri ile okuna geldii halde "Allah"da hemze stn ile okunur. Ve dorusu "l" "ilah" mnsnadr. nk " = ili" diye mzaf (tamlanan) oluyor. Sonra l, Allah demek ise ve ondan alnm olsayd "il lh" diye bir terkip dnmee ne ihtiya kalrd? Ksacas, Allah isminin dier bir dilden alnm veya tremi olduunu bu artlar altnda belirlemek mmkn deildir. Ve bu yce isim, lisan asndan da adnn sahibi gibi, bir ezeliyet perdesi iindedir. Ve btn bunlardan en basit bir mn edinmek iin sylenecek sz, hayret ve byklktr. Allahu ekber!

: "er-Rahmn"; Bu da yce Allah'a mahsus bir isimdir. Bunun zel bir mns vardr. Fakat zat ismi deil, sfat ismidir. Hem vasflanarak hem vasflanmadan kullanlr. Bundan dolay katksz isim ile katksz sfat arasnda bir kelimedir. Bunun iin cer edat ile geili olmaz, fiil gibi amel yapmaz. "Buna rahmandr." denilmez. Fakat izafetle (tamlama ile) "Dnya Rahmn" gibi amel eder. Byle olmas bu kelimenin fiil sfat deil, zat sfat olduunu gsterir. Ve byle sfatlara sfat- galibe (stn sfat) ismi verilir. Aslnda ierdii nitelie sahip olan her ahs nitelemek uygun olduu halde o sfatla sekin olan zel bir kii iin kullanlmas oka grldnden yalnz onun sfat olarak kullanlm demektir. stnlk bir derece daha kuvvet bulunca isim olarak da kullanlr ki, Rahmn byledir. Ve bu stn gelme ya gerekten veya varsaym eklinde olur. Eer nce genel olarak kullanlmsa ve daha sonra bir eye tahsis edilmesi gerekmise "gerek anlamyla"; eer nce genel olarak kullanlmas bizzat meydana gelmemi de dil ile ilgili bir kural gereince ise "varsaym anlamyla" denilir.

(er-Rahmn) ismi de varsaym taraf ar basan ve yalnzca Allah iin kullanlan bir zel isimdir. nk dil asndan (rahm) ve (rahmet)ten tremi ve srekli ve pek fazla acma mnsna gelen bir sfat- mebbehe kipidir ki ok merhametli, ok rahmet sahibi mnsna bir sfattr. Byle olunca da bu sfat kimde bulunursa ona (er-Rahmn) demenin kyas yoluyla mmkn olmas lazm gelir. Halbuki hi byle kullanlmam, rahmeti sonsuz, ezel

ve gerek anlamda nimet veren bir mnya tahsis edilmi olduundan dolay balangtan itibaren yce Allah'tan bakasna Rahmn denilmemitir. Ancak yalanc peygamber Mseylimet'l-Kezzb'a bir defa haddini aan yac bir air lmsz olarak "Sen rahmn olmaya devam ediyorsun." tabirini kullanm ve buna ramen (er-Rahmn) dememitir. Byle olduu halde slm dini asndan deil, dil asndan bile bu airin hata ettii belirtilmitir. Din asndan ise airin yanl bir ifade kulland haydi haydi sabittir. yle ise mutlak surette "Rahmn" yce Allah'a ait bir sfat ismidir. Bundan dolay aslnda sfat olmas itibariyle ok rahmet sahibi, pek merhametli, ok merhametli, gayet merhametli veya sonsuz rahmet sahibi diye tefsir edilebilse de zelliinden, isim olmasndan dolay tercemesi mmkn olmaz. nk zel isim terceme edilmez. zel isimlerin terceme edilmesi onlarn deitirilmesi demektir ve dilimizde byle bir isim yoktur. Bazlarnn Rahmn' "esirgeyici" diye terceme ettiklerini gryoruz. Halbuki "esirgemek" aslnda kskanmak, yazk etmek mnsnadr. "Benden onu esirgedin." denilir. Sonra kskanlann korunmas, saklanmas tabi olduundan esirgemek, onun gerei olan korumak mnsna da kullanlr. "Beni esirgemiyorsun." deriz ki, "Beni korumuyorsun." demektir. Fakat "Bana merhamet etmiyorsun." gibi, "bana esirgemiyorsun" denilmez. Bundan dolay esirgeyici aslnda "kskan" demek olacandan Rahmn'n geliigzel bir tefsiri de olmam olur. Elemlenmek, ac duymak demek olan acmaktan "acyc" da tatsz ve kusurludur, kuru bir acmak merhamet deildir. Merhamet, ac felaketini ortadan kaldrmak ve onun yerine sevin ve iyilii koymaya ynelik olan bir iyilik duygusudur ki dilimizde tamamen bilinen bir kelimedir. Biz merhametli sfatndan anladmz tatl mny brlerinden tam olarak anlayamayz ve hele pek merhametli yerinde "acyc, esirgeyici" demeyiz. Bunun iin eskilerimiz burada "yarlamak" fiilinden "yarlayc" sfatn kullanrlard. "Rabbim rahmeti ile yarlasn", "rahmetinle yarla ya Rabbi!", "Rahmetinle yarla kl ya gani (zengin)" gibi ki, bu kelimeyi hafifleterek "yarlamak" ve "yarlayc" denildii de olmutur. Ve aslnda "yar (dost) muamelesi yapmak" demektir ki, merhametin sonucudur. Fakat "yarlayc" da isim deil sfattr. zetle Rahmn "pek merhametli" diye noksan bir ekilde tefsir olunabilirse de terceme olunamaz. nk "pek merhametli", ne yalnz Allah iin kullanlan bir sfattr, ne zel isimdir, "Rahim" demek de olabilir. Sonra yce Allah'n rahmeti, merhameti; bir kalb duygusu, psikolojik bir meyil mnsna gelen bir iyilik duygusu deildir. Ftiha sresi tefsirinde aklanaca zere iyilii kasdetmek veya sonsuz nimet verme mnsnadr. Dilimizde de

rahmet bu mn ile bilinir, fakat bu ilgiden dolay "Rahmn" ismini "Vehhb = ok balayan" ismi ile kartrmak da uygun olmaz. Vehhb, Rahmn gibi zel isim deildir. Bundan dolay Rahmn, Vehhb veya Afvv (ok affeden) mnlarna gelen "balayc" sfat ile de terceme edilemez. Bu ismi ezberleriz ve tercemesi ile deil, tefsiri ile rahmet mnsndan anlamaa alrz.

: "er-Rahm" de sfat- mebbehe veya mbalaa ile ism-i fil olarak ikinci bir sfattr. ki sfatn farknn daha ak olmas iin burada ikincisi daha uygundur ki "ok merhamet edici" demek olur. Bu da yce Allah'n sfatlarndan biridir. Fakat yalnz sfat olarak kullanlr, mevsufsuz (nitelenen olmadan) tek bana kullanlmaz. Bundan dolay Rahmn gibi sft- glibe (genellikle sfat olarak kullanlan kelime) ve zel isim olmayp Allah'dan bakas iin de kullanlabilir ve fiil amelini yapar. Bandaki belirleme edat da bilinen zat iindir. u halde sfat terkibindeki kelimelerin ilki yalnz isimdir, ikincisi hem isim, hem sfat, ncs yalnz sfattr. kelimeden oluan sfat, zel isimden umum mnya doru almtr. Ve bu iki sfat, "Allah" zat ismine kalbimizde anlam kazandrmtr. Bunlar, Allah' grmenin ilk ceml tecellileridir.

Gryoruz ki; (Rahmn, Rahm) ikisi de rahmet masdarndan mbalaa (pek okluk) ifade eden birer sfat olmakla beraber aralarnda nemli farklar vardr. Bu farklar gstermek iin mfessirler epeyce aklamada bulunmulardr. Biz u kadaryla yetineceiz: Yce Allah'n Rahmn oluu, ezele (balangc olmaya), Rahim oluu ise l yezale (lmszle) gredir. Bundan dolay yaratklar, yce Allah'n Rahmn olmasyla balangtaki rahmetinden, Rahim olmasyla da sonuta meydana gelecek merhametinden doan nimetler iinde byrler ve ondan faydalanrlar. Bu noktaya iaret etmek iin dnyann Rahmn', ahiretin Rahm'i denilmitir. Aslnda yce Allah, dnyann da, ahiretin de hem Rahmn', hem de Rahm'idir. Ve bu tabir de eski limlerden nakledilmitir. Fakat her ikisinde ncelik itibariyle Rahman, sonralk itibariyle Rahim olduuna iaret etmek iin dnya Rahmn' ve ahiret Rahmi denilmitir ki, "hem mminlerin, hem kfirlerin Rahmn', fakat yalnz mminlerin Rahm'i" denilmesi de bundan ileri gelmektedir. "Allah mminlere kar ok balayc, ok merhametlidir." (Ahzb, 33/43).

Bu hususu biraz aklayalm: Rahmn, yce Allah'n bir zel ismi olduundan dolay ezeli ve lmszl iine alr. Bundan dolay, bu cins rahmet, merhamet ve nimet vermenin kullardan ortaya kmas dnlemez. Rahim ise yalnz Allah'a ait olmadndan sonsuzluu gerektirmez. Ve bundan dolay

byle bir merhametin ve nimet vermenin kullar tarafndan da yaplmas dnlebilir. Demek Rahmn'n rahmeti bir arta bal deil iken, Rahm'in rahmeti arta baldr, arta bal olarak gerekleir.

Rahmn olmann Allah'a mahsus olmas ve ondan bakasna ait bir zellii ilgilendirmemesi ve ancak izafet ile amel etmesi, btn lemlerde bir eyi art komadan genel bir mn ifade eder. Yce Allah Rahmn olduu iin ezel rahmeti umumdir. Her eyin ilk yaratl ve icadnda alm olduu btn ftr kabiliyet ve ihsanlar Allah'n Rahmn oluundan kaynaklanan izaf olulardr. Bu itibarla iinde rahmet izi bulunmayan hibir varlk dnlemez. Fakat varlklarn ilk yaratllar yalnz Allah vergisi ve cebrdir. Yani hi kimsenin almas ve seimi ile deil, yalnz Rahmn'a dayanmakla meydana gelir. Tan ta, aacn aa, insann insan olmas byle zorlayc bir rahmetin eseridir. Bu gr asndan kinattaki her ey Rahmn'n rahmetine gark olmutur. Bundan dolay Allah'n Rahmn oluu btn varlk iin gven kayna ve hepsinin mididir. Gnden yeryzne, gkcisimlerinden molekllere, ruhlardan cisimlere, canlsndan canszna, tandan aacna, bitkilerinden hayvanlarna, hayvanlarndan insanlarna, alanlarndan almayanna, itaat edeninden isyan edenine, mmininden kfirine, Allah'n birliine inananndan Allah'a irk koanna, meleklerinden eytanna varncaya kadar lemlerin hepsi Rahmn'n rahmetine gark olmutur ve bu itibarla korkudan kurtulmutur. Fakat bu kadarla kalsa idi, ilim ile bilgisizliin, hayat ile lmn, alma ile bo durmann, itaat etme ile isyan etmenin, iman ile kfrn, nankrlk ile krn, doru ile erinin, adalet ile zulmn hi fark kalmam olurdu. Ve byle olsayd kinatta iradeyi gerektiren i ve hareketlerden hibir iz bulunmazd. lim ve irade ile, alma ve abalama ile ilerleme ve ykselme imkan ortadan kalkard ve o zaman hep tabi olurduk, tabiatlardan (Natralistlerden), cebriyecilerden olurduk. Hem kendimizi, hem de Allah Tel'y yapt eylerde mecbur grrdk. Tabiat, rahmetin gereine mahkum tanrdk. nk ne onun, ne bizim irade ve seme hrriyetimizden bir iz bulamazdk, duyduumuza gidemez, bildiimizi ileyemez, arzularmzn yanna varamazdk, btn hareketlerimizde bir ta veya bir topa gibi yuvarlanr durur veya bir ot gibi biter, yiter giderdik. Ahlata armut, idris aacna kiraz, limona portakal, Amerikan ubuuna avu zm alayamazdk; tarlamza ekin ekemez, ekmeimizi piiremez, rzklarmz, elbisemizi ve dier ihtiyalarmz sanatlar ve ustalklar (meslekler) vastas ile elde edemezdik; gklere kmaya zenemez, cennetlere girmeye are bulamazdk; hayvan gelir, hayvan giderdik. Bu artlar altnda ise Allah'n Rahmn

oluu mutlak bir keml olmazd. Bundan dolay yce Allah'n kendi irade ve istedii ekilde davranmasn gstermesi ve onun bir eseri olarak irade sahibi varlklar yaratmas ve onlar gzel irade ve isteklerine gre terakki ettirerek rahmetinden nimet iinde bymeleri ve ondan faydalanmalar ve aksi takdirde ise kt irade ve almalarna gre nimetlerden mahrum etmekle, onlar elem ve ceza ile cezalandrmas, o iradelerin toplamnn kendi iradesi ile uyum ve ahengini salamas ve onlara da rahmetinden bir pay vermesi hikmet gerei olurdu. te tabiata ait bir hikmetin deil, ilh bir hikmetin eseri olan bu mkemmellik gereinden dolay yce Allah, Rahmn olmasndan baka bir de Rahim olmakla vasflanm ve Rahmn oluunun rahmeti kendisine ait iken Rahim olmasyla rahmetinden irade sahiplerine de bir pay vermitir. Ana kular, Rahmn'n bir eseri olan yaratltan var olan igdleri ile yavrularnn banda kanat rpar, ahlkl insanlar da Rahim olma etkisiyle hayr ileri zerinde acma ve efkatle yarrlar. Bitkilerin, hayvanlarn anatomisi ve uzuvlarnn faydalaryla ilgili ilimlerde Allah'n Rahmn oluunun nice inceliklerini grr, okuruz. Ahlk ilminde, insanlk hayatnn olgunluk sayfalarnda, peygamberlerin, velilerin menkbelerinde byk insanlarn biyografilerinde de iradeyle ve allarak kazanlan ilerde Rahmiyetin etkilerini okuruz. Balangta alana, almayana bakmadan varlk lemine gndermek ve o ekilde idare etmek Rahmn oluun bir rahmetidir. Daha sonra alanlara altklar maksatlarn da ayrca balamak Rahm oluun bir rahmetidir. Demek ki; Rahmn oluun rahmeti olmasayd biz yaratlamazdk, yaratltan sahip olduumuz sermayeden, Allah'n balad zaruri yeteneklerden, en byk nimetlerden mahrum kalrdk. Allah'n Rahim oluundan gelen rahmeti olmasayd yaratltan var olan kabiliyet ve ilk yaratl durumundan bir adm dahi ileri gidemezdik, nimetlerin inceliklerine eremezdik. Allah'n Rahmn oluu mutlak mitsizlie, genel mitsizlie imkan brakmayan bir mutlak mit, bir ezeli ltufdur. Allah'n Rahim oluu ise; zel mitsizliin cevab ve zel emel ve maksatlarmzn, abalama ve faaliyet gstermemizin zaman ve sorumluluumuzun mkafat olan bir arzunun sebebidir. Demek ki, Allah'n Rahmn oluunun karsnda dnya ve ahiret, mmin ve kfir eit iken Rahim oluunun karsnda bunlar ak bir farkla birbirinden ayrlyorlar. Yani "Bir blk cennette, bir blk de atetedir." (r, 42/7) oluyor.

te dnya ve ahiretin Rahmn' ve ahiretin Rahm'i, yahut mmin ve kfirin Rahmn', mminin Rahm'i denilmesinin sebebi budur. Rahmetli eyh (Muhammed) Abduh'un lgatta bu mnlara iaret yoktur zannetmesiyle eski

alimlerin bu terimlerle gsterdikleri farklar ihmal etmesi doru deildir. nk "Rahmn" lgatte de Allah'a ait olan sfatlardandr ve bir fiille balants yoktur. Ezellik (balangc olmama) bildirir ve balang noktasna bakar. Rahim'de ise bu zellik yoktur ve bir fiille balants vardr. Demek ki, zevalsizlikte geerlidir. Rahmn'n rahmeti, balangta iyilii dilemeye ynelik Allah'n zatna ait bir sfattr. Rahm'in rahmetinin de sonunda iyilik yapmaya ynelik bir fiil sfat olarak kabul edilmesi en gzel grtr. u halde Rahmn ile Rahim, rahmetin deiik birer mnsn ihtiva etmekle birbirlerinden birer yn ile stn olmu oluyorlar. Demek ki Rahmn, Rahim sfatlar yalnz bir pekitirme (te'kid) iin tekrar edilmi deildirler. Ve her birinin kendine mahsus zel bir mns ve bir mbalaa yn vardr. Bir taraftan Rahmn'n rahmeti en stndr. nk her yaratlma izafe olur, dier taraftan Rahm'in rahmeti en stndr. nk brnden (Rahmn'dan) daha fazla fiil bir feyiz ve bereketi iine almakta ve Allah'a vekaleten kullarnda da bulunur. Baz tefsirlerde de buna iaret edilerek Rahmn'n rahmeti yce nimetler, Rahim'in rahmeti ise nimetlerin incelikleri ile ilgilidir derler. Rahmn'n kullanl zel, ilgi alan ise geneldir. Rahm'in kullanl alan genel, ilgi alan ise zeldir ve ite yce Allah byle katmerlenmi bir rahmet sfat ile vasflanmtr ve bunlar, insanlardan mitsizlik duygusunu silmek ve onun yerine sonsuz bir iyimserlik duygusunu kurmak iin yeterlidir. Genel bir ekilde istenen iman ve gven duygusunun ruhu da budur. Rahmn, Rahm olan Allah' inkr eden kfir istedii kadar mitsiz olsun, fakat mminin mitsiz olmas iin hibir sebep yoktur. "Sonu gnahlardan saknan mttakilerin olacaktr." (Kasas, 28/83). Ve besmeleden alnacak ilk ilh feyz bu sevintir.

BESMELE'NN TERKB: Besmele grnte bir izafet tamlamas ile iki sfat tamlamas ve banda bir ilgi edat ilikisinden birlemi, bamsz bir tam cmledir. Gerekte ise bu balantnn ifade ettii hazfedilmi ve (mukadder) szn geliinden anlalan tam bir balant ile gayet ksa, z ve ak anlaml tam bir szdr. " " bir izafet tamlamas, "" bir sfat tamlamas, " " dier bir sfat tamlamasdr. smin Allah'a izafeti, "lm" veya "min" edatnn gizli bulunduu izafet olabilir ki, birincisinde "Allah'n ismi", ikincide ise "Allah ismi" demek olur. Birincisinde sfatlar izafetten nce; Rahmn ve Rahim sfatlar ile vasflanan "yce Allah'n ismi ile" gibi veya izafetten (tamlamadan) sonra; "Yce Allah'n ismi ile ki o hem Rahmn hem Rahim sfatlar ile nitelenmitir." gibi bir mn dnlebilir. Fakat ikincide ( aklama tamlamasnda) "Allah" ismi tamlamadan nce sfatlaryla birlikte

dnlp topluca bir isim gibi zikredildikten sonra isim kelimesini aklamak iin ona mzfn ileyh (tamlayan) klnm olur. Ve bu ekilde zikretme durumunda sfatlar yalnz lafzn sfat olarak zikredilmezler. Ancak irb anlatmaktan vazgeerek ve zat isminin nemini iyice aratrmak iin bir izafetin irb kelimeye datlm bulunur ki, buna zaruri irb ismi verilir. (lm)'n gizli olduu izafette "" balang kabul edilir ve mn asndan mutlak (kaytsz) kalr. (min) aklama ifade eden izafette ise "" kendisinden sonra Rahmn ve Rahm sfatlar, gelen "Allah" ismi ile aklanm olur. Tefsircilerin ou birincisini (lm'n gizli bulunduu tamlamay) tercih ediyorlar. nk onda hem irb aktr hem de isimler ve sfatlarn mns bizzat kasdedilir. sim kelimesinin mn asndan mutlak (kaytsz) kalmas da iaret yoluyla zel isim ile balanm olur. Bazlar ise Lebid'in "... Gelecek yla kadar, sonra selam ismi zerinize olsun" msrandaki "ism's-selam" gibi aklama ifade eden izafeti tercih etmilerdir. nk mevlid sahibi (Sleyman elebi) "Allah ad" derken bunu gz nnde bulundurmutur. Bundan anlalr ki, besmelede " " izafet tamlamasn syleyenin maksadna gre "Allah'n ismi" veya "Allah ismi" mnlarndan her birine uygun decek ekilde bunlardan biri ile terceme edildii zaman bu ok mnl olmas ortadan kalkmaz. Allah zel ismi ve "Rahmn" zel sfatnn da tercemelerinin -deitirmek ve bozmak olacandan mmkn olmadn gstermi idik.

te iki sfat ilgisi ile bir tamlama ilgisinden oluan terkibi bandaki " = b" edat ile dolayl bir nesne veya bir hal meydana getirip gizli bir fiil cmlesinin failine balanarak tam ve tafsilatl bir szn beli (dzgn ve sanatl sz) ve ksaltlm olmutur. Burada hazf edilmi (gizlenmi) olan fiil besmele eken kimsenin teebbs edecei okurum, yazarm, yerim, ierim, kalkarm, otururum, balarm v.s. gibi bir fiildir. Herhangi bir kimse balamak zere olduu maksadn kalbinde gizleyerek besmeleyi eker ve Allah'n ismini iinin bana ara vermeden yaptrabilir. te bu genel fayday temin etmek iin cmlenin iki unsuru olan fiil ve fil hazf edilmilerdir. Bu hazf etmeye dellet eden ipucu " = bi"dir. Konuan ahsn, durumuna ve yerine gre hazf edilen fiil ve faili belirlemek iin ipucu olur. Byle hazifler Arapa'da ok olduu gibi dilimizde de vardr. Mesela misafiri uurlarken "devletle, selametle"; "devlet ve selametle", "erefle" gibi ve iyi bir gelecek dileyen szlerle yahut "uurlar olsun" deriz ki, "gidiniz" fiilini kalbimizde gizleyerek bir kelimeden bile tam ve dzgn bir cmle yaparz ve kendisine hitab ettiimiz kimse de bunu aka anlar. Bunlarn dier fiillerde de benzerleri oktur: "Falan adna", "falan erefine"

ki "yapyorum", "yiyorum" demek olduu gibi, ayn ekilde "shhat ve afiyetle yiyiniz" demektir.. v.s. te besmele de bunlara benzer. Fakat burada hazf edilmi fiil, besmelenin sonunda var saylmaldr. Yani " = bi" bal bulunduu fiilden nce gelmitir. Geri Arapa'da Trke'nin tam tersine sz tamlayan kelimelerin sonradan gelmesi gerekir. "...Rabbinin adyla oku." (Alk, 96/1) gibi. Fakat cmlenin son ksmnda gelmesi gereken tamamlayc unsurlar cmlenin ba tarafna getirmek bir nem ve zellik ifade eder. Gerekten 'deki emir aslnda okumaya ynelik olduu iin, cmledeki en nemli unsur okumak iken 'de en nemli olan husus, Allah'n ismini okumak v.s. gibi hususlar, giriilecek iten nce zikretmektir. Ve ite bu ne alma, yardmn yalnzca Allah'tan dileneceini belirtmek ve mny yalnzca ona ait klmak iindir. nk bilindii gibi her millet en nemli iine, byklne inand bir isim ile balar. Arap mrikleri de szlerine veya ilerine "Lt'n ismi ile", "Uzz'nn ismi ile" gibi putlarndan birinin ismi ile balarlard. nsanlar arasndaki al veri ve dier ilerde, zellikle al trenlerinde ve zel programlarda "falancann adna, falann erefine" gibi bunun deiik rneklerini grrz. te besmelede fiilin cmlenin sonuna braklmasyla Allah'n isminin ne alnmas btn bunlar red etmekle, balamay yalnz Allah'n ismine tahsis etmek iindir ki, "Ne kendim ve ne bakas yani akla gelebilen hibir isim ile deil ancak yce Allah'n ismi ile u iime balarm, balyorum." demektir. Bundan dolay besmele bu ekilde bir de tevhid mnsn iermitir. Trke asndan ise cmlenin tali unsurlarnn fiilden nce ve fiilin tabi olarak cmle sonunda gelmesi gerekli olduundan tahsisi anlatma ekli deiir ve "balarm Allah'n ismi ile" demek gerekir. Bu anlatm tarznda ise anlatma fiilinin gerek fiil ile beraber olmas temin edilmemi olur. O halde "Allah'n ismi iledir ki, balarm, okurum, kalkarm, giderim." gibi bir anlatm tarz takdir edilebilirse cmleden bu beraberlik anlalr. Fakat hazf edilen fiilin "der ki balarm" eklinde olduuna dilimizce ipucu bulmak zordur. Zikir halinde ksaltmadan anlalan btn faydalar ortadan kaldrlm ve baya bir sz sylenmi olur.

Bu aklamadan sonra da besmelenin dilimize gre mmkn farz edilebilecek tercemesi u ekillerden biri olmas gerekir:

1- ok merhamet edici bir Rahmn olan Allah'n ismi ile, (lm mnsna olan tamlama)

2- Rahmn, Rahim olan Allah'n ismi ile (lm mnsna olan tamlama)

3- Rahmn- Rahm olan Allah ismi ile (yahut ad ile aklama tamlamas )

4- Rahmn Rahim olan Allah adna.

Fakat ilk bakta bu drt eklin her birindeki "olan" sfat balac, yanl bir anlamaya yol ayor. nk "olmak" fiili dilimizde hem var olma, hem de durumun deimesi mnlarnda ortak olarak kullanldndan dolay; nceden deil imi de sonradan Rahmn- Rahim olmu, sonradan meydana gelmi gibi bir mny ifade edebilir. Olan yerine bulunan kelimesini de bala olarak kullanmak iyi olmuyor. Bundan dolay bu balacn drlmesi ile;

5- "Rahmn, Rahim, Allah'n ismi ile, veya;

6- Rahmn, Rahim Allah ismi ile" demek daha doru olacaktr. Bunda da Allah zat isminin en nemli olan ne alnmasna riayet edilmemi ve neticede araya giren fiil ile rahmetin aras alm olur. Bundan dolay Allah ismini sfatlar ile beraber bir isim gibi anlatarak;

7- Allah-i rahmn-i rahim ismi ile, veya;

8- Allah-i rahmn-i rahm'in ismi ile, denilirse dorudan Allah ismi balang yaplm olacak ve bununla beraber rahmet balants yine temin edilemeyecektir. Bunu "Allah, rahmn, rahim ismi ile" eklinde sylemek dilimize gre hepsinden akc olacak ise de; bunda da bir teslis phesi akla gelebilir. Geri ismi ile denilip, isimleri ile denilmemesi bu pheyi ortadan kaldrmak iin yeterlidir. Ve ayn zamanda isimlerin ve sfatlarn birden ok olmas zatn birliine engel deil ise de byle teker teker saymak eklinde ismin birer zat ismi gibi dnlmesi hemen akla geleceinden bunlar sfat "i"si ile birbirine balayarak bir kelime gibi okumak daha gvenli olacaktr. Fakat bunda da terkiplerin birbiri ardnda gelmeleri kukusundan kurtulamayacaz.

O halde ne tek tek kelimelerini ve ne de terkiplerini tam olarak terceme etme mmkn olmayan ve hele belaat ynlerini, beyan ahengini nakletmek hibir ekilde mmkn olmayan, dudaktan balayp btn karn dolatktan sonra yine dudakta sona eren harflerinin tatl dzeni bile bal bana mkemmel ve esiz olan ve bununla beraber her mslmann ve her Trk'n ok iyi bildii ve az ok anlad bir vecize anlam bulunan besmeleyi bir "ile" veya "adyla" ifade tarz hatr iin terceme etmeye kalkmayp, her zaman aslna gre sylemek ve bu gibi aklamalar ve tefsirlerle de mnsn dnmeye almak kanlmaz bir itir. Bundan dolay her eyin anahtar ve bir tevhid (Allah'n birliinin) yeti olan " " kymetli ve ahenkli szn, Allah'n birliine inanan kimseyi mrik durumuna drecek olan mnsn

andran "esirgeyici balayc tanr adyla" gibi beenilmeyen tercemelerle bozmaya zenmekten saknmaya mecburuz.

BESMELE'NN YCE TEFSR: Anladk ki besmeledeki kelimelerin sralannda en fazla etkili olan nokta bataki " = b" harfidir. "Ba" harfi sayesinde biz Allah'n ismine ularz. Btn varlklarn ve varlklarn gelimesinin ilk balang noktas ve tek istei olan "Allah-i rahmn- rahm"in ismini; kalbimizde niyet ettiimiz ve henz meydana gelmesini grmediimiz, yapmay kasdettiimiz iimize balayarak kelimeleri ksa, mns dnyay kaplayan bir zl sz syleyebilmemize vesile olan ancak bu " = b"dr. imizde istediimizi yapmakta ne kadar serbest olursak olalm, yaptmz eylerin tam sebebi olmadmz bir gerektir. nk bizim isteklerimiz, varlk zincirinin kesin bir ilk snr deildir, onun ak iinde bir deime andr. Ve bunun iin biz btn iradelerimizin istek ve dileklerimizin aksamadan ve skntsz meydana geldiini grmyoruz. Demek ki baarlarmz, hereyin ilk sebebi ile isteklerimiz arasndaki mnasebetin bereketine baldr ki, bu bereket balangta Rahmn'a ait, sonunda Rahim'e aittir. Biz ister bilelim, ister bilmeyelim kinatta bu oran, bu ciddiyet, bu iliki, bu balant btnlk arzeden genel bir kanundur ve eyann varolmas, bu kanunun meydana kmasdr. te besmele " =b"s ile bizde bu kanunu anlalr hale getiren bir szl etkendir. Bu hiss parltsndan kastedilen en son hedef bu varolu noktasdr. Bu adan besmelenin tefsirinde odak noktas " = b"dr ve bundan dolay besmelenin mns " = b"dadr. B'nn srr da noktasndadr denilir. Bu hikmete ve bu kanuna iaret etmek iindir ki, Trk airlerinin vn kayna olan Hkn Hilyesi'nde:





"Eer besmele yazlnda uzatlmasayd hi eya cinsi meydana gelir miydi?" demitir.

En byk mfessirler diyorlar ki: " = b"nn buradaki bititirme mns ya snma ve beraberlik veya yardm dilemektir. Yani hafzamzda meydana gelen iliki "Allah-i rahmn-i rahim" ismine bir snma ve beraberlik hissi veyahut isminin ve (Rahman, Rahim) sfatlar ile isimlendirilen ve delalet ettikleri mnya gre Allah'n rahmetinden medet ve yardm isteme hissidir ki, birincisinde besmele ibaresi gramer asndan "hal" , dierinde dolayl tmle olur.

Merhum eyh Muhammed Abduh Ftiha sresinin tefsirinde zikretmeye

deer bir mn daha yazm ve yle demitir: "Btn milletlerde ve bu cmleden Arap milletinde de bilindii gibi birisi bir reis veya byk bir zat hesabna -ve kendi ahsndan bahsetmeden- yalnz onun iin bir i yapmak istedii zaman "falann adna" der. Ve o zatn ismini syler ki "O ve onun emri olmasayd ben bu ii yapmazdm ve yapamazdm." demek olur. Bunun en ak rneini devlet mahkemelerinde grrz. Hakimler gerek szl hkmlerinin ve gerek ilmlarnn banda "falan hkmdar adna veya falan reis adna" baln sylerler. te bunlar gibi bir mslman da "u ie balyorum" derken "Ben bu ii kendim iin deil, Allah adna, onun emri ile ve ancak onun iin yapyorum." demi olur.

Bu yoruma gre besmelenin meli "Rahman Rahim Allah adna" demek oluyor ki, bunun da " = b"daki snma mnsyla ilgisi bulunur. Fakat bunun ksacas bakas adna yapmay itiraf etmektir. Bir ie balarken "falan adna" demek "Ben bunu ona isnad ederek, onun yerine, onu temsil ederek, onun bir aleti olarak yapyorum, bu i gerekten benim veya bakasnn deil, ancak onundur." demek olur. Bu da vahdet-i vcud dncesi ile ilgili bir (fen Fillah) durumudur ki, ancak peygamberlik, velilik, hakm olma ve tasarruf sahibi olma gibi zel manevi makamlarla ilgilidir. Ve bundan dolay yalnz sre balarnda bulunmasndan dolay besmelenin bir mns olarak gsterilebilirse de slm hukukunun genel olan ve kiinin ahsiyet payn yok etmeye deil, canlandrmaya ynelik bulunan faydalanma ve istifade etme makamlarna tatbik olunamaz. Mesela yemee balarken besmele ekmek snnettir. Halbuki "Allah adna yemek yiyorum." demek pek ho deildir. Bunda yalnz "Allah'n ihsan ettii yemei yiyorum." mns anlalabilseydi doru ve uygun olurdu. Fakat yedirmekte deil, yemekte Allah'a vekillik yapmak anlamsz ve edebe aykr bir sz olur. Hatta "Allah adna ibadet ediyorum." demek de doru deildir. nk ibadet Allah'a yaplrsa da Allah adna, O'nun yerine deil, kulun kendi vekilliini kuvvetlendirmek iin kendi adna bizzat kendisi tarafndan yaplr. Halbuki "Falancann adna istiyorum." diyen bir vekilin, bir elinin veya "Falancann adna hkmediyorum." diyen bir hakimin makam byle deildir. Orada kendi ahsiyetinden tecerrd ederek istekte bulunmasnda veya karar vermesinde bir tek vcud gibi olduunu meydana karr. Mesela o hkim, bal olduu hkmet bakannn ahsiyeti iinde kendi ahsiyetini eritmekle yetki ald kaynan asl olduunu ve onunla bir vcud gibi olduunu ilan etmi olur. Bu da peygamberlik,

velilik, hikmet sahibi olmak ve manevi gce sahip olmak gibi zel manevi makamlardan birinde bulunan mslmann ekecei besmeleye uygun olabilirse de besmele ekilmesi uygun ve mstehab olan her yerde uygulanmas mmkn deildir ve bundan dolay, besmelenin genel bir mns olamaz.

Halbuki yukarda akland zere "Bismillahirrahmanirrahim, her kitabn anahtardr." "Bismillah ile balanmayan nemli ilerde baarya ulalmaz." gibi hadis-i erifler bize besmelenin slam'a uygun olan her iimizin banda anahtar olabilecek bir genel anlamn hatrlatmaktadr. Bu da tefsir limlerinin akladklar iki mndan biri olabilir. Bununla beraber Kur'n'n, Kur'n srelerinin inii, okunmas ve yazlmas asndan bunlarn banda besmelenin bulunduunu gz nnde bulundurarak onun mnsnda eyh Muhammed Abduh'un yapt yorum ve aklama doru olduu gibi, zel yerlerde de kayda deer bir nem tamaktadr.

FAYDALI BR NOT: Besmele ekerken zerinde durmak noksan ve irkin, deyip durmak yeterli ve doru yine yeterli ve doru. tam bir vakftr.

BESMELE'DEN IKAN HKMLER: Kur'n yazarken "Tevbe" sresinden baka sre balarnda yazmak farzdr. Hayvan keserken veya ava silahla ate ederken sadece demek de farzdr. Kastl olarak besmele terk edilirse o hayvann eti yenmez. Fakat besmele unutulursa bir sakncas yoktur. "(Kesilirken) zerine Allah'n ad anlmayan hayvanlardan yemeyin." (En'm, 6/121). Bunda ve bu gibi baz yerlerde denilmemesi snnettir. Namaz dnda Kur'n okumaya balarken sre balarnda ise demek, (Ez-besmele) limlerin ouna gre snnettir. Bu cmleden olarak At gibi baz imamlara gre vacibdir. Yalnz "Tevbe" sresinde besmele okunmaz. ki sre arasnda ise iki kret vardr. Bizim sm kretinde besmele okumak mendubdur. Kur'n okumaya balamak, sre bandan deil de ortasndan veya sonundan ise "Ez-besmele" okumak mendubdur. Yukarda akland zere namazda biz Hanefilere gre Ftiha'dan nce gizlice "Ez-besmele" okumak snnet, filere gre gizli veya sesli besmele ekmek farz; Mliklere gre okunmamas mendubdur. ki sre arasnda ise biz Hanefilerce de byledir (mendubdur).

Kretten baka dier nemli ve slm'a uygun ilerde veya ile balamak iin nem derecesine gre ya mendub veya snnet veya vacibdir. Bu konuyla ilgili uzun uzadya aklama kret ve fkh kitaplarna aittir. leride konuyla ilgili yetlerin tefsirlerinde de gerekli aklamalar yaplacaktr. stize (Ez billahi mine'-eytnirracm demek) konusu, "Kur'n okumak istediin zaman kovulmu eytandan Allah'a sn." (Nahl, 16/98) yetinde; besmeleden daha genel olan tesmiye konusu "Yaratan Rabbinin adyla oku." (Alk, 96/1) yetinde; hayvan keserken besmele okuma konusu da En'm sresinde (6/121) inaallah aklanacaktr. Neml sresinde de (27/30) yine besmele ile ilgili aklama yaplacaktr.

ZETLE: Ltuf ve ihsan herkesi ve hereyi kuatan Allah (c.c.), byk dostu anl peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz'i "Ve Sen byk bir ahlk zerindesin." (Kalem, 68/4) ve "(Ey Muhammed), Biz seni ancak lemlere rahmet olarak gnderdik." (Enbiya, 21/107) ereflendirmesiyle bahtiyar klmak iin "Ruh-i emini = Hz. Cebrail'i" ile "hakk- mbinini = her eyi apak aklayan Kur'n- Kerim'i" indirirken hereyden nce onun seimine, slahna ve terbiyesine nem vermi. lh yardma mazhar klm ayrca kendisine balln gstermek ve ilh ismini ne almak sureti ile balamann kutsal edebini rettii gibi bunu tatbik etmek iin de btn gnlleri midin balangc ve emellerin en son noktas Rahmn olan Allah'n yardm ve Rahim olan Allah'n rahmetini varlk leminin btn grntlerinin en byk kanunu bulunan ilhlk ve kulluk ilikileri altnda, apak bir dil ile Allah'n birliini ifade etme, gayet ksa ve ksa olmas ile birlikte son derece derli toplu ve olaanst akc ve ak bir beyan slubu iinde zetleyen dsturunu, her eyin bir anahtar gibi ihsan etmi ve sonra bu kanunu ve bu edeb ve terbiyeyi btn slm mmetinin kitaplar, yaztlar, Kur'n okumalar, nutuklar ve dier nemli ileri ve ihtiyalarnn banda iktibas edecekleri ve uyacaklar kymetli bir gelenek klmtr. Gerekten Resl-i Ekrem Efendimiz'in hadis-i eriflerinde de yle buyurulmutur: "Besmele her kitabn anahtardr". Bundan baka "Besmele ile balanmayan her mhim i sonusuz kalr." Mutlaka Allah Tel'nn ismi ile balanmayan herhangi bir i, onun yce huzuruna sunulamaz, sunulamaynca da sonusuz, tamamlanmam kalr.

Demek ki, bize ile Allah kitabnn yle bir anahtar verilmitir ki, biz bunda Kur'n ilminin ksaca konusunu, gayesini bulacaz ve nce

Ftiha'da, ikinci olarak birbirinin ard sra Kur'n'n btn srelerinde bunun Sidre-i mnteh'y geen manev srlarnn ortaya kmasn etraflca greceiz. Bu manevi srlarn grnmesinde Kur'n'n sreleri ve yetleri arasndaki tertip ve ilikiler, sade ince ve nazik edebiyatla ilgili bir zevki deil, derin ve geni bir hikmet ilminin bile hesaba smaz tertip ve dzen ekillerini iine almaktadr. O baz yabanclarn zannettikleri gibi, yalnzca gzle grld ekilde uzun, orta ve ksa yazlma gibi maddi anlamda ve matematiksel niceliklerin ifadesi deildir. Onun iinde sonsuz boyutlaryla gelien bir hayatn paralar ve unsurlar arasndaki tabii ve gzel nicelik ve nitelik ilikilerinden baka, duyarl bir kulan gzel ahenklerine, kalblerde uyanan duygularn, sezilerin eitli niceliklerine, akl ve mantkla ilgili anlaylarn salam hikmetlerine uygun den, saylamayacak kadar manevi ilikiler parlyor ki, gkteki lker yldz ile dnyamz arasnda genel ekim kanununun zel ilikisi tamamen llp ilm olarak hesapland zaman bile Kur'n yetleri arasndaki ilgi ve uyum yine sonsuzluunu koruyacaktr. "De ki: Rabbimin szlerini yazmak iin deniz mrekkep olsa, Rabbimin szleri tkenmeden nce deniz tkenir. Yardm iin bir o kadarn daha getirsek (yine yetmez)." (Kehf, 18/109).

Kur'n'n sreleri, yetleri rastgele bir tesadfn veya sadece airane bir duygunun gc ile ortaya kvermi kark bir divan deil, o batan baa gibi geni anlaml tek bir cmle ve belki fasih bir kelime dzeninde salam bir uyum ve ok hikmetli bir beyan ve slup ile inmi ilah bir szdr. Banda sonunda bulunur. te Kur'n'n btn beyan dizisi bu balang ve sonu arasndaki balantlarn anlatlmas gibi, yce Allah'tan, grnen ve grnmeyen btn yaratklarna ve zellikle insanlara gelen ve insanlardan yce Allah'a giden varlk ve hayat ilikilerinin sonsuzluk zevkiyle tadlandrlm salam bir anlatm tarzdr. Baknz ve ve hep birer fasih szdr ki, Hz. Ali'den rivayet edilen bir hadise gre, her hatimde byle okuruz ve buna (halli mrtehil=dnyadan gen kimsenin g) denilir ki bu bize, len kimsenin varlk leminden ilikisinin bsbtn kesilmediini anlatr. Buna bilimsel bir rnek olarak astronomi ilmini gsterebiliriz. Bugn biliyoruz ki; astronomi ilminin btn konusu, ekim kanununu anlatmaktr. lim dilinde biz buna ve daha dorusu bu itibarla "gk cisimleri"ne astronomi ilminin konusudur deriz. Yalnz gk cisimleri ve parack ynlar arasndaki karlkl ilikileri anlatan ve genel ekim kanunu adyla birletikleri

bu ynle biz, kinatn otomatik hareketlerini, cisimleriyle gezegenlerin birbirini ekmelerini ve itmelerini ve bu arada gkcisimlerinin hareket etmesinden ve durmasndan; inme ve ykselmesinden; birbirine yaklama ve uzaklamasndan; arpma ve patlamasndan meydana geldiini kabul ettiimiz kinatn ekli zerinde dnrz ve gezegenlerimizin durumlarn bir dereceye kadar hesap ederiz. Fakat bununla varlk lemiyle ilgili btn kanun ve dzenlerin tamamn kavrayan bir bilgi seviyesine erdiimizi iddia etmeyiz. Astronomi ilminin konusu dnda kalan daha nice ilim ve fen konular vardr ki; doru bir snflandrmada astronomi ilmi onlarn tali bir dal halinde kalr. O, nce saysal matematiin ve aratrma teknikleriyle mantk kurallarna bal ilkelerin etkisi altndadr. Bundan dolay, onun ekimi tam anlamyla hereyi kapsayan genel bir ekim deildir. Gerekten astronomide ne gk cisimlerinin zerreleri veya tek tek paralar arasndaki atomlarn ekimi veya tek tek paralarn birbirine tutunmalar ve btnlemeleri gibi kimyasal ilikileri, ne canlln gelimesini anlatan beslenme ve remesindeki organik ekimi; ne nefsin iyilik ve ktlk arasndaki sevgi ve nefret, ehvet ve fke gibi meyillerini ve heyecann anlatan vicdanla ilgili ilikileri; ne duygusal izlenimleri ve hayal gcyle elde edilebilen tasavvur ve tasarmlar dile getiren ve onlar belli sentezlere kavuturup anlalabilir misaller halinde sunan bir zellik grrz. Madde aleminin kendisinde insan zihninin tasavvur gc ve dnce kalplar ile realiteyi znden kavrama ve ondaki gereklik payn anlama ve anlatma zellii demek olan bilgi edinme kabiliyetine benzer bir kabiliyet de yoktur. Ksacas mekan iinde mekan, zaman iinde zaman varm gibi, subjektif ve objektif anlamda mekana ve zamana bal olarak meydana gelen btn olay ve olular bir tek anlay izgisinde birletirip bir rpda bize sunan, grleni ve grlmeyeni, duyu alan iine gireni ve duyular tesinde kalan kendi btnl iinde toplayp bize ezel ve ebedi bile haber verip bildiren ve sonra varlk ile yokluk, zaruret ile hr seim arasndaki fark gstermek iin yaratc kudretin varlna aka delalet eden mcerred bir irade gc ile grlmeyen lemlerdeki varlklar, grlen lemdeki varlklara eviren ruhun gerek kendi kendisini idrak, gerek d dnyada olup bitenleri anlayp sezebilmesinde kendini belli eden manev ekim kuvvetini, nihayet insanlk leminde ve toplum hayatnda bunlarn hepsini bir araya getiren toplumsal ekim kuvvetini bir btn olarak ele alan bir baka kitap bulamayz. Halbuki Kur'n ilmi, btn bu deiik ekim kuvvetlerini birer ynyle iine alp birletiren ylesine uyumlu, ylesine btnletirici evrensel bir ekim kanunu haline getiren bir anlatm demetidir ki, biz bunda ister kll,

ister cz', ister maddi, ister ruhani btn varln, varoluuyla ilgili zellikleri kaytsz artsz ortaya koyan ve mutlak ekim kuvveti demek olan yaratc gcn kanununu, Allah ile varlk ilikisini, zellikle insanlar arasndaki ok ynl ilikilerde O'nun lednn tecellilerini btn incelikleriyle dneceiz. ok eksik bir dnce ile ve haksz yere "Evrensel ekim Kanunu" dediimiz gk cisimlerinin birbirini ekmesi O'nun yetlerinden sadece kk bir rnektir. Gerekte iin byle olduunu greceiz. Bu ylesine btnlk arzeden bir konudur ki, ilimleri sistemletirmeye alan filozoflar ile en byk edebiyatlarn tarih boyunca ortaya koyabildikleri ortak deerlerin toplamndan bile stndr. En byk filozoflarn ve felsef ekollerin dnce sistematii bundaki hikmet dzeninin zamana yansmas, en yksek edebiyatn renkli parltlar, bundaki estetik gzelliklerin bir anlk parltsdr. Kur'n'n nazm- celli, bilimsel dzen ile estetik dzenin kucaklap btnletii bir alandr. Bundan dolay Kur'n'n ortaya koyduu mantk dzeni, ilim ve sanatn ortaya koyduu dnce btnlnden daha salam ve daha tutarldr. Edebiyatn ortaya kard deiik renkteki gzelliklerden daha renkli, daha eitlidir. Muhkemat ile mteabihatn bylesine uyum salamas ve estetik bir dzen meydana getirmesi ancak yaratlta grlebilir. "Kur'n zerinde derinden derine dnmyorlar m? Eer o, Allah tarafndan deil de bir bakas tarafndan indirilmi olsayd, onda pek ok eliki bulurlard." (Nis, 4/82).

Mesela, astronomide genel ekim kanununun, yalnzca ay, gne ve dnya ls arasndaki dzen ve orantsn dahi tam anlamyla lp aydnla kavuturamam olan teknolojimiz, elde ettii verilere dayanarak, ne gne sisteminde, ne de galaksiler sisteminde ve bunlarn dzen ve ileyiinde ilme, manta ve estetie ters den hibir nokta bulunmadn btn gcyle savunmaktadr. Yaratln bu dzeni, bizim gzmzde nasl byle hem zhir, hem de btn ise Kur'n'n sreleri ve yetleri arasndaki bilimsel, mantk ve estetik dzen dahi onun gibi, hatta ondan daha ziyade zahir ve ondan daha ziyade btndr. Zahir olmas kemalinden, batn olmas da sonsuzluundandr. te bundan dolaydr ki, bir airimiz:

"Bikr-i fikri kinatn k k oldu, fakat

Perde-i ismette kald mnii Kur'n henz."

"Kinatn bkir fikirleri para para oldu. Fakat

Kur'an'n mnlar hl koruma perdesi iinde kald." demitir.

Biz mantk dnrken estetiin llerini, edeb dnrken de mantn kural ve ilkelerini feda etmek alkanlnda olduumuz iin, Kur'n'daki uyum

ve ahengi btn ynleriyle bir cetvel izer gibi dnce yoluyla lemiyor isek de o ftrat yaarken onun yce zevkini vecd ile duyabiliriz. Kur'n da, bu zevki, okuyanlardan ziyade yaayanlarna ihsan etmek iin "Bu, takva ehline hidayettir." (Bakara, 2/1) diye hitap edecektir. Bundan dolay hereyden nce gafletimizden, vesvesemizden, eytanlklardan arnmak iin btn bilin gcmzle Allah'a snarak "Kovulmu eytandan Allah'a snrm." diyelim ve o her eyi eken kuvveti yaamak iin; "Rahmn ve Rahim Allah'n adyla." demek olan besmele anahtarna yapalm ve bir teekkr duygusu ile Ftiha'sndan balayalm.

Mel-i erifi

1- Rahmn ve Rahm olan Allah'n ismiyle.

2- Hamd o lemlerin Rabbi,

3- O Rahmn ve Rahim,

4- O, din gnnn maliki Allah'n.

5- Ancak sana ederiz kulluu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardm, inayeti. (Ya Rab!).

6- Hidayet eyle bizi doru yola,

7- O kendilerine nimet verdiin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uramlarn ve o sapmlarn yoluna deil.



YETLER ARASINDAK LKLER:

2- Kur'n'da sreler, srelerin ounda kssalar, kssalarda yetler, yetlerde kelimeler, kelimelerde harfler ve btn bunlar arasnda ak veya kapal, szle veya mn ile birok ynden tam bir uyum ve belli bir dzen vardr ki, bunlarn tek tek aratrlmas ve ayrntlarnn aa karlmas saysz denilebilecek kadar oktur ve hemen hemen btn ilimleri ve sanatlar da yakndan ilgilendirir. Bu ilimlerin en bata geleni de Nahiv (Dilbilgisi) ve Belaat (sz yerinde syleme sanat) ilimleridir. Kur'n'n nazmnda cmlenin yaps, szn ncesiyle ilikisi, szn gelii ve ak, anlam ve kavram, sz ile mn arasndaki uyum (mutabakat), szn ierii ile gerei, ibare, iaret, delalet, iktiza, aklk ve gizlilik, hakikat, temsil, sarahat, kinaye, m, telmih, mantk, hikmet, maksada uygunluk gibi beyan ilmini ilgilendiren ynleriyle szn ncelikle kulaa ho gelmesi ve kolay anlalmas gzetilmitir. Ondan sonra da szn kalbe dolmasn ve etki yapmasn salayan fesahat (ak ve anlalrlk), tatllk, dzgnlk, akclk, incelik, lllk, arpclk, kolaylk, sanatllk, yenilik, ok ynllk, tutarllk, uyum ve ahenk, dile hakimiyet, slup, sz ile anlam arasndaki denge, sz uzatma, az ve z szle ok anlam ifade etme ve nihayet kimseyi taklit ve tekrar etmemek demek olan ibd ve harikuladelik gibi zellikler asndan, hem sz gzelliini, hem de anlam derinliini ve zenginliini birlikte iine alan pekok gzellik ve estetik incelik bulunmaktadr. Ksacas, Kur'n'da kelimelerin asl dil ve szlk mnlar asndan delalet ettikleri anlam, akl ve mantk asndan delalet ettikleri anlam, tabi zevk ve sezgi asndan delalet ettikleri anlam olmak zere eit delaletin bilekesi olan ve sonludan sonsuza doru yol alan uyum ve ahengin hissedilebilen ilikilerini zetle dile getiren inceliklerdir bunlar. te bunlar tefsirin ruhunu tekil eder. Genelde avam iin dil asndan szn mnya delaleti, alimler iin akl ve mantk asndan delaleti, edebiyatlar ve estetikiler ve hikmet ehli olanlar iin zevk, sezgi ve ftrata uygunluk asndan delaleti nem tar. Terceme ile dil deitii iin birinci ve nc hususlarda kendiliinden byk kayplar olur. Ayrca bundan akl ve mantk asndan sz konusu olan delalet de etkilenir.

Bunun iin biz baz yerlerde bu ilikileri ksaca gstermeye alacaz. nk etraflca anlatmaya insann gc yetmiyor. Bundan dolay da Ftiha sresi zerinde dier srelerden daha fazla duracaz. Ftiha'da ilk nce iki adan kelimeler arasndaki uygunluu ele alalm. Siyk, sibk yani szn gelii ve ak ki, birincisi (sibak) szn kendinden nceki kelimelerle, ikincisi (siyak)

de szn kendi paralar ile kendisine ve kendinden sonrasna gre olan uyum ilikileridir. Besmele, Ftiha'nn bir ksm sayldna gre, birincisi (sibak) burada sz konusu olamaz, bu olsa olsa yetin nzul (inii) asndan "Rabbinin adyla oku." (Alk, 96/1) yetiyle ilikili olur ki, bu da Kur'n tertibine gre kendisinden sonraki yetlere ait bir siyak ilikisidir. Fakat besmele bal bana bir yet olduu iin nce onu inceleyelim.

SBAK (Szn gelii): Besmelenin bir fiile bal olmas ilikisinden baka burada hi bir ey dnlemiyeceinden dolay genel olarak Ftiha'nn da besmele ile ilikisi olduu bellidir. Besmele ile Ftiha okuyorum, Ftiha yazyorum, hamd ediyorum, Kur'n'a balyorum, v.s. gibi. Fakat bundan baka zel ekilde de kuvvetli ilikileri vardr. O kadar iliki vardr ki, besmeleyi Ftiha'dan bir yet sayabilirsiniz. lk nce, nazm ve fsla (yet sonu) ilikisi, ikinci olarak kelimeler arasndaki ilikiler, nc olarak zetle onun aklamas eklinde eitli mn ilikileri vardr. Bir kere besmeledeki rahmetin ekiciliine karlk Ftiha'nn bir teekkr etme demek olduu ilk bakta grlyor. Bu ise besmele ve Ftiha arasnda gizli ve tam bir balantnn bulunmasdr. Sonra Ftiha besmelenin bir aklamas, ve mnlarnn aa kmasdr.

yle ki: Besmele, gerekten ve itibari olarak yedi kelimeden olumutur. Bunlardan drt tanesi balbana birer kelime olup Allah'n ismidir. Bu terkibin tamam ise bir ksm zikredilen, bir ksm da szn geliinden anlalan ve gizli bulunan iki taraf ile bir baladan " = b" edat, yani mteallik (iliii olan), mteallak (kendisine balanan) ve iliki vastas olan ksmdan birleen tam bir sz idi. Buna karlk Ftiha, yedi yet, bal bana drt sz, tam vakf (durak)dan birleen tam bir sz dzeninde gzel bir sredir ki; bu tam vakfdan birincisi yetle bir cmle olarak birinci taraf, ikincisi iki cmle ile bir tevhid yeti olarak ortadaki balama ilikisi, ncs yine yetli bir cmle olarak, son ksmn meydana getirmitir. Ve bu ekilde Ftiha, besmele gibi ve onunla bir cinsten olan bir sz eklindedir.

Mnya gelince: Besmele bize bir tamlama ba, iki sfat ba ve banda bir balant harfi ile sonunda gizli olan tevhidi ieren tam bir balant veriyordu. Orada zel (isim)den genel mnya doru yaylan (genileyen) isim ve sfat zikredilmi iken biz ezelde (balangc olmayan bir zamanda) olduumuz gibi fiillerimiz ile beraber sakl ve gizli idik. Daha dorusu Allah var, biz yoktuk. "Allah vard, onunla birlikte hibir ey yoktu." nk ondan nce bu iliki ile Allah'a ait olmaya sarlmamtk.

dediimiz zamandr ki, bu balant meydana gelmi ve Ftiha'da Allah'a teekkr etmekle birlikte varlk aleminde ortaya kmamza sebep olmutur.

Gerekten Ftiha bir teekkr (cmlesi) ile balyor ve bizi gizli, ilah bir iliki ile balangta kinatn iinde varlk sahasna atyor ve o srada Rahmn ve Rahim bir daha tecelli ediyor ve gerekleri tebli etmekle bir iki slah dneminden sonra ilah bir mkellefiyetin gereini sezecek kadar idrakimizi terbiye ederek ve konumay retmek sureti ile iyilikte bulunarak Allah' ve kendimizi tanmak iin bizi yoktan var ediyor ve ite o zaman Allah'n birliine "Yalnz sana ibadet ediyoruz ve sadece senden yardm diliyoruz" diye bir bey'at anlamas yaptrmak zere bize konuma hakk veriyor. Ve biz de btn sosyal vicdanmzla konuarak sze balayp bu anlamay yapyor ve o balant ilikisini byle ezel bir rahmet ile zevalsiz bir sosyal ve hukuk szlemeyi yapyoruz ve o vakit bizim de "neste'n" (yardm diliyoruz) derken biz de bir irademizin, bir eyi istemeye hak ve yetkimizin olduunu anlyoruz ve derhal duas ile Allah'n huzurunda yer alarak sonuna kadar sylyoruz. Bu ekilde ezeldeki (balangc olmayan zaman) ve besmeledeki gizli (mn), Ftiha'da ve imdiki zamanda konuan biri olarak ortaya kyor da ezel zhir olan grnmyor ve sonunda bizim idrakimizde ve konumamzda hazr olmas ile merkezimizde ve evremizde bir muhatab olarak hazr bulunuyor. ite ezeli ve sonsuz btn hayat dengeleri bunun iindedir. Basit birka cmle gibi grnen Ftiha, yaratln, yaratann, yaratklarn btn srlarn toplayan bir kanun-i kldr, (genel ve temel ilkedir). Ba tarafndaki yet ile sonundaki yetin balants gibi olan bu bir yetle Ftiha byle sonsuz st bir varlklar denklemini kayda geirmitir.

Ftiha'daki bu ruhu, bu manev incelii ve bu denklemi, u kuds hadis ne gzel aklamtr: "Ben namaz sresi olan Ftiha'y kendim ile kulum arasnda yar yarya taksim ettim; yars benim ve yars kulumundur. Kuluma istediini veririm." Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de bu hadisi yle aklyor: Kul der; Allah da; "kulum bana hamdetti" der; kul der. Allah da "kulum beni vd" der; kul der, Allah da der ki; "kulum beni ululad". Ve buraya kadar benimdir. kulumla benim aramda, srenin sonu ise

yalnz kuluma aittir ve kulumun istedii kendi hakkdr, diyor.

Ftiha, ite yce Allah'n byle bir ltfunu tecelli ettiren bir varlk dengesidir. Bu dengede de kinat nizamnn temeli olan adalet ve denge kanununun en ak ve en gzel bir gereini grrz, grrken (doru yol) yce nazmnda aka okuruz. Bu dengeye tasavvuf bir zevk ile bakacak olursak bu kulluk ve yardm dileme andlamasn tayan (slm) mmetinin btnne "Sizi yeryznde halifeler (yneticiler, yeryznn tasarruf ve hakimiyetini elinde bulunduran insanlar) yapan O'dur." (Ftr, 35/39) "Yeryzne mutlaka iyi kullarm miras olacak, bu yeryz onlarn eline geecek." (Enbiy, 21/105) gibi yetlerde aka belirtildii zere Allah'n vekili (halifesi) olan insann onun bir glgesi eklinde aksetmi olduunu ve insanlara da yeryzn ina ve imar etme pay bahedilmi bulunduunu duyarz ve o zaman byle kulluk ve yardm istemeyi yalnz Allah'a ait klan toplumsal duygu tayan bir mmetin herhangi bir konuda birlemesinde de er' bir delalet bulunabileceini, yani mmetin bir konudaki fikir birliinin olumlu bir er' delil olduunu anlarz. Bundan dolay Besmele ile Ftiha arasndaki szn geliinden (siyak) anlalan uyum, ezel ruh ile sonsuz olan arasndaki bu denge ilikisinin meydana kmasdr. Bu yetler, ite btn yaratlta var olan bu ilikiyi bizim bilincimize nakeden ilah yetlerdir. Bunlarn geni aklamasn da Kur'n'da greceiz.

SYAK: Ftiha'nn bizzat kendisindeki szn ak ve bu tabii aktan doan bir retim eklidir. Nitekim Ftiha'nn bir ismi de "ta'lim-i mes'ele" yani "konuyu retme"dir. Bunun en byk ipucunu okumann geliinden ve zellikle "Rabbinin adyla oku!" (Alak, 96/1) yce emrinde buluruz. Bundan baka nzul sebeblerinde rivayet ettiimiz hadiste de emri vard. Bunun iin baz mfessirler bata "byle syle" melinde emrinin gizli olduunu sylemiler ise de byk tefsir limleri byle bir kelimenin gizli olduuna ihtiya kalmakszn, yalnzca slubun geliinden byle bir eyi retmeyi iaret etmeye yeterli olduunda srar ediyorlar. Yani Allah Tel bize bu sz ile ilim ve iman telkin etmi (anlatm) ve bu anlat bir emir ile yapmayp imdiki zaman kipi ile mevcut olmayan anlatmtr. nk ilim ve imandan nce onun huzuruna kma hakkmz yoktu ki, bize aka hitap etsin. nk Besmele'de biz grnrde yoktuk. Bununla beraber Allah'n zatnn deil, isminin huzurunda idik.

Bundan dolay Ftiha'nn banda Allah' tanmakla ilgili olan yet tamamen grmeyerek anlatmak tarzndadr. Kendisiyle konuulan grnmyor. Bunda "lemn = lemler" kipi ile akll varlklara apak bir uyar vardr ki; bu yetin mnsn dnp anlayan bir kimse akll ise, lemlerin ne olduunu ve kendi ruhunda onun nasl tecelli ettiini iyice dnerek ve balangc ve sonucuyla onu gzden geirerek akln ve sezi kabiliyetini toplad zaman ve ancak o vakit; "Hamd o lemlerin Rabbi, o Rahmn ve Rahim, o, din gnnn maliki Allah'n" grnmeyen Allah'la ilgili anlatmn doru bir sz olduunu anlar ve derhal Allah' grnen ve grnmeyen alemde hazr ve gzeten olarak bulur. Byle bulunca da "Ancak sana ederiz kulluu, ibadeti, senden dileriz yardm, inayeti (Y Rab)" diye ona hitap ederek, ihtiyalarn ona arzeder ve onlarn karlanmas yolunda istekte bulunabilir. Bunun iin Ftiha, Arap edebiyatnda gaibden (nc ahstan) muhataba geen ve iltifat denilen bu belaat slubunu gerekletirmek iin Allah tarafndan ak bir "ben ve biz" emri gibi birinci ahs kipi ile dorudan yaplan bir hitab kapsamayarak "Allah bir insanla (karlkl) konumaz. Ancak vahiyle ya da perde arkasndan konuur." (r, 42/51) yetinin mnsn retmi ve tebli etmitir. Bundan dolay Ftiha'nn kendisindeki syleni metodu, bir retim metodu ve slubu, bir telkin slubu olmutur.

Btn Arap edebiyatlarnn ve hatta Trk airlerinin kasidelerinde ve nutuklarnda bilip kulland bir iltifat sanatnn byle tam yerinde ve birok cmlelere muhta olan mnlar bu kadar ksa, z ve bu kadar ak ve anlalr bir ekilde toplayan son derece derin bir nkteyi ortaya koymu olmas, btn Arap airlerinin meydan okuma niyetlerini ve cesaretlerini kran ve onlara Kur'n'n i'cz nnde ba ediren hususlardan birisi olmutur. Ftiha'nn kelimeleri ve cmleleri arasndaki ilikilerin ise bir ksm yukarda geti ve ihtiya grldke ileride de tahlil ve tefsir srasnda gelecektir. Burada u kadarn syliyelim ki, elhamd'nn en mkemmel bir ekilde tefsiridir. da istinenin (yardm dilemenin) ayn ekildeki bir aklamasdr. Ve bu zincirleme srlarn ortaya kmas ile Ftiha sresi btnyle bataki, en bataki veciz cmlesinin aklanmasndan ibaret esiz bir kelmdr.

Dier Kur'n sreleri ile ilikisine gelince, Ftiha'nn mm'l-Kur'n (Kur'n'-n anas), mm'l-Kitab (Kitabn anas), esas isimlerinin delalet ettii ekli ile Kur'n'daki srelerin hepsinin ana kk ve genel temsilcisi olmasdr ki, bu hususun bir ksmn yukarda anladk ve gelecek btn aklamalarda da

inaallah anlayacaz.

zetle: Sanki besmele bir ta, Kur'n en mkemmel bir vcut, Ftiha onun ba, bu bataki ehre, (Ftiha'da geen) rahmet ve hidayet (doru yolu bulma) bu ehrenin gz bebekleri, dnya ve ahiret d yzyle iyz, kulluk ve yardm dileme dili, Allah'n birliine inanma ise ruhudur. O ekildedir ki vcudun btn gizli taraflar onun ak seik konuan dudandan karken o tadan, o ehreden, o szgn baklardan da onun ruhu okunur. O ehre, Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ehresi, o vcud Allah'n tecellisidir. Sz Allah'n sz, tebli eden Allah'n elisidir. "Allah'tan baka ilh olmadna Hz. Muhammed'in Allah'n kulu ve elisi olduuna ahitlik ederim."

TAHLL VE TE'VL (Analiz ve Yorum): Hamd, istee bal yaplan bir iyilie veya onun balang noktas olan bir iyilie kar gnl akl ile o iyiliin sahibine sayg ifade eden bir vg szdr. Ksmen medih, ksmen teekkr ile birleen bir vg, bir eit vmek veya vlmek, iyi bir v veya vl, gzel bir vc veya vlen olmak, ciddi bir vclk veya vlclk hlasa bu anlamlar kapsayan gzel ve ciddi bir szdr. Arapa'dan hamd kelimesi bu mnlarn hepsi iin kullanlr. Fakat Trke'de ounlukla masdar ismi olarak kullanlr. Dier kiplerde hamd etmek veya edilmek, hamdedi veya edili, hamd eden veya kendisine hamdedilen, hmidiyet (hamd etmek nitelii), mahmdiyet (vlmeye deer olmak) denilir ve bugnk dilimizde bunun z Trke olan bir eanlamls yoktur. kr de byledir. Trke'de bir vme var ki, o da methetme ve sena (vme) ile eanlamldr. Hamd ise medh ile kr arasnda bir nevi vme ve zel bir medihtir. nk medih, canll ve istedii gibi hareket etme yetenei olana da olmayana da yaplr. Mesela gzel bir inci ve gzel bir at vlm olabilir. Fakat onlara hamdedilmez. Hamd, inci ve at balayan, istediini yapmakta serbest olan Allah'a yaplr ve hatta onun ltfuna, ilmine yaplr. Fakat vcut gzelliine yaplmaz. Ayrca medih, batan nce de ondan sonra da yaplabilir. Hamd ise kesinlikle bir iyilikten sonra yaplr. u kadar var ki, onun hamd edene ulam bir iyilik olmas art deildir. krde ise bu da arttr. nk kr, gelmi olan bir nimete szl veya fiil veya kalp ile nimeti verene saygda bulunarak ona karlk vermektir. Yalnz fiil veya kalp ile yaplan kr, ne medihtir, ne hamddr. Fakat dil ile szl olarak yapld vakit hem hamd, hem de medh olur ve bu hamd, minnettarln badr. Bundan dolay hamd, medihten genel olarak daha hususi (zel)dir. krden de bir bakmdan daha genel ve bir bakmdan daha zeldir.

Her hamd, medihdir. Fakat her medih hamd deildir. Sonra baz hamd, kr (minnettarlk) ve baz kr hamd olmakla beraber kr olmayan hamd, hamd olmayan krler de vardr. Demek ki medih, geree gre bo bir midin itmesi ile kuru bir yalandan, mcerred bir dalkavukluktan ibaret kalabilirken hamd ve kr daima geree uygun bir doruyu ifade ederler. Hamd, delile dayanan hakl bir midin sevinci ile veyahut minnettarlk gibi gereklemi bir nimet iinde bulunarak rahat etmenin mutluluk zevki ile yaplr. Hamd verdi, verecektir gibi gemi ile gelecek arasnda dnp dolaan bir sevin durumundan, kr ise ite verdi gibi gerekleen bir gemi nimete ulama zevkinden ileri gelen bir mutluluu ilan etmektir. Bunun iin hamd ve kr tamamen meru ve ahlka uygun olduklar halde medih genellikle ahlka uygun deildir. slam'a gre yasaklanm ve yerilmi de olabilir. nk Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: "vmeyi meslek edinenlerin yzlerine toprak sanz." buyurmu. Halbuki "nsanlara hamd etmeyen kimse Allah'a da hamd etmez." hadis-i erifi ile mutlak surette emredilmi olduunu gstermitir. Mirac hadislerinde de Hz. Muhammed (s.a.v.)'in mmeti "ok hamdedenler" nvan ile lakablandrlmlardr. Hamd ile krde esas maksat nimeti verendir. Medihte ise nimeti hayal etmektir.

Hamd ve kr; ikisi de hak ve hakikat sevgisi ile gnln sevinle dolmas ve bundan dolay ahlka uygun olmakla beraber hamdde sevin ve arzu mns, krde ise iten ballk ve dostluk mns daha ak bir ekilde bulunur. Ve bu ekilde kr (minnettarlk), gerekleen bir gemiin ululama hatras olduundan dolay daha zor, yapanlar daha azdr. nk varln ak hep gemiten gelecee ynelik olduu iin insanlar yaratltan gelecee meyillidirler. phesiz bu meyletmenin iine korku bulam bir ahiret ekimi yerlemitir. Gerekten insanlar daha fazla ileriyi grsn diye gzleri n tarafa bakacak ekilde yaratlmtr. Fakat byle olmas yolda giderken geldikleri balang noktasn geip arkada braktklar ksm unutmak iin deildir. Onun hatrnda kalan eylere ve hafzasnn doruluuna gvenildii iindir. Bundan dolaydr ki boyunlar gerektiinde o hatralar yenilemek iin ndeki gzleri arkaya evirip baktrabilecek ekilde hareket eden bir eksen halinde yaratlmlardr. Bir gelecek yolcusu iin bu yaratln byk bir uyarc nemi vardr. Demek ki, hafzas bozuk boyunlar hareket etmeyen yolcularn yalnz ileriye dikilmi olan gzleri, eytann basksndan korunmak iin birer kurtulu

vastas deildirler. Halbuki gafil olan insanoullarnda bu durum ar basmaktadr. Dalkavukluk dncesi ile bir kuruntu halindeki mit zerinde (baz kimseleri) ok metheden nice yaratklar grlegelmitir ki onlar, gayelerini elde ettikleri ilk andan itibaren bir nankr kesilmilerdir. Bunu farkeden baz dnrler -bunlardan biri de mellifin zamannda yaayan Fransz Gstav Lbon'dur- insanlar zerinde hayalin, gerekten daha fazla bir egemenlii olduu sonucuna varmlardr. Fakat bu gr doru deildir. nk hayalde grlen o egemenlik, gerei temsil edebilmesinden dolaydr. Yoksa hayale hayal diye sarlan kimse grlmemitir. Bundan dolay asl egemenlik hayalin deil yine gereindir. Gerek yle etkilidir ki yalnz yakndan deil, uzaktan hayal yoluyla bile etkisini gsteriyor. Fakat sevgiliye ulamann yle artc bir etkisi, kendisinden geip dnyay unutma durumu vardr ki bunda gerek, kendisinden baka hereyi siliverir ve bizzat gereki olmayanlar ona dayanamazlar ve bunun iin insanolu onu, kendisinden ziyade karsnda grd zaman ona deer verir. Gne dounca gz kamar ve izlenim szlp kalpdeki his cepheye dikilmeyince insan onu gremez. Bundan dolay bilinli bir hakikat adam olmak zordur ve tam bir mslman olmak ok zordur. nk varln Hakk'ta kaybeden Hz. mer el-Faruk (r.a.) Efendimiz "Hakk, mer'e dost brakmad." dedii zaman bu zorluu anlatmak istemitir. kr ise byle hakikat sahiplerinin almeti olduundan "Kullarmdan kreden azdr." (Sebe, 34/13) buyurulmutur.

Bununla beraber, dier taraftan "hamd"de sayg ve deer verme mns daha yksektir. nk bunda, meydana gelen ba, hamd edene ulamadndan dolay bir taraftan daha fazla hakka bakan maksatsz bir sayg karakteri vardr. Dier taraftan o baa kavuanlarn sevincine katlmay ifade eden bir kardelik duygusu ve kendi hakknda henz ulamayan ulam saydran bir takdir pay vardr. Bir bu, bir de krn ksmlarnda kalb iinin, gizli bir i ve organlarn fiillerinin ihtimalli olmas, kr eitlerinin en mkemmelinin, yine dil ile yaplan hamd olmasn gerektirir. Gerekten Resl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, "Hamd, krn badr. Allah'a hamd etmeyen O'na kretmemi olur." buyurmutur.

Bu artlarla dil ile yaplan medih zikirler ile yd etmeler, sayg ifade eden lafzlar, zel sayglar hep hamddrlar. Hamd kelimesi de sayg ifade eden bu kelimelerin hepsinin mnsna uygun olduundan "hamd olsun" denildii zaman

btn bu sayglara yarar bir iyilik veya balama karsnda bir mutluluk sevinci ve bir bahtiyarlk duygusu ilan edilmi olur ki bu, bir taraftan o iyilik ve balamann sekin sahibini vmek, dier taraftan da hakkyla o mutlulukla vnmek mnlarn ifade eder. Ve her iki bakmdan da eriata pek uygun ve ahlka ok uygun bir iyiliktir. nk nimeti anlatma, bbrlenmeden ileri gelen bir gurur deil, nankrl ortadan kaldran byk bir erdemliliktir. Daha dorusu hamd, herkesin ermek istedii fakat pek az kimsenin erebildii en yksek bir olgunluk gayesidir. nk insanlk asndan btn mutluluklar iki kelime ile zetlenebilir. Tena'm (nimet ve bolluk iinde bulunma) ve in'am (nimet verme). Nimet ve bolluk iinde bulunanlar ancak refah iinde bulunduklarn his ve takdir ettikleri zaman hamd ederler. nk mutluluk, refah iinde bulunmann kendisinde ve niceliinde deil, niteliinde yani refahn zevki takdir edilip hissedilmesindedir. Zaten bolluk iinde bulunmann mns budur. Ve ne vakit mutluluk zevki hissolunur ve coarsa dilden hamd kar ki bu makam, hamd etmek makamdr. Nimet verme makamnda bulunanlarn mutluluu da yalnz nimet vermede deil, verilen nimetin deerini bilecek ve zevki ile mutluluk duyacak, layk olan yere ulatrmasnda ve ulatn ak delil ile grmesindedir. Bu delil ise hamd edenin hamdidir. Bundan o ulatrma ve ulamay seyretmekteki zevk de kendisine hamd edilenin mutluluunu meydana getirir. Ve biz biliriz ki, nimet verme makam, nimete erme makamndan stndr. Bundan dolay mahmudiyet (kendisine hamd edilmeye layk olma) makam rtbelerin en mkemmeli ve hedeflerin en sonudur. O halde bu makamn mutluluu da en byk mutluluktur. Bu mutluluun zevkindeki coma da haydi haydi bir hamd ile sonulanmay gerektirir. Hamd etmeye layk olana hamd etmek demek olan bu hamd ise nimeti artrmaya ve dolaysyla fazla hamdetmeye ve hamdedilmeye sebep olur. Bu ekilde hamd etme makamnda, refah iinde bulunan kimsenin hamd etmeye devam etmesi, kendisine hamd edilme makamna ykselmesine ve mahmudiyet makamnda nimet vericinin hamd etmeye devam etmesi de kendisine hamd edilmenin snrsz katlanmasna sebep olur ki "Andolsun krederseniz elbette size (nimetimi) artrrm." (brahim, 14/7) buyurulmas bundandr.

u halde yukarya doru ilerlemede hamdin sras ile en yksek rtbeleri unlardr:

1- Hmidiyet (hamd etmek), 2- Mahmudiyet (vlmeye deer olmak) 3- Hmidiyet ve mahmudiyet 4- Mahmudiyet ve hmidiyet.

Bu son derecede Allah'a ait tecellilerden (ltfuna erme) birini grrz. Burada

etkilenmeyi ifade eden insana ait mnlar ortadan kaldrmakla vlmeye deer ve hamdetmeyi biraraya toplayan hamd (ok hamdeden), mahmd (vlmeye deer olan), hmid (hamdeden) gibi Allah'n gzel isimlerinin tecellisini grmemek nasl mmkn olur? Bu olmasa idi onlar nereden gelirdi? Sonra "ifa-i erif" kitabnda akland zere Hmid ve Mahmud, Ahmed ve Muhammed gibi yce Peygamberimiz'in mbarek isimlerindendir. Gerekten Makam- Mahmud (en yksek efaat makam) bilhassa peygamberlerin sonuncusu olan Efendimiz'e va'd olunan ve onu hamd etme makamndan hamd edilen (vlen) makamna ycelten yksek bir makamdr ki, byk efaat makamdr. Bu makamda "liv'l-hamd" (sanca) onun sa eline teslim olunmutur. Ahirette Makam- Mahmud'un bol efaati iledir ki, Liv'l-hamd altnda toplanacak olan mmet, Allah'a hamd etmelerinden paylarn alacak ve cennet ehlinin dualarnn sonu da " Alemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun." olacaktr. "Dualarnn sonuncusu da alemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun." szdr. (Ynus, 10/10).

Byle hamd etme ve vlme vasflarn toplayan Allah'n dostunun, Ahmed olmas ve Muhammed olmas, ite hamdin bu toplayc ve birletirici derecesini dile getirir ve gerekten lafz ve mn itibariyle hamdin esas Muhammed (s.a.v.)'e ait bir gerektir. Ve bu gerein balang ve sonu itibariyle Allah Tel'ya ait olmas da gereklerin gereidir.

te Ftiha " " ile balamakla bize bu mutluluklar, bu olgunluk hedefini ve bu gerei reterek sze balamtr. Ve elhamdlillah (Allah'a hamd olsun) denildii zaman duyulan derin gnl ferahl bu ak ve evkin dile getirilmesidir. Evet, hamd gereine tutkun olmayan yoktur. Arapa'da " " bilinen bir ey vaya ummlik veya cins ve hakkat mns ifade eden bir belirleme edatdr. lk hitap edilirken hamdin kim tarafndan yapld belli deildir. Sonra bu mbtednn haberi olan 'da lm'n, ihtisas (ait klmak), istihkak (hakk olma) ve mlkiyet mnlarna geldii aktr. Ve ilk mns (ait olmak) dierlerini de kapsar. Bundan dolay cmlenin meli u olur: "Hani herkesin bildii ve en son midi olarak istedii hamd gerei yok mu? te hamidiyet (hamd etmek), mahmudiyet (vlmek), btn cinsi ile ve hatta btn dereceleri ve btn eitleri ve fertleri ile o hamd, Allah'a mahsustur, Allah'n hakkdr, Allah'n mlkdr. nk Allah'tr, nk... nk..." Fakat dilimizde bu genilii uzun uzadya aklamay zetleyen bir belirleme edat olmad iin biz sadece hamd diye genel olarak cins olarak anlatrz. Bilen bilir, bilmeyen bakasnn bildiinden haberdar olmaz. Bu cmle hereyden nce bize ilim ve

iman anlatan bir haber cmlesidir. Ayn zamanda ululamay da bildirerek hamd etmeyi gerektirdiinden dolay, gerei ile de bir dilek cmlesi olur ve zamana delalet etmeyen bir isim cmlesi olduu iin srekli ve devaml hamd etme mnsna gelir. Ftiha'da bu cmleden baka isim cmlesi yoktur. tanesi sz, biri ula olan dier drt cmle, hep fiil cmleleridir. lk bakta byle olmas Ftiha'daki denge uyumuna aykr gibi grnyorsa da gerek durum bunun tam aksinedir. nk bir isim, birok fiille denk olabilecei gibi o drt fiil cmlesi bu isim cmlesinin aklamas yerinde olduklarndan dolay gerek denklik ancak bu ekilde olur. Ve aratrldnda grlr ki Ftiha, bu tek isim cmlesinden ibaret bir szdr.

"Rabb'l-lemn", Allah'n sfatdr. Bu terkibin dilimizde herkes tarafndan bilinmesinden dolay terceme edilmesine gerek yoktur. Bunu "lemlerin Rabbi" ekline sokmak mmkn ise de bunda fazla bir aklk olmamakla beraber lm'daki ummilik, bilinen bir fert ile Allah'n birliini anlatan belirli bir isme izafet (tamlama) mnlar noksan kalacaktr. "Btn lemlerin ve paralarndan her birinin bilinen yegne Rabbi" diye aklamak ise ksa ve z anlatm yerine sz uzatmak olacaktr. "lemlerin Rabbi" demek ise bu sakncalarla beraber aslna da uygun olmaz. nk Kur'n "Rabbi'l-avlim" demiyor da "Rabb'l-lemn" diyor ve bununla zellikle akl sahibi varlklar stn tutarak onlarn dikkatlerini ekiyor. nk gibi salam oullar, akll varlklara ait olduundan dolay bunun meli "btn lemlerin ve btn paralarnn ve zellikle hepsinden stn olan akll varlk lemlerinin yegane Rabbi" demektir. Bakara Sresi'nin banda "Mttakler iin yol gstericidir." (Bakara , 2/2) yce yetinde anlalacak olan bu z iaret, Kur'n'n inmesinin hikmetini gstermek itibariyle Ftiha'nn banda bulunmas ok nemlidir. Bu iaret ve Allah'n bu uyarsdr ki sfatlar ile takviye edilince, akll varlklarn hislerini grnmeyen lemden grnen leme getirip diye hitap etmekle Allah'n birliine ve onunla andlama yapmaya sevkedecektir. Akll ile aklsz, eril ile diil gibi dierine bir adan stn olabilen birok isimlerin ikil, oul gibi bir anlatmla kuvvetli olann stn klmak demek olan bu stn klma slubu dilimizde de vardr. Mesela kar ve kocaya zevceyn (eler), baba ve anaya ebeveyn dediimiz gibi Trk vatanda olan herkese Trkler demek de bir talibdir ve Arapa'da bunun bir ok eidi vardr.

"Rabb" aslnda terbiye mnsna gelen bir masdar olduu halde mbalaa maksad ile terbiye edene isim olarak verilmitir ve masdarna da rbbiyet denilmitir

ki, ok adaletli yerine (adaletin kendisi) denilmesi gibidir. te bu mbalaa mnsndan dolay Rabb yalnz "terbiye eden" ile eanlaml deil, aynen "terbiye" gibi olan ve bundan dolay zorla ele geirme, stn gelme, ihsan, idaresi altna alma ve tasarruf etme, retme ve yol gsterme, teklif, emir ve yasak, tevik, korkutma, gnln alma, azarlama gibi terbiye iin gerekli olan btn eylere sahip, kuvvetli, mkemmel ve kusursuz olan bir terbiye edici demek olur. Bundan dolay sahip ve malik mnsna da gelir. Mesela ev sahibine "Rabb'd-dr = ev sahibi", bir sermayenin sahibine "rabb'l-ml = sermaye sahibi" denilir. Bu terimde de yalnzca sahip ve malik mnlarndan daha fazla mnalar vardr. Rabb'l-ml terimi ile kr ortakl ve pein para ile veresiye mal alma gibi ticaret muameleleri asndan sermaye sahibine "rabb'l-ml" denilir. Bundan dolay kaytsz Rabb denildii zaman yalnzca sahip veya yalnzca terbiye mnlar deil, ikisine de btn gerekli eyler ile birlikte sahip olan, tkenmez kudret sahibi, daima var olan Allah anlalr. Bunun iin Allah Tel'dan bakasna ait olduunu belirten bir izafet tamlamas yaplmadan bakalar iin tek kelime olarak Rabb denilemez ve tam tannml ifade eden "er-Rabb" ve genel mn ifade eden (lemlerin Rabbi) gibi izafetle Allah'tan bakas iin asla kullanlamaz. u halde "rabb", rbbiyyet denince anlayacamz mn, sonsuz kuvvet ile idaresi altna alan, tedbir ve terbiye mnlardr. Yani bunlar yapabilecek sonsuz bir gce sahip olmaktr.

Terbiye bir eyi basamak basamak, yava yava olgunluuna ulatrmaktr ki, bunun almeti, seme ve olgunlama olur. lemlerin her ksmnda ise terbiye ve olgunlama kanunlarnn hareketi her an ve her saniye grnyor. Ve bundan dolay byle sonsuz bir gcn Allah'a ait olduu, dnya ilerinde eksiz ve phesiz olarak okunmaktadr.

te lemlerin Rabbi bize bunu hatrlatyor. lemlerin Rabbi denince her insan kendi grebildii kadar olsun btn lemlere zihninden bir geit resmi yaptrr ve bunu yaptrnca mutlaka terbiye kanununu grr. Demek biz Rabbimizi lemlere bakmakla bileceiz. Fakat lemleri de ancak O'nunla balant kurarak tanyabileceiz.

Birtakm filozoflar kinatn eklinin byle yava yava gerekleen bir terbiye ve olgunlama kanunu takip ettiini grememi. Bunlardan bir ksm hepsinin bir defada sebepli veya sebepsiz olarak birdenbire meydana gelmi olduunu, bir ksm da tabiat (kanunu) iddias ile kinatn sonradan meydana geldiini inkr edercesine kinatn bugnk eklinin ve varlk dzeninin balangsz olduunu iddia etmeye kadar varmtr. Bunlara gre mesela insan, ancak

insandan olur ve insan ezelden beri vardr. Kinatta ilerleme ve gerilemenin mns yoktur. Bir eyi istemenin, aba harcamann ve kazanmann faydas yoktur. Btn kinatta eskiden beri varlklarn her eidi serpilmi, uzayda hibir ortak dzeni takip etmeyen cansz cisimler ve cansz cisimlerde saylamayacak kadar varlk eitleri kendilerine ait btn tabiatlaryla eskiden beri var olan bir zorunluluk ve gereklilik iinde yzer giderler. phesiz bu szler, hem deneylere ve hem de akla taban tabana aykr birer katmerli cahillik idi. Hi olmazsa tamamen gzlerimiz altna girebilen eya eitlerinin dn yok iken ufacktan meydana gelip yava yava bydn ve bunun tersine yine yava yava kaybolup gittiini her gn tecrbe ile gryoruz. Gzlemlerimizin kapsamna giremeyen eylerin de byle olduunu delillerle, aklmzla biliyoruz. urada bir adack ortaya kyor, szlm topraklar talayor, talar eriyor, madenler filiz veriyor, kayalarn, topraklarn arasnda tohumcuklar ve o tohumcuklardan eitli otlar, aalar, trl trl hayvanlar tryor, ryor, smk gibi bir spermann iinde yzlerce insan tohumu fkryor, tasfiye ve alama ile bundan yava yava canlanma aamalarn geirerek embriyon, embriyondan canl kemikli cenin, ceninden alyarak doan bebek, kk ocuk, yine aamal olarak yuvarlanan, yryen, kekeliyen yavrucuk, sonra koup oynayan afacan ocuk, sonra dilerini deitirip ahlanmaya balayan blu ana ermi iyiyi ktden ayran, sonra ieini ap meyvasn vermeye zenen akll ergin, sonra ahin gibi dnyalar tutan alkan bir delikanl, sonra arslan gibi olgunluk ana ermi olgun, sonra fiziki yaps maneviyatnda erimeye ve gr, seme kabiliyeti szlmeye (zayflamaya) balayan bir yal, nihayet sadece iyi veya kt bir ruh olup umaya veya gmeye hazrlanan pek yal zayf bir insan, zetle yer ve zaman iinde nefesten nefese saylamayacak kadar uur ykleri ile yryen ve her an ekilden ekle deierek varaca yere varan ve btn bu deimelerde hi deimemi gibi ben ben deyip giden insanlar akp akp gidiyorlar. yle ki hibir zaman bu gnk lem, dnk lemin her adan ayns olmuyor ve btn bunlarn tesinde btn bu akntlar ortaya koyup ve balayarak bize daima Allah'n birlii uurunu veren tkenmez kudret sahibi daimi kalan bir gerek, her vakit her an varln ilan ediyor ki biz o ana, o vakte imdiki zaman diyoruz. Ve bu imdiki zaman iinde gemi ve gelecek zaman yayarak o geree kavuuyoruz. Gerek daima gerektir. Kinat ise her an deien ve birbirine bal olarak aralksz ve dzenli deien, bu ballk ve dzen ile akl ve fikrimiz o gerein yansmalarn, kalb ve idrakimiz de o durum iinde bizzat onun tecellilerini gryor.

Bundan dolay gzle grmenin, tecrbenin, akln ittifaklaryla meydana gelen bu anlatm ve srarlar karsnda; kinattaki sonradan peyda olma, terbiye ve olgunlama gibi hususlar inkr etmek, krlkten, katmerli cahillikten ve ruhi bunalmdan meydana gelmi bir sapklktr. Kinatta, yaratma, terbiye, seme ve olgunlamann yrrlkteki ilah bir nizam olduu ve Allah Tel'nn da mutlak keml sahibi olarak bunun tam sebebi olduu her trl pheden uzaktr. Bunun iin son yllarda ilim ve felsefe kinatta, dier bir ifade ile tabiatta olgunlama kanununun geerliliine kesinlikle hkmn vermitir. Bugn terbiye, seme ve olgunlama, akll ve bilgili insanln zerinde yrmek istedii bir kanun olarak kabul edilmektedir. Olgunluk ise basit bir birlikten bileik bir birlie yani o tek ey zerinde yava yava birok eyin toplanmas sureti ile noksandan artan ve olguna giden ve bunun aksine bileikten basite, birok eyden tek eye dnen olaylarn ve olularn akdr.

Fakat burada gerei bilen ilim ve hikmet ehli ile onlarn szlerini alarak veya anlamyarak ktye kullanan birok beceriksizin fikirlerinde grrz ki, bunlar bu olgunlamay Allah Tel'nn terbiyesinin bir eseri olarak kabul etmeyip tesir eden biri olmadan ve sebepsiz olarak tabiatta bizzat geerli ve zorunluluk ve gereklilik olarak hakim olan kaytsz bir kanunun bulunduunu zannediyorlar. Ve zetle Allah'n terbiyesini ve Rabbliini deil, seme ve tabiatn olgunlamasn, tabiatta stn olan gerein (Allah'n) bizzat kendisi gibi zannediyorlar ve bu ekilde insan sadece kinattaki varlklarn en mkemmel bir paras deil, onu mutlaka varlklarn en mkemmeli sayyorlar.

Halbuki ilim, fen, felsefe ve hikmet btn ciddilii ile bu zannn aleyhinde barp duruyor. nk ilim ve sanatn apak bilgiye dayal ve tecrbe ile desteklenmi, zorunlu baz esas kanunlar vardr ki, bunlar kabul edilmedii anda artk ilim ve sanat yoktur. Nedensellik, nedensellik ilikisi, birlik, hak v.s... Nedensellik, en genel anlamda yle ifade edilir: "Yok iken var olabilenin mutlaka bir sebebi vardr". Yani "Sonradan var olan hereyden nce bir varlk vardr ve onun etkisi altndadr." kuralndan anlalyor ki, yokluk varln sebebi olamaz, yoktan hibir ey meydana gelemez. (Rien ne vient du rien) yani yok iken var olan eyler, kendilerindeki o yokluktan yine kendi kendilerine deil, mutlaka var olan bir yaratcnn yaratma etkisi ile meydana gelir. Ksacas, olaylarn kendinden nce bir sebebi vardr. Sonra sebeb ile sonucun bir ilikisi, bir orants vardr. yle ki sebeb bitince sonu da biter. Sonular bilinince sebebi mutlaka veya kesin olarak biliriz ve neticeler ne kadar ok olursa olsun sebepler toplamnn kuvvetini geemezler, onunla denk olurlar. Mesela bir okkalk kuvvet,

iki okkay ekemez. Baka bir ifade ile noksan fazlann tam sebebi olamaz. nk byle bir durumda yokluun varla sebep olmas gerekir. Falan ey yok iken kendi kendine yoktan var olmu demek gerekir. Bu ise sebebiyeti inkr etmek ve dolaysyla ilmin kendisini iptal etmektir. Anlaysz cahiller bunu sylerse de bugn ilimleri ve tabiat fenlerini okuyup anlam olanlar bunu bilerek syleyemezler. Tabiatla ilgili btn ilimlerde nedensellik ve nedenselliin uyumu kanununun mutlak bir hakimiyeti vardr ki, bu byk kanun, bazen deiim, kendini koruma oranyla, bazen sebebin uygunluk ve ilgi oranyla ve kaltm terimi ile anlatlr. Olaylarda idrak, ilim, akl gibi neticeler grlp dururken, bunlarn tam ve mutlak sebeplerini, bunlarla hibir ilgisi olmayan kr bir kuvvet, kr bir tabiat gibi dnmek mnsna gelen tabiatln, tabi ilimlerde de yeri yoktur. Bunun iin tabiat bilginleri, tabiatta yani dnyada, tekaml kanununun varln kabul ederken kr, noksan bir tabiatn hereyin balang noktas ve sebebi olmasn deil, vcib'l-vcud (varl zorunlu olan) Allah Tel'y sonsuz kemali ile dnmek ve kabul etmek art ile tabiatta olgunlamay kabul etmiler ve aklamlardr. nk byle olmasayd olgunlama kanunu ilmin, sanatn z olan nedensellik ve nedensellik orantlar kanununa aykr olacandan bilimsel olamazd.

Sz uzatm olacak isek de, derin gibi grnmekle beraber basit olan bu noktay anlatmalyz. Mesela; bir buday tanesi topraa der ve gerekli artlarn bulunca biter, alr, byr, snbllenir, nihayet bir baakta yz buday tanesi verebilir. Bunu bir defa daha, bir defa daha katlaynz, btn dnyalar buday ile dolar. te bu, nicelikte olgunlama kanununun en basit rneklerinden biridir. Grlyor ki, bu yava yava meydana gelen olgunlamada tam sebep ilk buday tanesi ise, btn bu olgunlamay ilk tek tanenin tabiatndan karacak isek bu olgunlamann balangcndaki bir olgunluk, remenin sonucunda yz ve nihayet sonsuz olduundan byle bir olgunlama iddias "bir arp bir eittir yz eder" demek gibi bir eliki meydana getirir. Halbuki olgunlama hi olmazsa bir ile birka say arasnda "1+2+3+4+5=15" gibi olumlu veya olumsuz bir oran takip eder. Hereyi yalnz kr tabiata terketmek "1=15" demek olur ki, bunu ilim ve sanat yle dursun en basit akl dahi kabul edemez. nk bunda yokluun varla sebep olduunu varsaymak, akln ve ilmin zerinde kurulduu nedensellik kanunu ile elikiye dmek vardr. Dorusu bir tabiatta her gelimenin son snrnda kendi dndan gelen bir olgunluk vardr. Bu ise normal bir gelime deil, terbiye ile elde edilen gelimedir. Bunun iindir ki, btn ilim ve sanatlar, felsefe ve hikmet "noksandan tam kmaz, fakat tamdan noksan

kabilir" temel kuralna baldr. Bundan dolaydr ki, sylediini anlyarak syliyen ilim ve hikmet ehli kimseler tabiatn, tekaml kanununa mahkum olduunu sylerken bu tekamln ve bu tabiatn bizzat kaytsz artsz en mkemmel olan ilk sebebin yani, Allah Tel'nn kaytsz artsz kemalinden faydalandn unutmayarak sylerler. Tabii tekaml kanununun en son savunucusu saylan filozof Spencer bile bunun iin Allah'n varlnn gerekli olduunu ve tabiatn gerekten snrl olan tekamlnn stnde varl zorunlu olan Allah'n snrsz ve sonsuz kemalinin hkmran bulunduunu ve u kadar var ki, bizim tam ve gerek sebep olan mutlak kemali kavramaya, snrl ve izaf olan bilgimiz ve idrakimiz yetmeyeceinden, tecrb bilimlerimiz, bunun yalnzca tabiatte, yani gzle grlebilen lemde mevcut tekaml kanunu erevesinde geerli olabileceini anlatm ve ortaya koymu iken, szde ilme ballk iddiasnda olanlar, "tabiatte tekaml vardr" derken, Allah' ve O'nun yce kemalini unutuyorlar ve szkonusu tekaml terbiyeden yoksun bir tekaml sanyorlar. Ve ayn zamanda bunlar pratikte kendi teorik grlerini bylece her gn, her an geersiz klyor ve bozmu oluyorlar. nk "Edokasyon, pedagoji" ad altnda terbiye ve ocuk terbiyesi davasndan vazgemiyorlar ve tam can atarcasna terbiyeci olmaya alyorlar. Dnmyorlar ki, tabiat zerinde Cenab- Hakk'n terbiyesi yoksa, btn terbiye iddialar yok olur gider.

Ksacas ilim, her eyden nce hi orta olmayan bir Hakk tanr ve devaml birlik ls ile hareket eder ve ulamak istedii her sonucun doruluunu temin etmek iin onun o en yce Hakk'a (Allah'a) ilgisini, balantsn bulmaya alr ve ayet tabiat ve tabii olgunlama kavramlarnda Allah ile ve Allah'n terbiye etmesi ile balant bulamazsa onlara gereklik ve hakllk kazandramaz. Mutlak ilim, Allah'n zatnn, kendi kendisine tecellisi ve O'nun kadm olan ilmidir.

Cenab- Hakk'n bize ltuf ve ihsann gstermesi de bizim izaf ve snrl olan ve sonradan meydana gelen ilmimizdir. Cenab- Hakk'n ilmi olmasayd bizim btn ilimlerimiz ve hatta kendi varlmza ait kanaatlerimiz, ballklarmz hep bo olurdu. Hakkn tam rububiyyeti (terbiye ve tedbiri) ve onun eseri olan terbiyesi bulunmasayd kinatta, tabiatta ne varlktan, ne olgunluktan, ne tekamlden ne terbiyeden hibir iz, hibir pay bulunamazd. Bu iddialarn hepsi darmadan olmu olurdu, hepsi bota kalrd. Kinat ve biz byle deil isek varlmzn bir pay, olgunluumuzun bir pay, terbiyemizin bir pay, kendisine hakllk kazandracak bir iliki ile bize kendini gsteriyorsa, bu tecellide kinatn Rabbi olan Allah Tel'y grmemek mmkn deildir.

Bylece Allah'tan bakas olan ve nedensellik ilikisi ile Allah'a delalet eden varlklarn hepsi ve bir sosyal dzen oluturan kinatn her ksm, her paras da kinatn parasdr. yani ilim vastas kavramn ifade eden lem kelimesi zel isim, almet maddesinden tremi olan htem ve kalem gibi alet ismi lsnde bir oul isimdir ve oul olmayan yalnz bir ferde lem denilmez. Byle ise oul olduu halde, akll varlklar iin kullanlan oulu "lemn" diye tekrar oul yaplmasn ve bir de "el-lemn" diye umum mnya gelen belirlilik lm ile belirli klnmas, btn kinat ve kinatn paralarnn hepsini iine aldn gsterir. Bu genellik iinde akll varlklar iin kullanlan oulun getirilmesi de akll varlklar ksmnn stn tutulduuna delalet eder ve akll varlklar dnmeden lemlerin Rabbi'nin iyi anlalamayacana iaret eder. Btn lemlerin akll olduunu bilseydik, akll varlklar bylece stn tutmaya ihtiya kalmazd. lem kelimesinin kk asndan asl bir mns vardr ki; yani bilgi edinmeye alet ve vasta olan ey demektir. Esas ilim ise dnce deil, hakkn gerek olduunu tasdik etmektir. Yani iki dnce arasndaki mevcut ilikiyi btn vicdan ile anlamaktr. Bize mkemmel bir dzen ile grnen ve her an yokluk ile varlk arasnda akp giden ve bu aknda bir dzen srr ve ilikisi takip eden ve en nemli dzeninden biri de ruhlar ve zihinler ile d lem ve belli eyler arasnda hakllk, gereklik ve geree uygun dediimiz hak lsnde yani bir eyin doruluunu tasdik anndaki gzlem ve ahitlik, ilim, akl ve kalb balants ile grlen her varlk topluluu ve btn varlk topluluklar Allah Tel'ya ve O'nun kudretine, Rabb olduuna ve kemaline delalet eden birer delil, birer iaret meydana getirerek ilmimize, dorulamamza sebep olduklarndan dolay lem diye isimlendirilmilerdir. n sezile incelendii ve zerinde dnld zaman grlr ki btn kinat, bizim zihinle ilgili ve dmzda kalan eyler olarak iki ksma ayrlan, idrakimizle ilgili eylerin toplamn meydana getiren olaylardr. lemlerin Rabbi de bunlarn tesinde olup aralarndaki hakllk ilgisi ile devaml birlii Rabb olduunu gsteren, varl zaruri olan Allah Teldr. uhut ehli iin kinatta grlen hereyin tesinde, ondan nce veya ondan sonra onunla beraber mutlaka Allah Tel grlr. "Kalbine her ne doarsa Allah onun stnde ve tesindedir". Dier bir ifade ile onun arkasnda Allah vardr. Bundan dolay kinat, Allah'tan baka btn varlklar demektir ve Allah ise kinatn tesidir . Ve biz bu kinat vastas ile onun tesindeki Allah Tel'y, hakllk dediimiz bir idrak ilikisi ile kabul ve tasdik ederiz. Bu varlklarn bylece Allah'a delalet etmesi btnyle Kur'n'da aklanaca gibi,

burada da (lemler) kavram iinde yerlemitir. Kelm (metafizik), hikmet, felsefe, tasavvuf kitaplar da bu delalet (varlklarn Allah'n varlna delaletini) aklamakla megul olurlar. Gerekten bizim bilgilerimizi meydana getiren ve getirecek olan eylerin hepsi var olan bir Allah'n almeti ve belirtileridir. Madde ile eklin veya maddenin tek tek paralarnn birbiri ile, eitli kuvvetlerin birbirleri ile uygun olan veya birbirine uymyan iliki ve balantlar; ufack bir imen, bir hayvan veya insan anatomisi, koca bir gne sistemi, btn yerleri ile cansz cisimlerin ekilleri, gemi zaman, imdiki zaman ve gelecek zaman gibi btn zamanlar ile btn yaratklar bu varlk sistemi ve bu arada bir anlk idrak hep Allah'n varlna delalet eden birer lemdirler. Bu delalet de zet olarak ve tafsilatl olarak ve her biri grlen ve hayal edilen olmak zere derece derecedir. Daha ilk grmede, birdenbire ksa bir almet parlyor ki bu zet, zincirleme idrakler ile uzun uzadya aklanr ve pekitirilmi olur. Bunlarn zihindeki gemilerini ve gelecekteki nmune ve misallerini meydana getiren iten hatralarndan, doru hayallerinden, yansmalarndan da yine ksa veya detayl olarak akl yoluyla bir delalet okunur ve bu da bir idrak ilikisi ile kendini gsterir. Gerekten biz nesneleri idrakimizin onlarla olan balants ile grrz, ve bu balantdan meydana gelen ekillerle, hatralarla zihinde canlandrarak akl yoluyla tanrz. Bu idrak olmad zaman kendimizden bile haberimiz olmaz. draklerimiz ve onlarn balants olan bu ekiller, bu izlenimler ise bizde, bizim kendimizde, ruhumuzdadr. Gne, bendeki yansyan ekli ve iimde var olan hali ile gnetir. Halbuki biz bu izlenimlerden, bizim dmzda sabit grnen baka eyler de idrak ederiz. imdi bu eyann byle bizdeki bu ekillerinden baka bir belirmeleri elimizde yokken onlar bizim aklmzdakinden ayrc bizim dmzda ve kendilerindeki zellikler ile tanmaya niin ve nasl mecbur oluyoruz? Sonra bunlarn yanln dorusunu nasl seiyoruz? Byle eyann gerekleri dediimiz btn a'yn- sbite'nin (Allah'n ilminde eyann ezelden beri sabit olan ekil ve gerekleri) deeri ve arada bulunmas ancak bizim idrakimizdeki nesnel (objektif) ve zihinle ilgili (sbjektif) deerler ve ekiller iken neden ben onlar benim dmda bir gerek olarak tanyorum? Tanmasam niin iimdeki duygumda yalanclkla mahkum oluyorum ve sonra her eyden nce ben kendi bulunuum olan varlm ile, buluum olan vicdanm ve idrakim arasnda kendi kendime doru ve uyumlu olduumu kesinlikle ve phesiz olarak niin ve nasl gerek olarak kabul ediyorum? Bunlar yapyorsam demek ben btn bunlardan nce ve btn bunlarn tesinde, nnde, sonunda, beraberinde nesnel (objektif) ve znel (sbjektif) yerleri ve

zamanlar, ksacas beni ve dmda kalan eyleri dtan ve iten kuatm btn olaylarn ve olagelen eylerin ahidi, kefili, vekili, yaratan, yapan, Rabbi olan ve varl zaruri olan bir Allah Tel'ya bir ballk tayorum. Bende varolu asndan zaruri olan ballk mahkumiyeti altnda O'nun hakimiyetinden faydalanarak nce O'nu, dolaysiyle de olsa dorulam bulunuyorum. Bu sayede benimle idrakimin, idrakim ile d alemin birbirine ballk ynn buluyor ve dier ufak tefek eylere ait hakikatlarn, deimez ekil ve gereklerin bulunduunu onaylyorum. Eer bunu yapan yalnz benim ruhum ise, benim ruhum, hem benim ve hem dtaki eyalarn en son gerek ekli ve ilk sebebi demektir. Halbuki o bana yle demiyor, o bana, "Ben yle olsaydm her istediimi yapar ve sana ezelden beri hibir yokluk gstermezdim." diyor. Ve ben de ruhumla beraber bunun doru olduunu kabul etmekte tereddt etmiyorum. Ksacas kendi kendime "Ben benim, ben imdi varm." dediim zaman "Ben, kendimi (varlm) hissediyorum ve bu duygum doru bir hak duygusudur, bundan dolay ben varm ve ben benim." demi bulunuyorum. Gerekten ben kendi varlm hissederken, nmden, sonumdan, d grnmden, iimden etrafm kuatan Allah' ve Allah'la olan balanty beraberimde tayarak doru kabul etmemi olsaydm iki taraf ile ball bulamaz "Ben varm, ben benim" diyemezdim, i duygumdan vcuduma geemez, i duygumla vcudumun birbirine uymasna eremezdim ve netice olarak gerekten var olan hibir gerei kabul edemezdim. Ac ile lezzeti, k ile karanl, uyku ile uyankl, zenginlik ile zrtl, ksacas eyadan hi birinin varl ile yokluunu sezdiim kadar da sezemezdim, yakacak ateten kap gldrecek gl bahesine gidemezdim. Bunlar az ok, izaf de olsa seziyor, yapyorsam, Allah Tel'ya ballmla ve bu sayede para para ve tam izaf (ilgili) gerekleri idrakim ile yapyorum. Bunu da vicdanmda onun eseri olan kendi alemimden ayryorum. Bu vicdan benim ise, ben ve btn varlk O'nun (Allah'n), bilsem de onun, bilmesem de onundur. u kadar var ki, bilmeyen bir yaarsa, bilen iki, daha dorusu sonsuz yayor. "lemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun".

Ksacas "Ben varm, ben benim, bakas deilim." nermeleri bizim btn phelerden uzak, en kesin, en ak ve en fazla ncelik tayan bilgimizdir. Fakat ben, idrakim varken ve ancak onunla "Ben varm" diyebilirim. Bu dorulamada benim vicdanm aktan ve ister istemez kendisi ile uyum salar. Bu ekilde "Ben varm." ak nermesinin mns, kendi iinde belli olduundan aka anlalr. Bu da "Bu idrakim, bu duygum, kesinlikle dorudur, gerektir, haktr." nermesinin kefil olmas ile apaktr. Bu da varl zaruri

olan, mutlak hakim, mutlak bir Zat- Hakk'n kesin olarak kabul edilmesi ile, ahitlik etmesi ile besbellidir. Ve bu tasdik byle kesin bir inancn, hem balangc, hem en son hedefi, hem de g kaynadr. Gn gibi ak olan ilk gerein btn mn ve artlar da apak mdr? Bu bir problemdir. Bunun iin bazlar yaratcnn varlna apak aikar, bazlar apak gizli, bazlar da bak asna gre deiir, demilerdir ki bu herkesin kendi varlk idrakindeki kuvvetine ve zayflna baldr. te byle bir anlamda teorik saylabilecek bir alglama ekliyle, ak ve seik olan bu varlk, kimine gre aikr kimine gre gizlidir. Kinat onun delili iken o da kinatn ahidi ve nurudur. "Allah, gklerin ve yerin nurudur." (Nr, 24/35) "Muhakkak ki O, her eye ahittir." (Fussilet, 41/53) "O, ilktir, sondur, zahirdir (aikrdr), btndr." (Hadid, 57/3) man, bu nuru kavramak demektir. slm dini de bu anlay, bu ilikiyi yaamaktr.





3- "O Rahmn ve Rahim". Besmelenin tefsirinde bu iki sfatn uzun uzadya aklamasn grdk. Burada mehur bir konuya dikkat ekelim. Merhamet ve rahmet, muhta ve belaya uram birini beladan kurtarmay ve onun yerine ona iyilik etmeyi ve nimet vermeyi hedef edinen bir acma duygusudur demitik. Bu duygu balangta efkat gibi ac duyma ve etkilenme cinsinden nefse ait bir arzu olarak balar ve sonunda da gzel bir etki demek olan istiyerek nimet verme iini gerektirir ve yerine gre bu sonu iin sadece bir sz veya bir iaret bile yeterli olur. Biz "Falanca merhametli adamdr." dediimiz zaman ounlukla gnl yufkal dediimiz psikolojik durumu, etkilenme yeteneini kastederiz, fakat pek merhametli, ok merhametli dediimiz zaman da yapt iyiliin sonulanp ortaya ktn anlarz. Yce Allah ise, sonradan meydana gelmenin almetleri olan deime ve etkilenmeden uzak ve yce olduu iin Allah'n rahmetini insanlara ait merhamet gibi yukarda zikredilen mn ile aklayamayz. Bunun byle olmas gerektiini bize hem aklmz, hem de eriatmz syler. Zira her ikisi de bize bunun ipularn verir. Bundan dolay mfessirler burada ifade asndan az ok bir mecaz bulunduunu sylerler ki, bu da iki ekilde dnlr:

1. Yalnzca merhametin gerekli sonucu olan kurtarma ve nimet verme mns.

2. nsann, esas itibariyle iyilie yatkn olan yaratlnn gerei ve icab olan iyilii irade (dileme) mnsdr.nk irade (dileme) bir edilgi (passion) deildir, mmkn olan bir ii yapma ve bir ii terketmeden birini tercih etme demek olan Allah'n zatna ait bir sfattr. Bundan dolay birinciye gre rahmet, Allah'a

ait fiil sfatlardan, ikinciye gre zt sfatlardan olur.

Allah'n rahmeti en mkemmel olduu ve Rahmn- Rahim diye iki sfatla da anldndan dolay burada iki mny da kasdetmek daha uygundur. Rahman Allah'a ait bir sfat olduuna gre tabiat (instinet) ve devamllk mnsna gelen sfat- mebbehe olarak iyilii dilemek zatna ait sfat, Rahim de pek fazla acma mns ile ism-i fil olarak onun sonucu ve meydana kmas demek olan nimeti vermek ve iyilik etmek fiil sfat ile aklanr. Bunun zddn syleyenler de olmutur.

Fakat baz uzman aratrmaclarn yaptklar aratrmaya dayanarak, bizim tercih ettiimiz gr udur ki; Allah'n sfat ve isimlerinin mnlar mecaz deil hakikattirler. Mesela ilim ve irade (dileme) sfatlarnn mecaz olduunu syleyen yoktur. Halbuki bunlar Allah iin kullanldklarnda mnlar, insan iin kullandklarndan ayr olduunda btn bilginler fikirbirlii iindedirler. Mesela ilim, bir bilgisizlii giderme demek olduu gibi, irade de insanda bir arzu ve istekten sonra meydana gelir ve bylece sonradan meydana gelmi olan bir eydir. Oysa Allah'n ilmi ve iradesi bizim bu niteliklerimizin en yksek balang noktas olan ve teden beri var olan yaratc sfatlardr. Bunlar olmasayd sebeblerin ilikisi kanununa gre bizim ilim ve irademizi snrlandrmak mmkn olmazd. Bundan dolay insann hazrlad artlar ve imkanlar, ilim ve iradenin doutan artlar deil, yerlerine gre sonradan olan eylerdir. lmin gerek anlam manev bir ayrm gerektiren nitelik, iradenin gerek mns da yaplabilecek iki eyden birini tercih etmeyi gerektiren niteliktir. Bundan dolay Allah'n dier isim ve sfatlarnda da ayn ekilde dnmek gerekir. Hele Allah'n isimleri ve sfatlar insana ait olgunluklarn stnde bir olgunluk anlatan rfe ve eriata ait hakikatler olduundan phe edilemez. Bunun iindir ki, dilimizde teden beri rahmet ile merhamet birbirinden farkl olarak kullanlmtr. te bundan dolay Allah'n rahmeti ile insann merhametini bir mnda kullanmamz ve "Rahmn- Rahim"i ok merhametli ve ok merhamet edici diye tefsir etmemiz de doru olmaz. Netice olarak balangta, sonunda, ezelde, ebediyette sonsuz rahmet sahibi, sonsuz nimet ve bolluk, iyilik ve ba sac diye bir aklama yapabiliriz ki, ikisinde de rahmetin hem (Allah'n) zatna ait sfatn gz nnde bulunduran iyilii dilemesi, hem fiil ve yaratc sfatn gz nnde bulunduran belalardan kurtarma, nimetlere ve iyiliklere ulatrma mnlarn iine almas, hem gelenein hem de eriatin zne uygun dmektedir.

Bilindii gibi belalarn mahiyeti, yokluk ve yoklua gtren eylerdir.

yiliklerin mahiyeti de varlk ve varla gtren eylerdir. Belalarla ilgili olan btn aclarmz bizi, bir iyiliin yok olmas ile korkuttuklar iin derttirler. Bu dertlerin ba Allah'tan ve Allah'n rahmetinden mitsiz olmaktr. Nimetler ve iyiliklerle ilgili olan btn lezzetlerimiz de bize bir varlk pay mjdesini verdiklerinden dolay lezzettirler. Bu lezzetlerin ba da Allah'a ve Allah'n rahmetine inanmaktr. Dnya hayat byle yokluk ile varln, zdraplar ile lezzetlerin, mitsizlik ile imann, Rahmn'n rahmeti, kendi abas ve yardmlama sayesinde verilen bir mcadele eklidir ki, bunlarn bu karlkl kavgadan kp ebed stnlk ile galib olmalar da ahiret hayatn meydana getirir. Bundan dolay bizim iyilik ve lezzetlerimizin balangc, yokluktan varla getiriliimizdedir, nihayeti de sonludan sonsuza eriimizdedir.

Rahmn olan Allah'a ait rahmet btn, olabilen eylerin yokluktan varlk lemine karlmasn anlatan var etme iradesi ve varlk nimetini verme olduundan her olabilecek eyin varlk sahasna karlmasn gerektirir. nk var olmak, her iyiliin ve her nimetin asldr. Rahman byle bir iyilik iradesi ile bizi beden ve ruhumuzla meydana getirerek yaratan ve bununla beraber yaama ve hayatmzn sebepleri olan nimetleri de hazrlayan ve bize ulatran byk rahmet sahibidir ki, bu rahmetin kapsam dnda hibir yaratk bulunamyacandan buna byk nimetler ile rahmet denilir. Btn olabilecek eylere var olma pay verilirken bu arada akll ve istediini yapacak olan varlklar yaratmak da Allah'a ait rahmetin kapsaml olgunluunun gereklerindendir. nk bunda, mmkn olan varlklarn varlnn Cenab- Hakk'n varlna yaklamas sz konusudur. O ekilde bu varlklar kdem (balangc olmayan) ve hudus (sonradan meydana gelme), varl zaruri olanla mmkn olan, noksanszlk ve noksan, hemen hemen Allah'n sfatlarn temsil edebilirler. Fakat bunda eitli iradelerin bulunmasndan dolay var olmada bir eit sonradan meydana gelen ortaklk ortaya kar. Halbuki ortaklaarak var olma ve var olmay srdrme mmkn deildir. nk ortann bulunmas batl yani bizzat var olmayan, olmas imkansz ve muhal olduundan her varlk tek bana ortaya kar ve eitli varlklar, bir birlik meydana getirmedike varlklarn srdremezler. Allah'a ortak komak, kendiliinden var olan varl inkr ve onu yok saymay gerektirir. Bundan dolay, kinatta ister tabiat ve ister ahlk asndan ne kadar ktlk dnlrse hepsinin kk okluk ve ortaklk iddiasdr. Bu da Allah'n birliinin mkemmelliinin gereidir. O halde hem byle ortakla sebep olan birden fazla iradeler yaratarak onlara varlk pay vermek, hem de bunlarn denk olmalarn koruyarak btn grlen varlklar bir irade ile idare etmek

ve devam ettirmek, yle ince bir nimet ve yle sonsuz bir iyiliktir ki, bunu da Allah'n Rabbliinin Rahm'lik rahmeti temin etmitir.

En mkemmel terbiye, ite bu gereklilik ile seme arasndaki karmn dengede tutulmasnda, Rabb'in terbiye ediciliinden kaynaklanan olgunluk ve kvam da, filozoflarn yaratl bilmecesi dedikleri rahimiyetin icab olan denklemdedir. Bunun iin nceki tefsir limleri Rahim'e ait rahmeti ince nimetler diye ifade etmiler ve maksat itibaryla da ahirete ait nimetlerle tefsir etmilerdir. Bu bir taraftan insann elinde olan irade sahiplerinden her birinin iradelerine bir tercih pay vermek, bir taraftan da kazanm olduklar haklarnn maksadna gre hesaplarn grp hak terazisindeki durumlarn tesbit ettikten sonra "Artk kim zerre arlnca hayr yapmsa onu grr ve kim zerre arlnca er yapmsa onu grr." (Zilzal, 99/7-8) gereince mkafat ve ceza ile sorumluluklarn uygulamaya koymaktr ki, bu ceza, o mkafatn garantisidir. Bundan dolay Rahim olan Allah'n yce rahmetinin asl hedefi bu mkafattr. Rahmn olan Allah'n rahmeti iindeki balangtaki varolula hibir varlk yolundan sapmaz. Rahm olan Allah'n rahmeti iindeki ikinci varlk ise irade sahiplerine ait olduundan bunlarda vazifesinden sapanlar ve doru teraziyi kendi iddialaryla bozmaya uraanlar vardr ki, Rahim olan Allah'n rahmetinin iine ald adalet hikmeti bu varlkta byle istee gre hareket etmeye bal olan bir dl ve ceza denklemini kurmutur. Yine bu denklemin genel terazisinde hibir orta olmayan Allah Tel'nn Rahmn olan iradesi stn gelmitir. "O Rahmn ara hkmetmitir." (Th, 20/4).

O Rahmn diyor ki: Ey insanlar! Siz isteseniz de istemeseniz de dier lemler gibi size de varlk ve varln devamna ait nimetlerimi, iyiliklerimi tkenmez hazinemden verdim ve veririm. O Rahim de diyor ki: Ey akl sahipleri! Ey irade sahipleri! Siz dierleri gibi deilsiniz, onlar sadece Allah'n Rahmn iradesinin byklne mahkumdurlar. Siz ise benim rahmetimin kemal ve inceliklerini gsteren irade ve arzumu temsil ederek bana yaklamak ve en byk honutluumu elde etmek iin yaratldnz. Size, onlardan fazla olarak istediiniz ve isteyerek altnz eyleri de istediim kadar veririm, fakat Allah'n birliinin zorunluluu (vcubu) karsnda Allah'a ortak komak ile varlk ve varln devam imkansz olduundan, sizin nefislerinizdeki birden fazla olma ve oalmann ve maksatlarnzda benim arzumdan baka sadece kendinize ait cimrice grler takip eden, eitli ve deiik iradelerinizin sizi Allah'a ortak komaya ve hepinizi yok olmaya srkleyen tarafnz dzenlemek ve adalet ile

rahmetin varlk dengesini temin etmek iin en sonunda sizi sorumlu tutacam da hatrlatrm. Haydi Allah' inkar etmeyiniz, ona ortak komaynz, Allah'a yaknlk ve hatta vekillik iin Allah ve Allah'n iradesi yolunda sevgi ile, iyilik sevgisiyle, dorulukla, adalet ve merhametle, iman iinde alnz da iradeleriniz, kazanlm amelleriniz o sonsuz mkafata, o en byk honutlua sebep olsun. zetle benim Allah'lk zelliim byklkten kaynaklanan bir yok etme, bir bask ve ldrme eklindeki tasarruf deil, byle Rahmn olma ve Rahim olma ile nimeti artran yce ve gzel bir Rabb'lk zelliidir. "Gzel davrananlara daha gzel karlk ve fazlas var. Onlarn yzlerine ne bir kara bular, ne de horluk. te onlar cennet halkdr, orada ebed kalacaklardr." (Ynus, 10/26).

te Rahim sfatnda tam mjde iinde byle bir uyarma mns da gizlidir. Fakat bu, ilk sylendiinde baz kimselerin irade ile gururlanmasna yol at iin onlara yle bir eyi hatrlatmak dnlr. Acaba lemlerin Rabbi, irade sahiplerini yarattktan sonra gelecein kaderini bsbtn onlara m terketmitir? Kendisi ululuk perdesinin arkasna ekilmi deil midir? O halde Hak Tel, varolu bakmndan btn lemlerin balang noktas ve Rabbi olsa da imdiki zamanda insanlarn iine bizzat karmam ve gelecein de dolayl bir Rabbi olmu olmaz m? O halde gemiin sahibi Allah iken imdiki zaman ile gelecein; bu gnn ve yarnn fiil maliki ve sahibi, mkafat ve ceza gnnn hkmdar, o irade sahipleri olmak gerekmez mi? Bu halde irade sahiplerinin, alacan zorla almak ve sorumluluk korkusundan uzak kalmak iin takdirini kendisi belirleyip gelecein "yaptndan dolay sorguya ekilmeyen" hkmdar olmaya almalar gerekmez mi? Byle bir eyin akla gelmesi, insanlarn imdiki zamanda sahip grndkleri irade-i cz'iyye (Allah'n insana verdii az ve zayf irade)ye kaytsz bir irade-i klliye ve her trl kayttan uzak bir seme serbestlii ve bir yaratc kudret deeri vererek kendilerini hereye gc yeten ve kaytsz artsz serbest olan ve sonsuza hkmeden birer fail-i muhtar (istediini yapmakta serbest olan) Tanr gibi bir kuruntuya dmelerinden kaynaklanan bir irk iddiasndan ileri gelir ki, insanoluna ait btn belalarn, btn hakszlklarn sebebini ite bu yanl dnce oluturur. Allah'n adalet ve rahmeti bunun zerindeki deiiklikleri yapmasa ve dzenlemese insanlk topluluu gn iinde birbirini yer bitirir. "nsanlarn elleriyle kazandklar (gnahlar) yznden, karada ve denizde fesat kt." (Rm, 30/41). Halbuki dnyada ve hele hayatta her an insan iradesi dnda yeni yaratllar meydana gelmekte olduundan dolay kuvveti kendisinin

zanneden o kuvvetli pazular, bir an iinde -Allah korusun- bir fel, ilh bir darbe en gsz acizler srasna koyuverir. Msr'daki piramitler iinde saklanan ve bir gn gelip te alacak olan mumyal gvdeler ve onlarn kurutulmu simalarndaki snk, oyuk gzler, eski Msr Firavunlarnn dalar deviren grkemli bnyelerinde ve imekli baklarndaki kuvvetlerin, artk ne efendisi, ne sahibidir. Bunun gibi nice rneklerle anlalr ki varln, hayatn gerek gemite ve gerek gelecekte ilk ve son idaresi btnyle Allah Tel'nn kudret elindedir ve onun mlkdr. O, zannedildii gibi yalnz hereyin balangc deil, hem balangc, hem de her eyin sonudur. Olu ve yok olularla dolu olan bu fani lemde balangc ve sonu baka baka grenler, ezelde ve ebedde de durumu aynen byle zannetmesinler. Balangta ii yapanla en son gaye olan gerekte birdir. Dnlrse cansz cisimlerin yuvarlak oluu, zamann dnmesi merkez ve evresinden bize bunu haber verir; doan insan gsz, len insan yine gszdr.

Bu nemli noktay hissedenlerin bir ksm gemi ve gelecek yle dursun, imdiki zamanda bile sade cebir (zorlama) yani insan iradesini inkr etme grn ileri srmlerdir. Zaten insan, kuvvet bulduka hep ben, gsz dtke hep sen veya hep o demek ister. Ortada apak grlen gerek ise ne yle, ne byledir. in gerei ikisi arasndadr. " "dir. nsanlk gvde ile ruhun, akl ile kalbin, kabiliyet ile faaliyet gstermenin, aresizlik ile istediini semenin bilekesidir. O, ne kaytsz artsz mecburi, ne de kendi bana buyruk kimsedir. Bu konuda ilk bakla, son bak birbirinin ayndr. Felsef bir inceleme iddias ile ii zorlatranlar ne aresizlik ynn inkr edebilirler, ne de serbestlik ynn. Mecburiyete derece ayrmak, serbestlie bir makam vermektir, serbestlie makam ayrmak da mecburiyete makam vermektir. Ne sade zorlama (fatalite) ile sade aresiz bulunma (determinizm)'nn mecburiyet iddialar, ne de kaytsz ve tam hrriyet (liberalizm) davasnda bulunanlarn herkes istedii eyi yaratmada serbesttir iddialar, hibir zaman hakikat terazisinin ak seik ve amaz lsne vurulamazlar. nsann aresizlik yn Allah'n kuvvetinin ahidi, seim yn de Allah'n iradesinin ahididir. O, kendi kendine kalrsa yok olmaya mahkum, yaratc kudretin yaratmas ile de var olmaya mecbur olur ve ayn zamanda Allah'n rahmeti ile diledii ii yapmada serbesttir. Ve bu sayede kaderinin bir ksmn kendi istei ile yazar. Ksacas bu iki ahitlikle insan bu varlkta ve bugn, u an, u imdiki zamanda Allah tarafndan baml ve ireti bir geici hayatta, bu kaytl mlke ve Allah'n msaadesine nail olmu, onun yerine yetki sahibi olmu yani bir memuriyeti elde etmi olduunu ne

inkr etmelidir, ne de bu yetki ve memurlukta kendini azl edilmez ve sorumlu tutulmayan bir esas grevli zannetmelidir. nsan, gelecekteki mkafat ve cezay verecek deil, alacaktr. Hem de imdiki zamandaki btn kuvvet vastalar, ireti mlk kesildii zamanda alacaktr. Almak durumunda bulunmak ise mlk sahibi olma durumu deil, ihtiya halinde bulunmaktr. Ve tam mlkiyet, hem elde bulunma, hem de kontrol asndan bir eye sahip olmaktr. Bu ise, yerleriyle, gkleriyle, mekanlaryla, zamanlaryla, fertleriyle, eitleriyle, basitleriyle, bileikleriyle, maddeleriyle, kuvvetleriyle, kabiliyetleriyle, faaliyetleriyle btn alemlerin yaratan, sahibi, icad edeni ve terbiyecisi olan Allah Tel'nn mutlak mlkdr.





4-te "Rabb'l-lemn" denildii zaman, genel kapsam ile btn o kuruntular bir yana atlarak ve Allah Tel'nn ezelde ve ebedde mutlak sahib olduunun anlalmas lazm gelirse de bir taraftan Allah'n rahmetinin katmerli genilii, dier taraftan insanln gafil olmas dolays ile imdiki zaman iinde insanlarn mkafat ve ceza gnne de bir eit sahip olmas ve hakim olmasnn az ok akla gelmesi ihtimalini bsbtn ortadan kaldrmak iin "O, din gnnn maliki Allah'n" buyurulmutur. Ve burada uyarma biraz aka belirtilmitir. nk "dn" kelimesi Arap dilinde ceza, hesap, kaza (hkm verme), siyaset, itaat etme, det, durum, kahr ve nihayet btn bunlarla ilgili ve hepsinin zerinde kurulduu ve hepsinin ls olan millet ve eriat mnlarna gelir. Dorudan doruya kyamet mns yoktur. Ve burada bataki ceza ve sonuncu bilinen din mnlar ile iki geerli tefsiri vardr: lk nce ceza, gelecekte sorumluluk, sorumluluk duygusu, sorumluluu tatbik etmek gibi mnlara da gelir. Bunun iin (yevmiddn)'in Trkemizde bir ismi de rz-i cezadr (ceza gndr). Fakat unu unutmamaldr ki, aslnda ceza kelimesi imdiki herkesin bildii gibi yalnz ceza ve ikence demek olmayp iyi veya kt yaplan bir iin tatl veya ac karln, cretini vermek mnsna masdardr. Ve isim olarak bu karla da sylenir. Mesela demek, "Allah sana ok hayrl, karlklar ve mkafatlar versin." demektir. Ancak mkafat ve mczt (ceza) kelimeleri, denk ve ortaklk mnlarna geldiklerinden hukuk dilinde yce Allah'a nisbet olunmaz. Bunun yerine sevap ve azap, cret ve ceza gibi deyimler kullanlr. Bundan dolay "yevmi'd-dn", ceza gn her iin karl verilip bitirilecei son gn, baka bir ifade ile gelecekte mkafat ve cezann paylalaca vakit demektir ki, slm hukuk dilinde buna "yevm-i hir =

son gn" de denilir. Ve bu kelime de kaza (davalar kanuna gre hkme balamak ve zme kavuturmak) ve hkm etmek mnsn da iine almaktadr. Gerek Arapa'da ve gerek Trke'de olsun bu gibi yerlerde yevm ve gn kelimelerinin mutlak surette vakit mnsna kullanld da bilinmektedir. Bugn ne bir gndz, ne bir gece ve ne bir gndzle gecenin toplam olan yirmi drt saat mnlarna olmayp gerek gn, ay, yl, asr, devir v.s. gibi bildiimiz ve gerek bilmediimiz zaman llerinden herhangi biri olabilir. (Dnyann kendi ekseni etrafnda bir defa dnme sresi bir gndr, yok olmak ise bir nefeste olur). "Bugn dnya, yarn ahiret" deriz ve bunun iin dnya gnlerine gre ahiret gnleri "bin sene" veyahut "elli bin sene" gibi llerle anlatlagelmitir.

Bu aklamadan anlalr ki, "yevmi'd-dn" btn mitlerin veya mitsizliklerin ileride Allah'n terazisinden geerek en son gerek eklini bulduu ve hereyin birbirlerinden tamamen ayrld kesin olarak bilinen son andr. Bundan sonras artk ya midin son noktas olan sonsuz mutluluk ve en byk memnuniyet (cennet) veya mitsizliin son noktas olan sonsuz, en byk zarardr (cehenneme girmek) ve bugn kyamet gnnn son andr. Ve bu ekilde "yevmi'd-dn" kyamete iarettir. Fakat bunun kyamet gn olmas, dolayl yoldan elde edilen bir mn sonucudur. Yoksa din, kyamet demek deildir. Kyamet gnnn, kyamet yani lmlerin dirilmesi demek olan ba's (yeniden dirilme), har cem' (derleyip toplama), vakfe yani tavakkuf ve intizar (durma ve bekleme), sual (sorguya ekme), hesap ve mizan (amellerin tartlmas), srat ve nihayet btn amellerin iyiye iyi mkafatnn, ktye kt cezasnn datlmas ile ceza gibi durumlar ve menzilleri iermektedir ki, dierleri bu son ceza dneminin ilk unsurlar ve balanglar olduundan burada "yevmi'd-dn" nazm ile bu maksat aka belirtilerek tevik ve uyarma ile desteklenmitir. Bundan dolay "yev'mid-dn" yerinde "kyamet gn", "sorgulama gn", "hesap gn" denilmesi hem terceme deildir, hem de bu kuvveti ve szn geliini bozar ve daha fazla korkutma ve dehet mnsn ifade eder.

Yevmi'd-dn, cezann gerekleecei son gn demek olduundan bu aklama eklinde dinin esaslarndan inanla ilgili prensiplerinden birini meydana getiren kyamet inanc btnyle gzard edilmi, onu yalnzca bir yn ile anlatyor ise de din kelimesini bilinen mnsnda kullanmam ve ona dolays ile iaret etmitir. nk ceza yerine din gelmesinde szl bir iaret, mkafat ve azab mnsnda da dinin maksatlarna bir iaret bulunduu apaktr.

Bilinen mnya gelince: Din, akl sahiplerini kendi gzel arzular ile bizzat

iyilikleri yapmaya sevk eden bir ilah nizamdr. Burada biraz duralm. Bu tanmlama, hereyden nce hak dinin bir tanmlamasdr. nk bizzat iyilie gerekten sevk etmek ancak hak dindedir. Batl dinlerde ise bu sevk, hayal olur. Onlar, bizzat iyilik olmayan eylere, olsa olsa iyilik adna baz izaf iyiliklere sevk edebilir. Mesela kendi grne gre bir iyilik gibi yalana, yalancla ve hrszla tevik edebilir. nk hak ve hakikat inan esaslarnn bana koymu deildir. Bundan dolay bu tanmlama, dolays ile batl dinlerin de esasn gstermitir. Yani gerekte byle ilhi bir ynlendirici deil iken yle zannedilen dinler de batl dinlerdir. kinci olarak dinin yeri, artlar, semeresi, rknleri, yani cinsi ve onu baka dinlerden ayran zellikleri gsterilmitir ve dinin eriata uygun olan bu mns, din kelimesinin lgatla ilgili btn mnlarn iine almaktadr.

Hak dinin yeri, akl sahipleridir. Bundan dolay canszlar, bitkiler, hayvanlar, deliler, aklszlar, ocuklar, bunamlar gibi zrller, din asndan sorumluluk sahibi deildir. nk akldan yoksun olanlar, arzu ve seim sahibi olmadklarndan dolay kendilerinden bir iyilik meydana gelirse istem d olur ki buna da zorlama denilir. Bundan dolay, hayvanlarda din vardr demek, olsa olsa mecaz bir ifadedir.

Demek ki dinin art akl ve istektir. Bunlar dinin art, dindarln rkndrler. Akl bulunmaynca dinle ilgili iler ve din ykmllkler bulunamayaca gibi, seme hrriyeti bulunmadka da dinin idare ve etkisi, baka bir ifade ile dindarlk bulunamaz. Bundan dolaydr ki, dinde ilim meselesinden baka bir de irade meselesi vardr. Gerekten bilgili ve akll olmak, dindar olmak iin yeterli deildir. Dindar olmak iin dini hem bilmek ve hem sevmek lazmdr. Bundan dolay, ilim ve irade, akl ve seim hrriyeti bizzat dinin yalnz kendisinde bulunan bir rkn deilse de dindarlk ve dine bal olmann rkndrler. Bunun iin isim olan din kelimesi ile, dindarlk mnsna gelen ve masdar olan din kelimesinin mnlarn kartrmamaldr. Dindarlk insann vasf ve nefse ait bir mndr. Din ise dindarln konusu ve onunla ilgili olan gerei ve iin z olan bir mndr. Aralarndaki fark, nefisle ilgili bir olay ile bu olayn ilkeleri ve kanunlar arasndaki fark gibidir. Dier bir ifade ile din ilh bir kanun, dindarlk ise insanlarn emek ve abalarnn sonucudur. Bunu birbirinden ayramayanlar ilim adna hatalara derler.

Dinin meyveleri bizzat iyi olan ilerdir. Yani ileri yapan kimsenin kendi zannna ve kendi grne gre deil, aslnda ve hak terazisinde iyi ve faydal olan ilerdir. Bundan dolay esas dindarlk, iyilii Allah katnda iyi olduu iin

seip yapmaktr. yilik ise gerekte genel olsun, zel olsun dier kimselere imdi veya gelecekte faydal olandr. yilii, gerekten iyilik olduu iin yapmak demek, onu Allah Tel adna yapmak demek olduu apaktr. nk u i gerekten bir iyiliktir demek, yalnz sana bana gre deil, aslnda ve Allah Tel'ya gre iyidir demenin dier bir ifade eklidir. Allah Tel katnda iyi olan her iin de bir creti, bir karl, bir mkftnn olduu gerektir. Bu sevabn en by O'nun rzasdr. nk yce Allah her iyiliin, her mkftn, her nimetin kayna ve kefilidir. Allah'n rzasnn en byk vesilesi de hakka rza gstermektir. Hakk'a raz olmayan iyilii yalnz iyilik olduu iin sevip yapamaz, kendine ait pein bir fayda arar. Geri iyiliin mutlaka karlksz olmas art deildir. Allah katnda kaybolan ve boa giden hibir iyilik yoktur. Fakat bir iyiliin hemen byle bir menfaat endiesi ile yaplmas, hakka faydal olmak iin deil, haktan yararlanmak iin yaplan ve bundan dolay cretini Allah'tan isteyen pein bir dei-toku olur. Bu ise iyilii, iyilik olduu iin yapmak ve Hakk ile bir iliki kurmak deildir. Mkftn Allah'tan isteyerek yapmak ise, herhalde Hakk ile ilikiye girmek ve hakk ve iyilii tanyarak yapmaktr. Bu da iyilii gerekten iyilik olduu iin yapmak demektir. nk iyilik zaten ve gerekten byledir. Fakat bu karln yalnz ahirette verileceini dnerek yapmak daha yksek bir olgunluk derecesidir. Demek ki, hakk tanmayan ve Hakk'a tapmayanlarn, iyilii gerekten tanmalar ve iyilii gerekten iyilik olduu iin yapmalar mmkn deildir. Ve iyilii sevmenin ba, hakk sevmektir ve samimiyet ve ihlsn ilk art Hakk'a tapmaktr.

te bunun iindir ki hak dinin, en belirgin zellii Allah'n koyduu bir kanun olmasdr. nk dier konular Allah'n zatna baml deildir ve sebepleri ahsi gayelerdir. Bu ise bizzat iyilie deil, bizzat ktle ve Allah'a ortak koma ile karlkl kavgaya srkler ve hele gzel bir seimle iyilie srkleme maksadn hi iermez. nk ahsi maksatlar ve art dnceler hissedilen herhangi bir teebbste, insann seim hrriyeti derhal bulanr ve bozguna urar. Zaten ahsi maksat iyiliin bile iyilik olmasna engel olur. Fakat Allah'n kanunu nasl anlalr? Bu nokta dinin en nemli bir meselesini meydana getirir. phesiz Allah'n kanunu bizzat Allah Tel'nn ilmi ve iradesi ve rzasn gsteren deliller ile anlalr ki, bunlarn en kuvvetlisi Kur'n gibi Allah'n (insanla) hitabdr. Kalb ve akl bu hitab zaruri olarak veya bir delil ile anlar ve kabul eder. Aslnda ruhun btn varl ile onu Allah'n kanunu olarak anlamas lazmdr.

Bu noktada baz filozoflar, vicdan zevkini yeterli grmler. Fakat mutlaka vicdan zevki ok ahsi bir sebeptir. Ve kinatta her ahsn kendine mahsus zel bir vicdan zevki vardr. O halde kiiler kadar da din vardr demek gerekir. Halbuki hak bir olduu gibi hak din de birdir ve hakk bulmak iin vicdann tesine de bir gz atmak gerekir. u halde btnn vicdann veya bunu temsil eden bir btnn ruhunu bulmak ve o btn ruhun kalbini l olarak almak zarureti vardr.

Dier bazlar yalnz akla bavurmular ve akln hak ve iyilikte biricik hkmdar olduunu zannetmilerdir. Halbuki akl, ahs deildir. Nitekim hak bir olduu gibi akl iin de yol birdir, deriz. Fakat akl en iyi bir anlama vastas olmakla beraber kalble ilgili hallerde otorite olmadndan dolay ruhun btn varlna uyum salayamaz ve bundan dolay Allah'a ait nizam anlama ve kabul etmede prensiplere muhta ikinci derecede bir alet olmaktan ileri geemez.

O halde Allah'n kanunu her eyden nce insann ruhuna btn varlyla uyan, grnr ve besbelli bir zaruri ilim ile ortaya kmaldr ki, bu grnme bizzat Allah'n nizam ve hitab olduu kendi kendine anlalsn ve apak olsun da sonra akllar tecrbe ve delile dayanarak netice karma yolu ile kalbler zevk ve ferahlk ile bundan feyz (ilim-irfan) alsnlar. te bu zaruri ilime eriat dilinde "vahiy" ve bu nimeti elde etmeye "nbvvet = peygamberlik" denilir.

u bilinmelidir ki Allah'n kanunu ile insanlarn koyduu kanunun en nemli fark o kanunun meydana gelmesine insan iradesinin sebep olup olmaddr. Yoksa Allah'n kanununun, mutlaka insanlk dnda meydana gelmesi art deildir. Ve gerekten insan ruhundaki deiikliklerin nemli bir ksm insann ortaya koyduu eyler deildir. Bundan dolay hak dini meydana getiren hitap ve Allah'n kanunu, nce yaratln Levh-i Mahfuz'unda kesbe bal olmayan ve Allah'n iradesini gsteren bir mecburiyet ile oluur da bizzat Allah'la ilgisi olmas ile her eyin ruhunu temsil eden bir kutsal ruhda btn apak delillerin prensiplerini ieren, grnen ve gerekli olan kesin bir bilgi ve apak bir vahy ile kendini gsterir. Sonra bu zaruri ilim ile verileri bir taraftan tecrbe ve tarihe ait dorulayc belge ile dier taraftan akla ait deliller ve kalbe ait zevkler ile alp kazanma yolundan meydana kar ve umumleir gider. Vahyin, devaml vicdanda bir rnei, aklda da delili vardr. Fakat vahyin gelii btn hisleri istila ettiinden dolay o anda ruh btn varlyla grd eye dalm olarak sadece kabul edici kesilir ve irade ile ilgili faaliyeti ve kuvvetlerinin zellikleri geici olarak durur da akln yetiemedii varln bilgi ve srlarn

grr ve daha sonra arzu ve iradesini ona uydurur.

te hak din, balangta peygamberlik denilen byle ilh bir nizam ile gerekleir ve bu tecelli insanda grnr fakat kayna bakmndan insana ait bir nizam olmaz. Dorusu insan ruhu Allah'a ait ilimde "yapan" deil "kabul edendir". Bilgi uydurulmaz, alnr ve bunun iin ilimde ruh ile d dnya arasnda bir hak ilikisi vardr ki bu ilah bir nizamdr. Ruhun kendinde arzusunu kartrarak imal ettii fikirlerde ise bazen ilim bulunur, bazen bulunmaz, bu da insana ait bir hareket olur. Demek ki, her trl kesin bilgi Allah'a ait bir nizamdr. Hakk'n byle bir tasdiki de insann arzu ve iradesinden tecerrd edilmesiyle dnlmeye baldr. zellikle din gibi dorudan doruya insann ileri ve durumlar ile ilgili ve insann seimiyle ilgili ve ona balang olan hareket kanunlarnda bu gereklilik daha kesindir. Kin, hrs, itiha kalbi ve akl sislendirir, basiret gzn a yapar. Ya hi gstermez veya atal gsterir. Bunun iin din ilminde itihdan saknmak ve uzak kalmak en byk arttr. "Kim Kur'an' ahsi grne gre tefsir ederse kfir olur." hadis-i erifi de bunu ifade ediyor. Vahy ise sylediimiz gibi btn his ve duygular kaplyarak ve o anda irade gcn etkisiz hale getirerek gelen ve bundan dolay hibir emek ve yapmack gayret aibesi ve hibir itih almeti olmakszn ruhun srf kabiliyeti zerinde dndan ve iinden tam bir mecburi retme ile Allah'a ait ilkeler nizamn sunan en ak, en zorunlu bir kesin bilgi olduundan normalde kat'i olarak bilinen bilgilerin stnde Allah'a ait nizamn en mkemmel ahidi ve ieriindeki akl deliller ve sonraki ada deneylerle de doruluu kuvvetlendirilen bir hitabn dile gelmesidir. Ve bu ekilde her grlen ey gibi kalp ve akln arzularyla gsterdikleri faaliyetin stnde olmakla beraber, yaratltan var olan kabiliyeti dnda da deildir. Bunun iin hak din kabul edildikten sonra zellikle usl asndan akln tme varm yolu ile elde ettii kavraylar iine girer ve yalnz delillere dayanarak netice karma bu kavray iin yeterli olmaz. Ve ilimde olduu gibi bunda da keif (bir srr renme, ilham) teoriden ncedir. Yalnz aralarnda u fark vardr: Bunda (vahiyde) kiinin tecrbesi hepsini anlamaya yeterli deildir. O ancak hereyin asl olan Allah' tek bilmede mmkn olabilir. Din gereklerde ve kanun yapma ile ilgili meselelerde, tekrar tekrar grnmesi, tecrbe edilmesi asrlara bal nice bilinmesi gereken nemli konular vardr. Ve bunun iin din ilimlerde de akl ve naklin nemi apaktr. Gerekten slm'da da ilh kanunlar bildiren delil drt tanedir:

Kitap (Kur'n), snnet, mmetin icm' (byk fakihlerin, dinle ilgili bir konuda gr birliinde olmalar) ve kys. Bunlardan ilk kesin isbat, drdncs de aklaycdr.

Hak dinin ayrc zellii akl sahiplerini gzel arzular ile bizzat iyilie sevketmektir. Dier bir ifade ile hak din zorla deil, seve seve iyilik yapan, istediini yapmakta serbest olan insanlar yetitiren bir terbiye nizamdr ve btn mutluluklarda iyiliin yapcsdr. Demek dinin iyilie sevk etmesi mecburiyete ve zorlamaya dayanmyor. O, nce serbest hareket etmeyi tevik eder ve ona gzelce serbest hareket etmenin lsn verir. Gzel sonu ile kt sonucu gstererek uyandrr ve iyilie ynlendirmeyi bu gnl holuu ile yaptrmak ister. Bunun iin "Dinde zorlama yoktur." denilir. (Bakara, 2/256). nk iyilik yapmaya zorlanld zaman, iyilii yapan, o iyilii yapmaya mecbur deil, onu iyilii yapmaya zorlayan, zorlayc kimsedir. Halbuki din, insan, gzel ahlk ve tabiat ve yksek fazilet sahibi olan, hayrsever, iyilik yapan, istediini serbeste yapan bir insan yapmak istiyor. Bu ise yalnz dinin zatnda deil, insann istediini semesinde ve onunla dindar olmasnda ve bunun salad baar dorulukdadr. Din ne kadar doru olursa olsun, bilgisiz kimselerde bu ekilde etkili olamyaca gibi, bilginlerde bile istediini yapma serbestisi bulunmakszn, dier bir ifade ile, gerek anlamda dindarlk gereklemeden etkili olmaz. "Eer siz Allah'a (dinine) yardm ederseniz, Allah da size yardm eder." (Muhammed, 47/7). Bu gzel seime, bu dindarla sahip olmayanlar, ya dierlerinin zorlamas ile iyilie srklenen ve hrriyetine sahip olmayarak bakalarnn kulland alet gibi olan ve bakasnn istediini istemeyerek yapan bir kii olarak kalr veya ktlk ve bozukluk yapan biri olur gider. Bu vesile ile unu birbirinden ayrmak gerekir ki; dinin insan ynlendirmesi baka, birini dine ynlendirmek bakadr.

Bilgi gibi dinin de srklemesi zorla deildir. nk akln gerei fiilen gerekli olann sebebi deildir. Onun sebebi irade ve kuvvettir. Fakat hak dine sevketmek aslnda tam bir iyiliktir. Bunun iin zel veya genel velayet ile tam dindarln iyiliklere zorla srkledii, dier bir ifade ile zorla iyilik yaptrd yerler vardr. Bu cmleden olarak anne ve babann ocuklar ynlendirme ve terbiye etmeleri, iyilii emretmek, ktlkten sakndrmak gibi meseleler bu cinstendir. Bu farkn k noktas udur: stediini seme ve irade dinin bir paras deildir de, etkili olmasnn bir artdr, dindar olmann parasdr. Demin sylediimiz gibi srf kanun ile dilediini yapmakta serbest olan kimsenin etkileri arasnda byk fark vardr.

Ksacas din, iman ve amel konusu olarak akla ve irade hrriyetine teklif edilecek hak ve iyilik kanunlarnn toplamdr ki buna millet ve eriat da denilir. Dindarlk da bu kanunlarn severek ve isteyerek tatbik edilmesidir. Geri amelin imandan bir para olup olmad tartlm ve dorusu amel imann bir paras deil, imann gerei ve meyveleri olduu tesbit edilmi ise de gerek imann ve gerek amelin dindarlkta; imanla ilgili hkmler ve amelle ilgili hkmlerin de bizzat dinin iinde birer rkn olduklarnda asla ihtilaf edilmemitir.

Hak dinin bu ayrc zellii zerinde iyice dndmz zaman anlarz ki, tecrbe ve akl delil asndan bir dinin hak olmas (tam din olmas art ile) herkese vaad ettii iyiliklerin, mutluluklarn gereklemesi ile anlalacaktr. Batl dinin verdii szler, din olmasyla ters orantl iken hak dinin verdii szler din olmasyla doru orantl olur. Gerekten slm tarihine baktmz zaman da slm dinini byle buluyoruz. Ta Hz. Peygamber'in zamanndan beri mslmanlar ne zaman dinlerine tam doru bir dindarlk ile sarlmlarsa gerek iyilii anlamlar ve yapmlar, bereketleri, iyilikleri ve mutluluklar o oranda artm, mutlu yaamlar, mutlu yaatmlar "Kim bir iyilik yaparsa ona o iyiliin on kat verilecektir." (En'm, 6/160).

Fakat zamanmzda Avrupallardan bazlar diyorlar ki "Asrmzn insanlar, mutluluu fayda ve iyilikte deil faydalanmada gryor. Onun dnda bizatihi bir hak, bizatihi bir iyilik tanmyorlar ve bundan dolay Allah tarafndan kurulmu olan hak din, artk onlarn evklerini ve iradelerini coturmuyor. imdiki insanlar ancak faydalanma ehveti zabt ve idare ederse etkileyecektir. Bundan dolay onlara insan tarafndan kurulmu olan dinler tatbik etmeli ve iradeleri bununla gcklayarak imdiki insanlar, olgunlancaya kadar bir taraftan mcadeleye srklemeli, dier taraftan srf otomatik ve mekanik, yani cansz ve duygusuz kanunlarla zor ve kuvvet iinde tutup gtrmelidir. Tabiatta merhamet yok, zor vardr. Hrriyet deil, zorunluluk ve determinizm hakimdir". Bunlara gre imdiki insanlar ahsi kar hrs ile ister istemez byle sonsuz bir mcadeleye atlmakta ve sevgi yerine dmanlk oalmaktadr. Bylece hak din doru imi demek, hakszlar onun mkafatna deil, cezasna layktrlar demeye eittir ve hak dinin Allah'a ortak komada gsterdii ac sonular hak etmeyi itiraf etmektir. "nsanlarn kendi elleriyle kazandklar gnahlar yznden, karada ve denizde fesat kt. Belki dnerler diye, Allah bylece onlara, yaptklarnn bir ksmn

tattryor." (Rm, 30/41) yetinin mnsn dorulamaktadr. Bu da Allah'n birlii ile Rahmn ve Rahim'e sarlmayan insanlarn bizzat haklar ve bundan dolay lemlerin Rabbi'nin bir ycelik almeti, bir byklk terbiye ve tedbiridir. Yce Allah insanlara bu ekilde de grnr. nsanlar bu karclk ve a gzll yenerlerse, ancak imdiki zamandaki sava belasn da yenmi olacaklar ve gelecekteki din gnnn mkafat ve karln daha iyi anlayacaklar. nk Alman filozofu Kant bile yce Allah'n mutlak varln pratik akl ile ahiretin mutlaka var olmas gerektii sonucundan karmtr. Bu ekilde ahiret gn dinin ve ona iman etmek dindarln en nemli temelini oluturur. Ve o gnn dine mahsus olan byle bir zellii vardr. "O, din gnnn maliki Allah'n" yetinde bu mjde ve uyarmann aka ifade edilmesi bu itibarla da ok ak seik bir sz olmutur. Dinin byle bir gn vardr.

Bundan dolay bn Cerir et-Taber tefsirinde nakledildii zere baz mfessirler buradaki "din"i yalnz mkafat ve karlk mnsna deil, millet ve eriat de denilen bilinen mnsyla ilikili olarak tefsir etmilerdir. Bu ekilde " = yevmi'd-dn", bilinen er' mns ile dinin bilinen nemli gn demek olur ki, bundan da bizzat ahiret ve kyamet gn anlalr. Hitabn balangcna gre birinci mn ak, hitabn sonucuna gre de ikinci mn birdenbire akla geliyor. Bunun iin biz de bu iki mny zayi etmemek iin mealinde "din gnnn sahibi" demeliyiz.

KIRET: Burada iki kret (okuma tarz) vardr. On kret imamndan yani Nafi, bn-i Kesir, Ebu Amr, bn mir, Hamza ve Ebu Ca'-fer kretlerinde elifsiz olarak okunur. yani sm, Ks, Yakub, Halef-i Air kretlerinde de okunur ki, bizim kretimiz de budur. Ve Ftiha'da mn ile ilgili Kur'n- Kerim'in trl trl okunma ekilleri ancak buradadr. Birincisi mimin tresi ile "mlk" masdarndan sfat- mebbehe, ikinci de mimin esresi ile "milk" masdarndan ism-i fil kipidir. Bu kelimeler, kuvvet mns ile ilgilidir. Biri her eyden nce ve bizzat insanlarn canlar zerinde tasarruf, dieri de her eyden nce ve bizzat mallarn kendisi ve faydalar zerinde tasarruf kuvvetidir. Hkmdarlk, umumun faydas iin gr ve tedbir, emir ve yasak, sz verme ve uyarma, gnl okama ve mahrum etme gibi hukuk ve yetki ile akl olan insanlar zerinde tasarruf ve hkm icra ederek bir toplumu dzene sokma ve onu bir tek kii rneinde temsil eden bamsz bir genel nitelikli ynetim kudretini ifade eder.

Mlikiyet ise, her trl mal varlklar ve onlarn hisseleri zerinde kiinin zel faydas iin balbana zabt ve tasarruf hakk ve yetkisi demek olan zel nitelikli ynetim kuvvetini ifade eder. Bunlardan her birinin dierine bir ynden ilikisi vardr. Gerek mutlak suretteki sahip olma ve gerek mutlak suretteki hkmdarln ikisi de bizzat lemlerin Rabbine aittir. nk hayat kendi elinde olmayan insanln bu sfatlarla nitelenmesi, tabiatyla izaf, vekleten ve ireti olduu apaktr. Bununla beraber dnyada ve imdiki zamanda insanln yalnz bencilliini, gururunu tekil eden de bu izaf ve vekaleten olan otorite ve mlktr. nk bunlar, dnyada yaama ve mutluluun en nemli temel artlarndandr. Gerekten hayat ve hayatn mutluluu nce bir memlekete baldr. Memleket ise otorite ve mlk yeri demektir ki, buna halk dili ile vatan, slm hukuku dili ile daha deerli olarak dr (yurt) denilir. Bir memlekette hayat, ahsi menfaate dayal mlkiyet hakkna bal olarak, yani kiisel mlkiyet ile ayakta durur. Bunun gerei olan hayat ve kamu yarar da hkmdar ve mlk ile yani sosyal dzeni temin eden devlet ve devlet reisi ile salanr. Bunlarn kvam da her ikisinin kendine ait (zel) ve kendi adna hareket eden kimse olmayp birbirinin desteine muhta olduklarn bilmek ve aralarnda hak oranna uygun den karlkl destek ve dzeni bulmakla mmkndr. Kiiyi ve kiisel mlkiyeti boan katksz ve kat sosyalizm, organlarnn btn zellikleri felce urayan ve yalnz gnl basit ve fakat heyecanl bir hatra ile kvranan bir vcuda benzer. Toplumu, sosyal mlkiyeti boan kat ferdiyetilik (Liberalizm) canll zlm olup can boazna gelmi ve gzleri hava boluuna dikilmi lme hazr birisinin son nefesindeki can ekime anndaki krizini yaayan bedenini andrr. Bunun iin otorite ve mlkten her birinin yok olmas bir felakettir. Mlk ve otoritenin bir ksmnn veya tamamnn yokluu, bizzat kamu yararnn o oranda kesilmesidir. Otorite ve mlk sahibi olmann bir ksmnn veya tamamnn yok olmas da kiisel faydann veya herkesin faydasnn tkenmesi demektir. Ve ounlukla birinin sona ermesi dierinin sona ermesini gerektirir. Bunlarn ikisinin birden kaybedilmesi ise -Allah korusun- en byk musibet ve en byk felakettir. Her birinin yok olmasn dnmekte bile insanlk bu ackl sonucun yrekler acsn duyar ve duyduu iindir ki, btn bu aklk karsnda kendisinin u anda greceli (izafi) deil, gerek ve kaytsz artsz bir melik (hkmdar) veya malik (sahip) olduu kuruntusundan kurtulamaz. Varlk ve nimet asndan hkmdarlk phesiz daha ekicidir. Fakat yokluk ve iddetli ceza asndan da sahip olmann ortadan kalkmas daha dehetli ve daha korkuntur. te bu byk yet

insanln imdiki zamandaki bu izaf payn zorla almayarak, gelecekte zellikle ahirette bunun dahi kendisinden alnacan ve o zaman yalnz lemlerin Rabbi yce Allah'n ezel ve ebed olan gerek mlk sahibi oluu, ve mutlak hkmdarlnn kalacan aklyor: "O gn, kimsenin kimseye yardm edemeyecei bir gndr! O gn emir, yalnz Allah'a aittir. " (nfitar, 82/19) "Bugn mlk kimindir? O tek ve Kahhar olan Allah'ndr." (fir, 40/16). lk bakta bu uyarma ne kadar dehetlidir. Benim benim derken, memleket, hkmet kaybetmenin ne felaket olduunu anlayanlar, isterse bir tane olsun kimseye vermem derken, malsz mlksz kaldn grenler bu dehetin bykln ne abuk hissederler. Fakat onu sonradan deil, nceden hissetmenin faydas vardr. Bununla beraber bu yce yet mitsizlik veren bir yet deildir. zaf ve vekaleten sahip olma veya hkmdarln sona erip gerek ve hakiki sahibine ve hkmdarna dnd o gnde yine tam fakirlik olan tamamen yok olma yz gstermiyor, ne katksz otorite, ne de katksz mlkn hi biri olmuyor. Btn varlklar, gerek sahip olan lemlerin Rabbinin, Rahmn'l ve Rahim'lii ile kudreti altnda top lanm bulunuyor. Bundan dolay Rabban memleketin vatandaln tayanlar o gn mutluluk paylarn derecelerine gre bol bol alacaklar ve tbi olmayanlar da sonsuz nasipsizlie katlanp gideceklerdir. nk o gn vatandal deitirmeye artk imkan kalmayacak, baka memleket, baka hkmet bulunmayacaktr. Bugn ktlk yaparken, sonunda yoklua gvenen, yok olmay nimet sayanlar, o gn ondan da mahrum olacaklardr. Hak terazisinin gerei budur.

te " " eklinde okumak bu uyarma ve mjdelemeyi ferd mlkiyet asndan; olarak okumak da sosyal mlkiyet asndan anlatmak ve bildirmektir. Her iki uyary bir okuma eklinde toplamaya, Ftiha'da Allah'n rahmn olmas msaade etmemi ve en byk belaat bunlarn iki ayr okuma eklinde datlmasnda kendini gstermitir.

LM BR ZETLEME: Ftiha'da ilk tam vakf (durak)n iine ald bu yet bir istenilen ey ile be delilinden terkib edilmi bir nermedir. yle ki: Hamd Allah'a mahsustur. nk Allah zat ve sfat ile bunu hak etmitir. Zat ile hak etmitir, nk Allah'tr, zatnda hakkyla kendisine ibadet olunandr. Sfat ile hak etmitir, nk lemlerin Rabbidir ve nk Rahmn'dr ve nk Rahm'dir ve nk din gnnn sahibidir. Birinci delile gre "Allah'a hamd olsun" nermesi "drt says, ifttir" nermesi gibi benzetmeleri beraberinde

olan nermeler veyahut doal denilen nermelerdendir. Dierleri de enf-s ve fk (subjektif ve objektif) bak asyla kinat dzeninden dolayl olarak varlan bir sonu gereince balang ve sonu delillerinin zetidir ki, Kur'n'da uzun uzadya anlatlacaktr.





5-Sayg gstermenin btn ekillerini ve sebeplerini iine alan bu bildiri ve ispat eklinden sonra da ayn nerme ve deliller bir dilee ve bir teklifin gereini yerine getirmeye dahi iarettirler. Sanki yce Allah yle buyuruyor: "Ey insanlar! Ey akl sahipleri siz sadece iyilie, kaytsz, artsz olgunlua sayg gsterenlerden iseniz ben Allah'm, her olgunluk benimdir ve eer kudret (g) ve iyilik etmeye sayg gsterenlerden iseniz ben lemlerin Rabbiyim ve eer gelecee tama' ederek sayg gsterenlerden iseniz ben Rahmn- Rahm'im ve eer korku ve rkme ile sayg gsterenlerden iseniz ben din gnnn sahibiyim. Bundan dolay saygnn btn sebeplerini zatnda toplayan ve kendisine ibadet edilen tek ilhm."

Bunu duyan akl sahibi muhataplar da "Acaba Allah Tel'ya nasl ve ne ekilde hamd edelim?" diye elbette kendi kendilerine soracaklardr. te buna cevap vermek zere, szn ynn deitirmek demek olan bir iltifat slubu ile; "Ancak sana ederiz kulluu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardm, inayeti (Ya Rab!)" buyurulmu ki "byle deyiniz" melini anlatt halde, anlatmdaki belaat bunu aka sylemeye ihtiya brakmamtr. sana mnsna bitiik olmayan zamirdir ve ondan sonraki fiilinin dz nesnesidir. Nesnenin byle fiilden nce gelmesi, srf sana mahsus anlam tadndan "bakasna deil, ancak sana" demek olur. abed, ubudet, ubudiyet (kulluk) mnlarn da toplayan ibadet masdarndan yaplm geni zaman fiili birinci ahs oul kipidir. O halde ibadet nedir?

eriat dilinde ibadet, niyete bal olarak yaplmasnda sevap olan ve yce Allah'a yaklamay ifade eden zel itaattr. taat, niyete bal olsun olmasn ve kimin iin yapld bilinsin bilinmesin, yaplmas hayrl olan ameli yapmaktr. Allah'a yaklamak niyete bal olmasa bile yaplmas hayrl olan ameli, kime yapldn bilerek yani yaklamak istedii zat tanyarak yapmaktr. Bundan dolay her ibadet, Allah'a bir yaklama ve her yaklama bir itaattr. Fakat her itaat yaklama saylmaz ve her yaklama ibadet olmaz. Mesela Allah' tanmak iin dnmek bir itaattr. Fakat kendisine yaklamak istenilen yce Allah dnce durumunda henz tannm olmadndan bu dnce bir yaklama deildir. Ve niyete bal olmadndan ibadet de deildir. Kur'n okumak, ihtiya sahiplerine

yardm etmek, sadaka vermek, vakf yapmak, kle azat etmek ve benzeri eyler niyete bal olmayan ameller hem yaknlk, hem itaattr, ibadet deildir. Fakat namaz, oru, zekat, hac ve cihad gibi yaplmasnda niyet art olan ameller hem ibadet, hem yaknlk ve hem itaattrlar.

Demek ki, er' ibadet, insann ruh ve bedence, d grn ve iyznde btn varlyla yalnz Allah'a yaplan uurlu bir itaat ve yaknlktr. lk nce; bunda niyet arttr. Niyet ise yaplacak iin icra edilmesinde ancak Allah'a itaat ve yaklamay kasdetmek demek olan yeni bir istektir. Azmetmek bir ii yapmadan nce, kasdetmek yapmakla beraber olduu gibi niyet de niyet edilen eyi bilmekle beraber onu yapmaya bitiik olur. Hem bilgi ve hem istei kapsayan bu tam uur, ruh ve kalbin bir iidir. kincisi bununla beraber Allah katnda itaat olan bir amel ortaya koymak gerekir ki ibadet olsun. Yoksa yalnz bir eyi yapmay istemek ve ruhta kalan dnme, hatra getirme gibi i duygularla ilgili ameller, itaat ve yaknlk olsa da ibadet olamaz. Bunun iindir ki, ibadetlerin ba olan imanda, sadece kalb ile dorulamak yetmez de bunun hi olmazsa dil ile ikrar edilerek kalbden dar karlmas da gerekir. Ayn ekilde niyet edilmeden yalnz aka yaplan ameller de ne olursa olsun ibadet saylmaz. Niyetsiz yatp kalkmak namaz deil, niyetsiz a durmak oru deil, niyetsiz Ka'be'ye, Arafat'a seyahat edip dolamak hac deil, niyetsiz dmanla savamak, ehit veya gazi yapan cihad deildir v.s... O halde kt niyetle, yani Allah'a itaat ve yaknlk maksadndan baka bir maksatla yaplan ameller hibir ekilde ibadet olamaz. Grlyor ki, dilimizdeki kullanllarna gre tap, tapmak, tapnmak kelimeleri ibadetin deil, genel olarak itaatn mns olabilecektir. Hatta tapmak ve tapnmak kelimelerinde az ok ne yaptn bilmemek gibi bir uursuzluk mns anlarz da bunlar puta tapmak, haa tapmak gibi yerlerde kullanrz. Bundan dolay "sana ibadet ederiz" yerinde sadece Trke olsun diye "sana taparz" veya "tapnrz" demek dilimizin inceliini kaybetmek olur. Kulluk etmek uur (bilin) asndan tapmak kelimesinden daha iyidir. Bu da ibadetten zayf olan kulluun mnsdr. Bununla beraber slam'da btn din naslarn genel incelenmesi sonucu yerlemi olan er' (din) mndan nce kelimenin kknden gelen lgat mns gz nnde bulundurulduu zaman bunlarn arasnda bir ortak mn vardr ki, ibadet denildii zaman nce onu dnmek ve Ftiha'da da bundan balamak gerekir. u halde o nedir?

Bu mn esas maddesinin en genel olan mns ne ise odur ki, bu da " = ubudet" veya " = abed" masdarlarndandr. bid (ibadet eden) ve mabud (kendisine ibadet edilen) vasflarnn iinde de yer almtr. Yukarda iaret

ettiimiz ekli ile ubudet, ubudiyet (kulluk) ve ibadet bir derece itaat mnsn ifade ederler ki, en zel mns ibadet, en genel mns da ubudettir. Ubudet Arap dilinde kendini alak tutma mnsn iine alr. Kulluk alalmay aa vurma, ibadet bunun daha kuvvetlisi olarak eilip tevazu etmenin, alak gnllln ve hrmetin en son derecesidir. Bunun iin tefsir limlerinin ou bunu (eilip tevazu etmenin en son ekli) diye tefsir ederler. Bu da sebebini sormadan tam itaat mnsna gelir. Ebu Hayyan tefsirinde bn Sikkit'ten ibadetin her eyden tecrid edilip Allah'a ynelme mnsndan alnm olduunu da nakletmitir. Kamusu erheden mtercim sm Efendi'nin aklamasna gre de ibadet hrs ve fke mnlarna gelen (abed) maddesinden alnmtr. badet Allah'n raz olduu eyi yapmak, ubudiyet (kulluk) de Allah'n yaptna raz olmak diye de tefsir edilmitir. nk eriat dilinde ubudiyetin ibadetten bazen pek aa ve bazen daha yksek olarak kullanld vardr. Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ubudiyeti ibadetten daha zel bir mnya gelir.

Bu mnnn psikoloji ilmi asndan aklanmas: nsann hayat, tat ile acnn gzergah (geidi) dr. nsan ruhu; acdan gocunur, taddan holanr. Ac sebepleri karsnda fkelenir veya kzar, insan faaliyetlerini dzenleyen ite imdiki zamandan gelecee bu korku ile midin ard arda karlamas ve arpmasdr. mit silindii zaman mitsizlik kaplar, faaliyet sner. Korku silindii zaman da azgnlk kaplar, sonu dnlemez, faydal faaliyet yaplmaz, retimin yerini tketim alr. midin iinde bir korku, korkunun iinde bir mit yoksa vazife uuru hareketsiz kalr, alar altran doymak midi, toklar altran alk korkusudur.

nsan hayat i ve dn karlkl iliki iinde olmasdr. Nefes almadan tutunuz da en incelerine varncaya kadar hayatn sebepleri ve lezzetlerinin bir ou insana dndan gelir, iinden gelenlerin ou da kendi isteiyle yapt bir ey deildir. ster istemez herkes, hayatnn mit ve korkusunun sebebi yalnz kendisi olmadn az ok sezer. Bu da kendi kendisine braklan insann bir hi olduunu anlatr. nsann bu acizliini, bu duygusunu unuttuu kendinden getii zamanlar geri oktur. Fakat ne olursa olsun hibir kii kendi kendine bu aczin sahasndan kamaz. Akl olanlar da mit ile korkunun bu ekicilik ve iticiliinden ayrlamazlar.

Gerekten gelecee gre insan ruhunda ne midin sonu vardr, ne de korkunun. Yaratlta mit sebepleri snrl olmad gibi, korkunun sebepleri de

yledir. nsan ruhu, zaman zaman belli mitler ve belli korkular karsnda birbiri ardnca zlrken bir taraftan da btnyle belli olmayan, usuz, bucaksz mitlerin, korkularn mutlak etkisi altnda bulunur. Burada btn mitlerle btn korkularn kar karya yer alarak bir noktada bulutuklarn grr ki bu da gerein ta kendisidir. Ve o zaman kendisinde yle bir ilgi uyanr ki, bu ilgi bir taraftan btn sevgileri, dier taraftan btn korkular iine alan bir korku ve mit heyecan ile ortaya kar. te insan ruhunun byle btnyle etkilendii kaytsz bir korku ve mit sebebine kar duyduu bu ilgi yaratlta insan ftratnda var olan kendisine ibadet edilen ve ibadet dncesinin balang noktasdr ki, btn vazife duygusu bunda toplanr. Ve her ahsn ahlk cibilliyeti, gelecei, mutluluu, mutsuzluu bundaki ciddilik ile her bakmdan birbirine denktir. Ve insan bu duygusunu neye balarsa tapnlan odur.

Bazen cahillik ve bazen terbiye ve alkanlktaki zellik dolays ile baz vicdanlar ykselemez de belirli ve snrl bir midin basks altnda veya bir korku tarafndan yenilgiye uram olarak kalrlar. Ve ona belirli bir zaman iinde btn varlyla yle balanr ve yle gsz olur ki, o lezzeti feda etmeye veya o acya gs germeye kendisince imkan yok gibi dnr. Artk o, bu midin sebebini yle sevmi veya o korkunun sebebinden yle ylmtr ki, bunlar ona btn sevgilerin gayesi veya btn korkularn sonu gibi grnr. Sanki birisi varln ta kendisini, dieri yokluun ta kendisini temsil eyler. Ve o zavall vicdann byle snrl ve sonlu yaratlm bir sebebe byle btnyle balanvermesi onun huzurunda yle alalmalara, yle tapnmalara srkler ki, btn uur o klmeye boulur ve o andan ilerisini grebilecek akldan iz kalmaz. nsanlara gerek mabudu ve gerek kulluk ilgisini unutturarak, btn belalar meydana karan irkin esas kayna budur. Allah'a irk koanlarn canl, cansz, trl trl putlar, yalan ve haksz mabutlar hep bu duygu ile ortaya kmtr ve insan hayatnda hala byle vicdanlar, zannedildiinden daha oktur. Hatta kendilerini, mabud ve ibadet dncesi ile hi ilgili deillermi gibi sananlar bile her an byle mabud deitirir dururlar. Ve btn hayatlarn mutlak phe iinde geirirler ve kendileri ldkten sonra geride kalacaklar, bir an bile dnmezler. Fakat uras bir gerek olup kesin olarak bilinmesi gerekir ki, btn varln geici eylere balayan her gnl, zarara ve tehlikeye adaydr. nk o geici cazibe bir gn olup kopacaktr. Hangi geici varlk vardr ki, sana senden nce yklp gitmeyeceini ve senin btn emellerini sana balayacann szn ve gvencesini verebilir? Ayann altndaki yer, bann stndeki gne bile sana bu gvenceyi veremez. O gvenceyi Hayy ve

Kayym (diri ve ayakta) olan yaratc Allah Tel'dan baka verebilecek hibir ey yoktur. Ve gerekten ibadet onun hakkdr ve ancak ona ibadet edenlerdir ki, dier mitlere, korkulara kendini tamamen kaptrmaz ve vazifesi yolunda armaz ve onlardan herkes faydalanr.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmutur ki: "Mmin taze ekin gibidir, rzgar estike yatar, fakat yine dorulur kalkar. Kfir ise am aacna benzer, rzgar estike grler, amma bir kerre yklrsa bir daha kalkamaz." nk kfir lmlye, m'min ise daima diri olan Allah'a baldr.

Hz. Peygamber (s.a.v.)'in vefat zerine btn ashb- kiram pek ok zlm ve adeta arm idiler. Hz. mer'l-Fruk bile; "Peygamber vefat etmedi ve etmez, her kim yle derse vururum." demeye kadar varmt. Fakat Sddk- Azam Hz. Ebu Bekir Efendimiz derhal "Muhammed, sadece bir peygamberdir. Ondan nce de peygamberler gelip gemitir. imdi o lr veya ldrlrse siz gerisin geri kfre mi dneceksiniz? Kim geri dnerse, Allah'a hibir ziyan veremez. Allah, kredenleri mkafatlandracaktr." (l-i mran, 3/144) yetini okuyup; "Ey mminler! Eer Muhammed'e ibadet ediyorsanz ite o vefat etti ve eer onu gnderen yce Allah'a ibadet ediyorsanz O lmez diridir." melindeki nutkunu syleyince ashab- kiram kendilerine gelmilerdi. Bu gerek her zaman, gerein ta kendisi ve bu kanun, her vakit geerli olan bir kanundur.

Gnller lml eylere baland zaman, ok vakit midin balang noktas ile, korkunun balang noktasn baka baka grr ve o zaman bakarsnz bir tarafta gzel sevgi mabudlar, bir tarafta da kahraman korku mabudlar dizilmitir. kisinin arasnda kalan zavall kalb ikisine de kendini sevdirip korkusunu gidermek, midine ermek iin ne heyecanlarla kvranr, akl almaz samalklar ve klmeler ve sayg gstermeler meydana koyarak rpnr, tapnr ve onun dncesine gre bu bir ibadet olur. Fakat ne fayda ki, ona gre midi veren baka, korkuyu veren bakadr ve bunlar birletiren, her eye hkmeden bir balang noktas yok. Byle olunca da btn almalar boa gider ve sama olur. Ve o gnl, birbirine zt olan bu iki kuvvetin srekli kavgasndan doan bunalmn bir sava meydandr. Artk bir skunet ve gnl rahatln duymak ihtimali yoktur.

mit ve korku bir balang noktasndan gelen ve yine onda birleen olumlu

ve olumsuz birer etki ekli olarak duyulmaldr ki, birinin yerine dierini yerletirmek imkan dosun da kalb bir skunet duyabilsin ve hayatnda onunla yrsn. Susuzluumdaki iimin yanmas ve suyu itiim zamanki sevin eer su kaynann biri olumlu, biri olumsuz olan etkilerinden meydana gelmi ise her susadm zaman suya komann bir anlam vardr. Fakat bunlarn biri suyun, dieri atein etkileri ise ve su ile ate arasnda hkmeden bir ortak kaynak da yoksa ateten suya, sudan atee komak sonsuz yorgunluktan baka hibir sonu vermez. Bundan dolay mit ile korkunun bir kaynakta birletirilmesi bu itibarla da gereklidir ve bir tek Rabb, ayr ayr rabblerden hayrldr. Halbuki yukarda akladmz ekilde yok olan eylerde bu birlik er ge ayrlmaya mahkumdur. Ve gerekten bir olan Allah; benimle hissimi, hissimle dmda kalan eyleri birbirine balayan ve dzene koyan Allah Tel'dr ve ben O'na ibadet, O'nun kanununa itaat etmeliyim.

Ksacas beerin ftratnda ibadet, ruhu byleyen en yksek sevgi ile en yksek korkunun biraraya gelmesinden ve tokumasndan kan korku ve mit imei iinde sevgi neesi ile mid zevkinin galip gelmesini grmek iin tam acizlikten mutlak kuvvete ykselme maksad ile boyun eilerek yaplan bir itir ki, hem dta, hem ite en son bir klme ile, en son bir sayg gstermeyi iine alr ve gereklik orannda kalbe gnl rahatl ve skunet brakr. badet ederken dnyadan ve btn benliinden tecrid edilerek Allah'na yle tam bir edeb ve gnl alakl ve yle tam bir hrmet ile itaat arzeder ve boyun eer ki, tam saygya aykr bildii en kk bir hareketten bile saknr. Bunun iin kibir ve riya ile birlemez, ak ve gizliye blnmeyi kabul etmez. Hakkyla ibadet, mutlak gszlk ile tam kuvvetli olmann, tam aalk ile tam yceliin, korkular iinde titreyen mit ile istekleri gerekletiren Allah'n karlama cilvesi (grnts)dir. Beceriksizliini hissetmeyen kibirliler, hibir korku yokmu gibi grnen gaflet iindeki iyimserler, hibir mit beslemeyen mitsiz ktmserler bu ereften mahrumdurlar.

Bu gerekleri zetlemek iin mfessirlerin en bykleri nn melini yle anlatrlar: Ey Rab! Biz bakasna deil, yalnz senin rububiyetini ikrar ve itiraf ederek ancak sana boyun eeriz ve yalnz sana zilletimizi arz ederiz ve ancak sana itaat etmekle i huzuru ve rahatl, gnl rahatl buluruz. nk btn korku ve midimizin ilk ve son dnlecek yeri yalnz sensin, sen korku vermezsen korku yok, sen mit vermezsen mit yok; tat duyurmadn m herey ac, ac duyurmadn m her ey tatl, ruh senin mlkn, madde senin mlkn, btn beden senin mlkn; bize verdiin duygular, meyiller hayale dalmalar,

akl erdirmeler ve iradeler ile vicdan duygusu da senin ltfun, senin merhametindir. Bu "vicdan duygusu" ise btn gnl rahatln, sana hamd ve kretmek ile dostluu ortaya koymak iin ancak senin emrine vermekte buluyor. Btn akllar, btn kinat da buna ahittir.

Burada nefsin gururu yle bir soru sorar: Ruh ve vicdan alalma deil ykselme ister, ibadet ise alalma anlamn kapsadna gre ykselecek olan ve hele ykseldiini hissetmi bulunan kimseler iin alalma olmaz m? Artk o yksek kafalar alnlarn yere nasl koyabilirler? Byle bir soru, iindeki cevab grmemekten kaynaklanan bir kibri aa vurmaktr. Ykselmek istemek, ykselmek ihtiyacn kabul etmektir. Bu da bir taraftan kendi acizliini, dier taraftan yceliini beenme ile mmkn olur ki, ibadet bu mnnn en ykseini anlamaktr. kinci olarak ykseldim demek, ykselmediini ilan etmektir. Byle bir iddia hem ycelii ve ilerlemeyi snrl grmek, hem de dme ihtimalinin imkansz olduunu zannetmek gibi byk bir kabahat saylr. Halbuki ycelme mertebeleri sonsuzdur, dme tehlikesi ise her zaman vardr. badet de kibir ve gurur hastalnn yegne (biricik) ilacdr.

nc olarak; Allah Tel'ya ibadet etmedeki alalma ve hrmet, insan vicdan iin mmkn olan her trl ykselmenin stnde bir ycelik temin eden (Allah'a) balanmann bir delilidir ki, baya gnller o kadar ykseklii kendilerine layk bile gremezler de imkansz sanrlar.

"Kinatta ben Allah'tan bakasna hrriyetimi veremem ve ancak ona ve onun emrine boyun eerim, itaat etmeyi sever, isyandan nefret ederim, iyilie koar, ktlkten saknrm, iyiliin ban da hakta bilirim. Allah'n emrine uymayan, Allah Tel hesabna yaplmayan hibir eye lrm de ba emem. nk ben yoktum O beni var etti ve terbiye edip bana hrriyet verdi. Bu can, bu vicdan ve bu hrriyet bende O'nun bir emanetidir. Bunu yapan isterse sonsuz defalar daha yapabilir. Bundan dolay onun yolunda her eyi feda ederim. Diledii zaman alaca canm da feda ederim. stedii zaman ykp, istedii zaman yapabilecei dnyalar da feda ederim. Bu uurda aclara katlanr, iyilik ve hakszlklara gs gererim. Katlanamaz, geremezsem lrm. Onun emri; zaten leceim. lrsem de byle bir imanla, byle bir dostlukla lrm. Balangcm toprak, sonum toprak olur. Allah'tan gelir Allah'a giderim. te ben Allah' n byle bir kuluyum. Kendime kalrsam bir hiim, O'na balanmakla hereyim..." diyebilmek ve buna iten bal olmak ne kadar byktr. Ve insan iin bundan daha byk bir kuvvet, bir ycelik nasl dnlebilir? Bununla beraber

bu konuda Ftiha, "ben deil, biz deyiniz" diyor.

Gerekten diyerek Liv'l-hamd (peygamber sanca) altnda toplanan ve yirmi otuz sene iinde Allah'n yceliini btn kinata yayan ve ispatlayan ilk mslmanlar btn bu duygu iinde idiler. Bu duyguyu kaybedenler de dnyaya boyun ediler. phesiz ki, bu antlama ar bir yktr. Fakat Hakk'n ycelii karsnda hak edilecek ycelik de hafiflikle elde edilecek ve erilecek bir hedef deildir. Ve kulun kendi gszl, byle bir szlemeye kendi kuvveti ile girimesine engeldir. Bunun iin "Ancak sana ederiz kulluu, ibadeti." derken, ayn ekilde "Ancak senden dileriz yardm, inayeti." diye yardm isteinde bulunmak gereklidir.

"istine ederiz" demektir. stine, avn talep etmek baka bir ifade ile manet istemek daha Trkesi yardm dilemektir. stekli veya isteksiz onu vermeye de ine (yardm) denir. Muvenet ve tevn de karlkl yardm demektir. Bundan dolay istine (yardm dileme) ile bunlar birbirinden ayrmalyz. nk burada "hasr" denilen tahsis, yardm dileme hakkndadr. Bu yardm dilemenin ne gibi konularda olduu zikrolunmamtr. Byle olan yerlerde de mn ihtimali vardr:

1- Bal olduu eyi gz nnde bulundurmakszn bizzat yardm dileme iini kasdetmektir ki genel olsun, zel olsun yardm dilemek denilen ii "biz ancak sana yaparz" demek olur.

2- Bal olduu genel bir hususu takdir ederek her konuda, her ite yardm dilemeyi kasdetmek. Bu iki mn melde birleir. Fakat nceki mn daha beli, bu mn ise ak olur.

3- zel bir karineye dayanarak yardm dilemenin bal olduu zel eyi varsayarak falan konuda yardm dilemeyi kasdetmektir. Burada ise ibadet karinesiyle bu nc ihtimal akla gelebilirse de szn ksaltma ve tahsis suretiyle tevhide ynelik olmas ve hepsi Allah'a has olan hamdin aklanmas ynnde sylenmi bulunmas buna engeldir. Ve her halde bn Abbas (r.a.) hazretlerinden de rivayet edildii zere genel yardm dilemeyi gerektirir ki, bu da birinci veya ikinci ekillerden birisi ile olur. O halde mfessirlerin aklad gibi mnnn zeti: Ey Rab! Biz gerek sana ibadet ve itaatmzda ve gerek dier ilerimizin hepsinde ancak senden yardm dileriz, senden baka kimseden yardm dilemeyiz, seni tanmayan kfirler bakasndan yardm dilerler. Biz ise ibadetimizde katksz ve itenlikle btn ilerimizde ancak senden yardm dileriz demektir.

Beydav'nin belirttiine gre yardm iki eittir: Birisine gerekli yardm, dierine gerekli olmayan yardm denilir. Gerekli olan yardm, onsuz fiilin meydana gelmesi mmkn olmayandr. i yapan kimsenin gc, dncesi ve iin yaplaca aletin ve maddenin bulunmas gibi ki, bunlar topland zaman insan g ve kuvvet sahibi olur da kendisine gerekten teklif yapmak salkl olur. Gerekli olmayan yardm da iin meydana gelmesini kolaylatran eylerdir. Bu taksim ekli usul ilminde kudret-i mmekkine ve kudret-i myessire ad altnda yaplr.

nce bu yet bize gsteriyor ki, btn yardmlar Allah'ndr fakat istek bizimdir. Ve buna alp kazanma veya cz-i irade de denilir ki, asl kuvvet ve g yetirmek bu istek ile yardmn birletii zamandr. Bu da iin meydana gelmesi ile beraber olur. Bundan dolay felsefenin rahatsz edici teorilerine boulmakszn 'den unu anlyoruz ki, bize bir istek yetkisi verilmitir. Bu ekilde bizden birisi isteimizle, dieri isteimiz dnda iki i meydana gelir ve her ikisi de bizden meydana geldii ve bizimle ayakta bulunduu iin (zetle onun yeri biz olduumuz iin) bizim iimiz saylr ve bize isnad edilir. Mesela nefes alan biz, uyuyan, len biz olduumuz gibi yiyen, ien, oturup kalkan, unu bunu kmldatan veya yattran da biz oluruz. Ve bunlardan isteimizle olanlarn yakn sebebi biziz. Fakat btn sebebi ve tam sebebi biz deiliz. nk biz bunda gerekli yardma muhtacz. Mesela benim elim ile iradem arasndaki gerek iliki kurulmam olsayd, istediim zaman elimi oynatamyacaktm. Nitekim baz organlarm yle oynatamyorum. O halde yaratc biz deiliz; yaratma olay yalnzca en yakn sebebe bal deil, btn sebeplerin biraraya gelmesine ve toplamna baldr. Demek ki, isteimizle yaptmz iler, bir isteyen ve yapan kimse ile bir yaratc fail arasndaki balln toplamn ifade eder. Btn cisimlerin yalnz kendine ait zellii hareketsizlik olduu gibi ruhun zellii de bir faaliyet ve hareket isteidir. Yaratcya ait faaliyet ise yaratc yce Allah'ndr. Araba ilerliyor, makina iliyor deriz. Bunlar zorla ve mecburi olarak yaplan iler olduu halde iin yeri onlar olduklar iin ilerlemeyi ve ilemeyi onlara isnad ederiz. Bizim nefes almamz, kan dolammz gibi hareketlerimiz de byledir. Kurulmu bir makina, ilemek iin balangta bir altrmaya muhtatr. Bunu ise cansz makina kendisi yapamaz veya isteyemez. Canl bir makinist veya ofr yapar ve ancak canndaki bir istekle yapar, can ister ki, eli makinann anahtarn tutsun da hareket etsin. Makinistin can bu istei bu iradeyi yapt anda bir de bakarsn hareket yok iken yaratlm olur

ve makina da ilemeye balamtr. Bu ekilde ileyen, o hareketin yeri olan o makinadr. leten o hareketi isteyen makinisttir. Yaratan o hareketi batan sona kadar yoktan var eden Allah Tel'dr. Her iimizde bu derece apak grnen bir gerektir. Artk ne cebriye veya maddeciler gibi insan ruhsuz bir makina farzettirmee almal, ne de onu ruh ve maddenin yaratcs olan Allah Tel gibi farzettirmeye (saymaya) uramaldr.

Geri yce Allah'n tecellilerini grmek iin her trl incelemelere, dnmelere girimek iyi bir ey olduunda phe yok ise de bu arada girdii yolu kaybedecek ve zahirin gereini inkar edecek bir ekilde dalp gitmek sonu gelmeyen bir sapklk olur. "Varl istemek" mns ile "varln kendisi" mnsn birbirinden ayramamak tuhaf bir dnce olur. Acaba istemek de bir i deil midir? Ve bu da bir istee muhta olmaz m? Bundan ya teselsl veya cebr veya halk gerekmez mi? gibi sorular kesip atan manta uygun cevaplar yok deildir. Teselsl gerekmez, nk bir eyi istemeyi istemek de istemenin bizzat iindedir. Cebr gerekmez, nk fiil araba srkler gibi yaplm deildir. Yaratmak da gerekmez, nk istek aslnda var olan bir ey deildir. Varlklar arasnda bir badan bir ilikiden ibarettir. Varlk ilikisi ise varln kendisi deildir ki, ilikiyi kurmak varl yaratmak olsun. Baka bir ifade ile tereddt iki dnce arasnda bir zihin hareketidir. Bu harekette zihin mekik gibi iki tarafa gidip gelirken bunda karar bulunca brne bir daha gitmemek gibi iliki kurmamaktan baka birey yapm deildir ki, buna varln yaratl denilsin. Bundan dolay kll irade denilen irade gc mahluk saylmtr. Fakat insann elinde olan irade, istek ve seme ile kesb dediimiz karar, yaratlm deildir ve bizim bir ilikimizdir. Bunlarla istek ve iradenin varlk snrn ve zndeki srr tamamen kavrayamazsak, o da Allah Tel'nn gerek mahiyetini anlayamadmzdan ve anlayamayacamzdandr. Bundan dolay, nceki apak gerek grnp dururken metafizik denilen bu vadide saplanp kalmak tehlikeli bir yoldur ve ite bu dalgnlklara meydan brakmamak iin Ftiha'da cmlesinin iinde istek yetkisi bizim, yardm ve kuvvetin Allah Tel'nn olduu pek gzel anlatlmtr. Artk mslmanl ne cebriyelik (determinizm) ile, ne de onun zdd olan ve insan kendi yaptklarnn yaratcsdr diyen kaderiyelik ile yani kaderin olmadn ne sren bir grle itham etmeye kimsenin hakk yoktur. Yalnz irade-i cziyemiz ve tercih hakkmz var denildii zaman, bazlar bunu yanl anlyorlar da bizim cz irademizin her zaman i grmekte yeterli olduunu zannediyorlar ve isteklerinde baarl olmadklar zaman her konuda cebriyelie (determinizme) meyl ediyorlar. Byle dnmek bir taraftan

"istek"i yaratmak zannetmek, dier taraftan bizim isteimize ve isteimizde isabet etmemize Allah Tel'nn sonsuza kadar mdahale etmeyecei iddiasnda bulunmaktr. Halbuki byle bir dnceye yer yoktur. O'nun muvaffak klmas ile bizim isteimize paralel sonular yaratlyorsa bu arada o paralellii kaldrarak lehimize veya aleyhimize bizzat tasarrufu icra etmeye ve er' ifadesi ile yardm etmeye ve yardmcsz brakmaya da gc yettiinde phe edilemez. Allah, yolunda gidenlere, zaman gelir tevekkl ve dayanmalarn artracak ekilde fazlaca iyilik eder ve nimet verir. Yolunda gitmeyenleri de bunun tersine zarar ve sefalete uratm olur. Dnyada da mkafat ve ceza veya iradesini, hatrlatma ve uyarma mnsn ifade eden bu noktalarla ilgili birok yetler greceiz. Bunlardan bazlar unlardr: "Ben iimi Allah'a brakyorum." (fir, 40/44) i Allah'a brakmak bu nkteye aittir. "Allah Tel kaza ve kaderini infaz etmek isterse akl sahiplerinin akllarn alverir." hadis-i erifi de bunu aklyor. Bunlarda cebir meselesi deil, gzeli isteme ve kty istemekle ilgili ince irfanlar bulunur. "Bazan hounuza gitmeyen birey, hakknzda iyi olabilir ve hounuza giden bir ey de hakknzda kt olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Bakara, 2/216) yet-i celilesi de bu nktede dier bir mn ifade eyler ve artk burada bu kadar hatrlatma yeterlidir.

Grlyor ki iki haber kipi cmlesinden oluan bir yettir. Bununla beraber rfe gre dilek kipinde kullanlan yemin, anlama ve szleme kipleri cinsinden olup zaruret yolu ile dilek mnsn da ifade ederler ve bu ekilde bir kabul ve bir taahht meydana getirirler ki, bu kabuln gerei olan teklifi nceki iaretiyle iine alm oluyordu. Burada Allah ile kullar arasnda bir anlama eklinde gayet derin ve gayet kapsaml bir bey'at akdi, hukuk bir szleme, ifade edilmi ve yazlm oluyor ki en derin, en byk bir yaratl kanununun yani pratik ve sosyal bir srrn, gzel sylemenin zl bir aklamasdr. Biz bu yetteki belaat ve hikmetin zevkine doyulmak ihtimalini gremiyoruz. Nerede bir hayat grrseniz orada mutlaka bu kanunun bir hkmn grrsnz. u kadar var ki, kfirler bunun ardndan uursuz olarak gvdeleriyle srklenir. Mminler de bunu gvdelerinden baka akl ve duygularyla da yaarlar.

Ne gzeldir ki, Ftiha'nn tam ortasnda konuma hakk bizim sosyal vicdanmzla

kulluk dilimize verilmi ve szleme bizim kulluk dilimizden ve sosyal vicdanmzdan dile getirilmitir. Bunda kulluk duygusunun Allah'n sznn belirleme yeri olduuna byk bir uyarma vardr ki, "Allah bir insanla (karlkl) konumaz. Ancak vahiyle yahut perde arkasndan konuur." (r, 42/51) "Onu er-Rhu'l-Emn (Cebrail) indirdi. Senin kalbine..." (uar, 26/193) yetlerinin mnlaryla ilgilidir. Bu bize yle bir uyarma da yapm oluyor: "Size grnmeyen gibi gelen Allah'n sz olmasa idi sizin konuma hakknz olamazd. Siz konuuyorsanz phe etmeyiniz ki sylemek, maksad tebli etmek kuvvet ve niteliini yaratcnzdan ve onun yardmndan alyorsunuz. Anlaynz ki, sizin kendi varlnz gibi, konumanzn da balangc yce Allah'tadr. Siz mn ve maksadnz bakalarna tebli ederken ve anlatrken Allah Tel'y bu kuvvetten yoksun zannetmeyiniz. Bundan dolay yce Allah'n indirdii Kur'n' btn sosyal vicdannzla dinleyip anlamaya ve tatbik etmeye alnz."

Burada bize Allah'n zat ve sfatndan sonra Allah'n ahlkndan byk bir rnek de telkin ediliyor. Allah ile kullar arasnda karlkl artlara dayanan bir antlama eklinde yazl szleme akdi ile ne byk bir Rahman ahlk olduunu iyi dnmek gerekir. Bizi yoktan var edip biraz terbiye ettikten sonra yine srf rahmeti ile bize dnyada geici olarak ihsan ettii balarn bizim gerek mlkmz imi gibi ebedletirmek ve ebediyen nemlandrmak iin yzyze gelmesinde adeta denk bir rtbe ve bir onur veriyor. Rab olmasndan dolay kendi haklarn bize vazife olarak yalnz emir ve teklif ediverecek yerde aslnda hibir hukuku olmayan bizlere de mlkiyet ve haklar tanyarak ikisini mbadele ediyor ve bizim haklarmz da kendi rahmetinin sorumluluuna alyor. badet ve kulluk onun haklar ve bizim vazifelerimiz. Buna karlk, dnyada talep ve yardm, ahirette mkafat ve cezalandrma bizim haklarmz, onun yalnz kendi gerekli grmesi ile rahmet ve hikmetinin vecibeleri oluyor. Ve hatta kul haklarna Allah hakkndan daha fazla dikkat ediliyor ve nem veriliyor. Rahmet, kulluktan ncedir, fakat kulluk da yardm dilemekten ncedir. Demek ki, vazife istemek hakdan ncedir. Ve halbuki Hakk'n rahmeti ve hakkn olumas daha ncedir. Ve bu ekilde vazife ve hak arasnda tam bir iliki (connoter) vardr. phe yok ki, byle bir muamele Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in: "Allahn ahlk ile ahlklannz." hadis-i erifinde iaret ettii Allah'n ahlknn en ayan- hayret tecellilerinden biridir.

kincisi bu yette, topluma ve sosyolojiye de byk bir nem verilmitir.

nk akit (szleme) "ibadet ederim, yardm dilerim" gibi birinci ahs kipi ile yaplmyor da diye oul yani birinci ahs oul kipi ile yaplyor.

Mfessirler burada, cemaatla ibadetin faziletine iaret vardr diyorlar, phesiz yledir. Fakat cemaat faziletini iyice dnmeliyiz. Cemaatle ibadet etmek iin cemaatin olumu bulunmas lazmdr.

Halbuki cemaat kuru bir kalabalk demek deil, ayn duygularla birlik halinde hareket edebilen dzenli bir kurul demektir. Bundan dolay cemaatin olumas bir ruha ve sosyal bir antlamaya baldr. Sosyal antlama ise henz iinde bulunduumuz akit ve szleme ile oluacaktr. slm cemaatinin olumas da Ftiha'nn inmesinden sonradr. Bundan dolay arada tuhaf bir zaman kusuru var zannedilir. Fakat gerek yle deildir. Sosyal ruh, nce tek kiilerde yerleir, kiinin vicdanna ne vakit kardelik duygusu girer ve onu kibirden, darlktan, bencillikten kararak geniletirse o vicdann genilii orannda bir cemaate aday olur. Bu genilik, bir arkadalktan bir aileden tutunuz da dnyaya egemen olan devletlere kadar gider. Vicdan darl, cehalet ve kibir ile beraberdir. Gnl ferahl da denilen vicdan genilii ise korku ve mitte, kvan ve kederde ykselmi bir anlay ve irfana ve bundan dolay alak gnlllk gsterme ve merhamet, sabr ve tahamml gibi gzel huylarla beraberdir. Kibirli, dar bir vicdan yalnz kendini sever ve yalnz kendisi iin korkar. midi kendisine, korkusu yine kendisine aittir. Ona gre fayda onun faydas, zarar onun zarardr.

Bir vicdanda bu sevgi ve korku ykselip de bir dierini dahi kendisi gibi, en azndan kendisine eit bir deerle grmeye ve onun faydasndan kendisininmi gibi memnuniyet, zararndan kendisininmi gibi znt duymaya balarsa o vicdanda sosyal ruh olumaya balam olur. nsan kelimesinin bir asl olan ns (alkanlk) ve mvneset denilen karlkl samimiyetin balangc budur. Byle bir duygu ise iki denk kuvvet arasnda bir ortak toplayc hissini duymaktr ve ite bu toplayc duygu kardelik hissinin balang noktasdr. Bu his fiilen yaandka o topluluk kuvvet bulur; bu his, bu topluluk ne kadar genilerse ve ne kadar kuvvet bulursa, kibir o oranda azalr ve sosyalleme ve medeniyet de o oranda geniler ve kuvvetlenir. Bu sosyal ruhun kurulabilmesi ncelikle ftr bir Allah vergisi ve ikinci derecede evrenin bir yansmasdr. Ve her iki gr as ile yaratltan var olan terbiye ile sonradan elde edilen terbiyeden etkilenir. te vicdannda byle bir sosyal ruh yerlemi olan kii, vicdannn genilii ve kuvveti orannda bir sosyal toplumun olumasnda balang noktas olur. Bu vicdann duyduu o topluluk, tad sevgi ve korkunun

temeli ne ise kardelik duygusunun derecesi o kadardr ve aday olduu toplumun snr da odur. Bu ekilde eitli milletleri ayran, eitli ve birok toplumlar ve onlara uygun olan ruhlar oluur ve bir toplumda insanlar ne kadar bencilleirse sosyal ruh da o kadar daralr ve genel olan toplumu paralar, cemaatini ve kardelerini de o oranda azaltr. Fakat bunda ne sevgi, ne de korku; ne fayda ne zarar btn snrlar ile temin edilmi olmaz. Ve bunun tam aksine, bir toplum ne kadar geni ve kapsaml ise sosyal ruhu o kadar geniler ve dar ereveli kk toplumlar o oranda kendine katarak ykseltir. Bylece sosyal adan sevgi ve korku; fayda ve zarar da son snrna dayanm olur. Bunun iin toplumu bylten veya klten en nemli sebebin, sosyal ruhundaki genilik derecesinde ve vicdan kuvvetinde aranmas gerekir. Toplumda genileme var da, vicdanda kuvvet yoksa, o toplum idare edilemez. Dalmaya, paralanmaya ve klmeye mahkum olur. Vicdanda kuvvet var, fakat toplumda genileme yoksa o toplum byyemez. Sonunda byk bir toplum tarafndan yutulur.

Acaba insan ruhunda sevgi ve korkunun btn snrlarn kuatan en kapsaml ve en kuvvetli sosyal etki ne olabilir? Zdd, benzeri, orta bulunur farzedilebilen hibir ey bylesine kapsaml bir kuvvete sahip olamaz. Orta ve benzeri bulunmayan da ancak yce Allah'tr. nk mukabili lizatihi batl, geersiz ve imkansz olan ancak O'dur. Ve bunun iin btn kr ve hamdler O'na aittir. Bunu duyan ve kuvvetle yaayan vicdanlar, evrensel bir toplumun yesi olmaya aday bir sosyal ruha sahiptirler. Ve ancak bu toplum ile kardelik duygusu en son haddini bulur ve daha yukars dnlemeyecek bir sosyal kurul oluabilir ve onunla yce Allah'n rzasna eriilir.

te Ftiha'da yce Allah kendisini nce akll kiilere duyurarak vicdanlarnda bu sosyal ruhu terbiye ve kuvvetlendirmek iin her birinden diye sz ve misak alrken her ahsn ikrarn; btn insanl ve btn lemleri kapsayan byk bir sosyal kurulu temsil eden bir kardelik duygusu ve bir sosyal vicdan ile alyor da "na'bud ve nesta'in = ibadet ediyoruz ve yardm diliyoruz" dedirtiyor. nk birinci oul ahs, ikinci ve nc ahs oullarna benzemez. Bunda gerekten sz syleyen yine bir tek kiidir. Fakat o tek kii kardelerini temsil ederek yalnz kendinden syler de "biz" der ve ne vakit bir insan topluluu, insan topluluu olarak sz sylemek isterse ilerinden biz diye syliyebilecek birinin bakanl altnda toplanrlar da hepsi ona syletirler, yoksa onlarn hepsinin birden ben, ben, ben diye barmas bir topluluun konumas saylmaz da ayr ayr ahslarn konumas saylr.

Bundan dolay birinci oul ahs, gerekte birinci ahsn bakalaryla beraber

olmas demektir. Ve bu ekilde diyen, bir kii olacak ve bununla beraber bunu sylerken vicdannda hissettii kardelerini de temsil etmi bulunacaktr. Bu kardelik insan koruyan ve amellerini yazan hafaza meleklerinden balyp hazr olan veya olaca dnlebilen insan topluluklarna kadar gider.

Her kii, Ftiha ile bu anlamay yapar ve salamlatrrken, bir insan topluluunun imam derecesindedir. Ve bu mn dolays ile Hanefi mezhebinde imamn arkasnda namaz klan cemaat ne Ftiha, ne baka hibir eyi okumaz da hepsinin hesabna yalnzca imam okur. nk Kur'n okumak Allah Tel ile konumak anlamndadr. Yalnz bana namaz klan kii ise henz gerekte olumam, fakat dnce halindeki bir cemaatin imam yerinde olduundan mutlaka Ftiha ve sreleri okur. Ve bu gibi kiiler oalp tantka gerekten cemaat de kendiliinden ve kolayca oluur, hemen ilerinden birini imam tanyarak ona uyarlar ve sosyal gleri de imamlar ile orantl olur. "Siz nasl iseniz banza ylesi gelir." slam dininin namaz hkmleri etrafl olarak bilinir, dnlrse bunun inceliklerini anlamak mmkn olur. Ve her namazda Ftiha okumann esas hikmeti de meydana kar.

Demek ki, henz byle bir cemaat gerekten yokken bu ruhun bir kiide yerlemesinden daha sonra byk bir sosyal kurul oluabilir. Ve bu ekilde sosyal ruh, sosyal vcuddan nce olduundan bir kii, bir cemaatin btn vicdann onun olumasndan nce de tayarak onu temsil eder ve o duygu ve vicdan ile Allah Tel'ya anlama akdini yapabilir. Ve bu meselede hibir devir kusuru yoktur.

te slm bu byk ve benzersiz sosyal ruhun kendisidir ve onun gerek anlamyla barndrd toplum ve medeniyet kavramnn stnde hibir toplum dnlemez. Bunu ise pek kk ve dar vicdanlar yayamazlar, kk kk ilhlar ararlar ve kardelik ereveleri ne kadar klrse o kadar rahatlk duyacaz zannederler, fakat duyamazlar. Bir mslmann kalbindeki gven, metanet ve skunete bir trl eremezler.

Bu ekilde slm cemaatinin kuvveti, kiilerin okluu ve slm vicdanlarnn kuvveti ile doru orantldr. Ve toplum yaps var olup kuvvetli iken ahsn bu sosyal ruhu duymas ve tamas kolay olur. Fakat cemaatin yaps zayf olduu zaman byle bir vicdan tamak zor ve hele henz gerekten cemaat yokken byle sonsuza eren kuvvetli bir vicdana sahip olmak, btn dnyay tutacak olan bir btnn ruhuna sahip olmak demek olduundan, bizzat bir ilh destekten baka ekilde gs gerilemeyen ok zor bir eydir. Ve bu

V makam, peygamberlerin ve zellikle son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)'in makamdr.

Gerekten yce Allah da Ftiha'da nce bu akdi byk dostu Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz'in risaletpenah kalbine vahiy ile yaptrm ve bu anlamay onun sosyal vicdan ile kulluk dili ile ona syletmitir. Bundan dolay tam anlamyla diyebilen sadk ve tasdik edilmi en mkemmel kul, ahsnda insanln hepsini temsil eden, peygamberlerin sonuncusu Efendimizdir. Ve esas kulluk makam onundur. Bunun iin "Allah'tan baka ilh olmadna ahitlik ederim. Ve Hz. Muhammed'in Allah'n kulu ve elisi olduuna ahitlik ederim." iman ilkesini tekil eder. Onun gs yle bir ferahla ermi idi ki, Hira maarasndaki yalnzl esnasnda ibadeti ile kll ruhu (btn yksek ruhlar) temsil etmi ve onun sosyal vicdan btn lemlere imam olmu ve ite slm cemaat bundan domutur. Ve her asrda onun snnetine uymakla gerekten onun mmeti olabilen slm cemaati de bireyleriyle deil ise de btn sosyal heyetleriyle bu kulluk akdini hakkyla syleyebilmiler. Ne Allah'tan bakasna boyun emiler, ne de O'ndan bakasndan yardm isteinde bulunmulardr. nk dnyann rnek devletini onlar kurmular. Yirmi otuz sene iinde Kbe'deki putlar kran, Kisralarn dnyay titreten saltanatlarn deviren, Kayserlere boyun ediren bu ruh idi. Trkistan sahrasna gidip Trkler'i kendine eken, oradan ekip stanbullara, Viyanalara kadar gtren yine bu ruh idi.

Namazda Ftiha okurken bir kimse yerinde "Yalnz sana ibadet ediyorum ve yalnz senden yardm diliyorum." dese namaz bozulacaktr. nk yce Allah kiiden yalnz kiisel vicdan ile bir antlama yapmak istemiyor da sosyal vicdan ile bir antlama yapmak istiyor. Ve her namaznda bu vicdan terbiye etmek kuvvetlendirmek istiyor. Bundan dolay bir mslman derken yle bir dnmelidir: "Ancak sana ibadet ederiz" dedii zaman kimleri temsil ediyor? ve "ancak senden yardm dileriz" dedii zaman kimlere vekillik ediyor? Yani hangi cemaatin beraberlii ile bu sznde durmu olabilecekse en azndan onlar dnerek bunu sylemelidir. Byle bir kulluk topluluu imdiki zamanda gerekten varsa o yetebilir, deilse var olan cemaate potansiyel cemaati, Allah'n meleklerini de ilave etmeyi her halde unutmamaldr. Bu mertebelere iaret etmek iin mfessirler buradaki biz zamirleri, "Okuyan kimse ile beraberindeki, insann yapt ilerini yazmakla grevli meleklere veya hazr bulunan cemaate veya btn muvahhidlere racidir"

derler.

"Ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardm isteriz" hem Allah' bir kabul etmeye ve hem kulluu birletirmeye delalet etmektedir. Allah' bir kabul etmek, Allah'n zatnn ve hakikatinin birliini itiraf ve kabul, kulluun birlii de bu sayede bir sosyal birlik meydana getirmek iin bir antlama yapma oluyor. Bundan dolay Rabbin birlii, Ftiha'nn bandan beri gyab tevhidini tesbit ve telkin etmekle Allah'n birlii demek olan hakiki vahdeti, kullarn birlikte ibadet etmeleri de varlkta mevcut olan deiik unsurlarn beraberliini ve birliini dile getirmi oluyor. Bu yette "Allah'm senden baka ibadete layk mabud olmadna ehadet etmeye ve bununla amel etmeye sz veriyoruz." diye tevhid ehadetini ifade ediyor. Kur'n dilinde bu gibi sosyal hitap ve taahhtlerin iki mns vardr. Birisi; toplumu kiiye, kiiyi topluma katarak her kiiye eit olarak hak ve grev datmaktr ki, bunda kiisel deerler hie saylmakszn onlarn toplamndan tam anlamyla bir toplum gerekleir. Buna btn kapsama veya yelerin btn denilir. Ve farz- ayn ifade eder. Dieri ferd mny ortadan kaldrmak ve yalnz toplum itibarn gz nnde bulundurarak bir vazifeyi topluma yneltmektir ki, buna da genel kapsaml veya genel dzenle ilgili, yahut toplumsal denilir ve farz- kifaye ifade eder. Yukarda anladmz ve Kur'n'n dier srelerinde de greceimiz tarzda kiisel mn hkmsz klnmakszn her birimiz byle yaparz diye farz- ayn mns anlalmaktadr. Bundan dolay cemaatle birlikte tevhid-i uhdsi, fertlerle "Senden baka ilah olmadna ahitlik ederim." tevhid-i uhudlerinin toplam sz konusu olacaktr. Ve bu mertebe tevhid mertebelerinin en mkemmelidir. Halbuki rububiyet kanununda terbiye srrnn da bulunduunu grmtk. Bunun iin Ftiha'da olduu gibi, slm dininin btn nasslarnda tmevarm ile kaynak olmu ve iman anahtarnda vicdan ile varlk, grnmeyen ile grnen arasndaki tevhidi ve belki sadece gyabi tevhidi farz- ayn klnarak tevhid ehadeti, farz- kifaye yaplmtr. Bu ekilde slam'da, hem kiinin ve hem toplumun vicdanlarnn bir noktada birlemesi sz konusudur. Ve bunlar, karlkl olarak birbirinin kefilidir. Sosyal kurul, vicdansz olmak yle dursun tevhid mertebelerinin en mkemmeli olan tevhid-i hdisini meydana getirmekle en mkemmel vicdan asl onun olacaktr. te byle etraflca aklamay iine alan katksz bir tevhiddir. Ve bunda Allah'a ortak koma eitlerinin hepsini bertaraf eden bir red cevab vardr. mam Fahreddin Rz burada u zeti yapmtr:

"Allah'a irk koanlar blk blktrler. nk Allah Tel'ya kar iddia edip taptklar ortak, ya cisim veya cismin dnda bir ey olacaktr. Cisim olan orta ya baya cisimlerdendir veya yksek (yce) cisimlerdendir. Baya cisimlerden ortak edinenler, ya basit cismi veya birleik cismi almlardr. Birleik cisim varlktan biridir. Yani madenlerden veya bitkilerden veya hayvanlardandr veya bu arada zellikle insanlardandr. Maden cisimlerden Allah'a ortak edinenler putlara, mesela talardan, altndan, gmten putlara taparlar. Bitkisel cisimlerden Allah'a ortak edinenler; mesela herhangi belirli bir aac ilh yaparlar. Hayvandan Allah'a ortak edinenler; mesela kz, buza gibi bir hayvan ilh sayarlar, taparlar. nsanlardan (Allah'a) ortak edinenler de; mesela bir Firavun'u, bir Nemrud'u en byk Rabb ve ilh tanyan veyahut Uzeyr Allah'n olu, Mesih (Hz. sa) Allah'n olu diyenlerdir. Basit cisimlerden Allah'a ortak edinenler; mesela atee tapan Mecsler gibidir. Ulv cisimlerden Allah'a ortak edinenler de; gne, ay ve dier yldzlar gibi gezegenlere tapan ve mutluluu ve uursuzluu onlara nisbet eden Sbiler gibidir. Mneccimlerin ou da yledir. Cisimlerden bakasn Allah'a ortak koanlara gelince; bunlar da ksm ksmdr. Bir ksm kinatn idarecisini aydnlk ile karanlk diye ikiye ayranlardr. Bunlar, Maniviye yani Mni mezhebinde bulunanlardr. Sineviye -ki bunlar henz maneviyata ykselmemilerdir- bir ksm melekler gkteki ruhlardr ve her memleketin gk ruhlarndan mdebbir belirli bir ruhu vardr ve eitli lemlerden her birinin de idarecisi olan gkteki bir ruh vardr, derler. Ve bu ruhlara birtakm resimler ve heykeller yaparak onlara taparlar. Bunlara, meleklere tapanlar denir. (Bunlar maneviyat sezmi ve fakat cisimlere tapan, putlara tapanlarn derecesinde kalmlardr). Dier bir ksm bunlar geerek biraz daha ykselip kainata iki ilh tanm. Biri pek hayrl, biri pek kt, yani biri iyiliin kayna, biri de ktln kayna olmak zere iki ilk kaynan bulunduunu iddia etmiler ki bunlara gre kinat, biri Yezdan, biri Ehremen yahut div yani biri Allah, biri blis veyahut eytan adyla karde saylan iki ilh tarafndan tedbir ve idare edildii farz ediliyor. Kinattaki btn iyilikler Allah'tan, btn ktlkler de iblisten biliniyor. Bunlar da Sineviye oluyorlar.

Mni'lerin aydnl ve karanl maneviyetle tefsir edilirse hemen bunlara uygun olacaktr. Bunun iin bu iki gr as trl trl deimeler ve bozulmalar iinde biroklarna bulamtr... Grlyor ki, bu son noktadaki "Sinev'lik arada bir kardelik dnmeksizin iki ilk balang noktas ile kinat idare etmenin mmkn olamyacan da sezmitir. Gerekten aralarnda asla bir

balant ve ortak nokta bulunmayacak olan iki ilk balang noktasnn bir dzen kuramyacaklar ve bundan dolay kinatta iyilik ile ktln hibir birleik (ortak) ynleri bulunamayaca apaktr. nk bunun aksi elikidir. Halbuki bir adm daha atnca bu kardelii grmek daha nce ikisi zerinde hkmran olan bir ortak balang noktasn grmek demek olduu anlalr. Ve o zaman bu iki karde birer ilk balang noktas deil, birer ikinci derecede balang noktas olmas gerekir. u halde bunlar bir baba Allah'n emrine verilince bir l Allah fikri meydana gelivermi ve bu da u felsefede bu felsefede dolarken sonunda Hristiyanln son eklini almtr. te insanlk, basitliinden dolay asl olan tek ilh dncesinden fikr ve hiss sapkl yznden sapa sapa birden fazla ilh inancna dalarak dalrken, dier taraftan birden fazla ilh inancn azalta azalta ikiye indirdii srada tekrar l ilh inancna sapm ve sonunda slm dini ile Allah'n gerek birliini tam olgunluuyla bulmu ve kendini toplamtr. yeti, ite btn bu irk fikirlerini ykan Rahman bir delil olmutur. Bunun iindir ki, insanlar slm'a kotuka toplanr, nihayet slm dininden katka dalr ve sonunda zelil ve perian olurlar. Bu yalnz teorik deil ayn zamanda tecrbe ile sabit olan bir gerektir ve slm byle evrensel bir dindir.





6-Byle bir antlama ve szleme yapldktan sonra bir nefes alnyor, alnr alnmaz hkmlerini tatbik etmeye giriilmek iin de "Hidyet eyle bizi doru yola, o kendilerine nimet verdiin mutlu kimselerin yoluna; ne o gazaba uramlarn, ne de sapmlarn yoluna deil..." duasna balanyor.

Bu istek ve dua yardm dilemenin, en mhim ve en kapsaml bir uygulama ekliyle bir aklamasdr. nk "nesten = yardm diliyoruz" vakfnda (duranda) nefes alrken bu istee nereden ve ne ekilde balayacamz dnmemiz gerekiyor. te bu ihtiyacmza cevap olarak bu dua, aklama yapmak zere bize telkin edilmitir. Bu ekilde "ihdina, nesta'n = bizi hidayete getir, yardm diliyoruz" sznde, bu da "iyyke na'bud = yalnz sana ibadet ediyoruz" ile beraber elhamd'de yeralm olduundan btn Ftiha bir "elhamdlillah" tam cmlesinin aklamas olup yalnz ba ile deil, btn ile bir tek sz halinde bir "elhamd" sresini oluturuyor. Ve bunun iin nceki iki vakf (duraklama) tam ve mutlak olmakla beraber lazm olmuyor.

Hidayet masdarndan emir kipidir. Bu kip ile yukardan aaya, bykten ke kesinlikle meydana gelen fiili yapmay istemeye emir, aadan yukarya yaplan istee dua, eit seviyedeki kimseler arasnda yaplrsa

yaplmasn isteme (rica) denilir. Hidayet, istenilen hedefe ulatracak eye ltuf ve nezaketle klavuzluk etmektir ki, yolu sadece gsterivermek veya yola gtrvermek ve hatta sonuna kadar gtrvermek ekillerinden biriyle gerekleebilir. Birincisine ulatrmayan klavuzluk veya irad, ikinciye ulatrc klavuzluk veya tevfik denilir. Bu klavuzlukda ltuftan maksat, sertlik ve iddetin karl olan tatllk ve yumuak huyluluktur. Letafetten maksat da inceliktir. Hidayet yalnz, iyilii istemeye aittir. Mesela hrsza yol gstermeye, rehberlik etmeye hidayet denilmez. "Onlar cehennemin yoluna gtrn." (Safft, 37/23) yetinde olduu gibi kt eyde kullanlmas, alay etmek ve talama gibi bir nkteden dolay mecaz olur. Demek ki hidayet her istenilen eye mutlaka rehberlik etmek deil, irad gibi maksadnda iyilik, yapl eklinde de iyilik ve incelik bulunan bir rehberliktir. Bundan dolay "ihdin"nn mealinde en uygun ifade, Trke'de herkese bilindii gibi, "bize hidayet et" demektir. Gster deyince gtrmek kalr, gtr deyince incelik kalr ve hibiri tam mny ifade etmez ve Trke'de byle bilinen bir kelimenin yerine mutlaka bir kelime koymaya almak maksad aklamaya aykr, kuru bir taassup olur.

Allah Tel'nn hidayeti, zellikleri itibariyle saylmas ve hesaplanmas mmkn olmad gibi eitleri itibariyle de yledir. Bununla beraber ilgili cinsleriyle tek bana dnlebilir:

1- Manevi ve madd kuvveti bereketlendirmek ki insann ilerini dzeltmeye sebep olan d ve i duygularn, akl ve irade gcn ve hatta tabi ve hayvan kuvvetlerini ihsan etmek ve devam ettirmek, iradeler ile maksatlarn uygun drmek, baarl olmasn salamak gibi.

2- Hak ile batl, iyilik ile fenal birbirinden ayran delilleri ortaya koymaktr ki "Semd'a gelince; Biz onlara doru yolu gsterdik. Fakat onlar krl hidayete tercih ettiler." (Fussilet, 41/17), "Biz ona hayr ve erri, her iki yolu da gstermedik mi?" (Beled, 90/10) yetlerindeki hidayet bu cinstendir.

3- Peygamberler gndermek ve kitaplar indirmek ki "Onlar, emrimizle doru yolu gsteren nderler yaptk." (Enbiy Sresi, 21/73) ilah sznde hidayetten maksat bu olduu gibi, "phesiz ki bu Kur'n, insanlar en doru yola gtrr." (sr, 17/9) yetinde de byledir.

4- Vahiy veya ilham veya doru kan ryalar gibi olaanst yollarla kalblere srlar kefedivermek ve eyay gerekte olduklar gibi gsterivermektir ki

buna zel hidayet denilir. nk bilhassa peygamberler ve velilerde meydana gelir. Bunun iin genel olarak bunun yollar, olaanst yollardr. Bununla beraber herkesin az da olsa bundan paylar yok deildir. u kadar ki kesin bilgi derecesine ykselemez. Bunlar subjektif, objektif, tekvin ve tenzil olarak da zetlenebilir. Kur'n'da hidayet kelimesi kullanld zaman, bunlardan hangisinin kasdolunabileceini yerine gre anlamak gerekir.

Hidayet, ikinci nesnesine bazen (il) ile bazen de burada olduu gibi bizzat kendisi geili olur. Bunu geililik edatnn drlmesi ile hazf ve isl (cer edatn drme ve fiili nesneye ulatrma) diye ifade edilen geililik ekli cinsinden sayanlar da vardr ki bu durumda asl veya demek olur. Bunun geisizi ve dnl fiili ihtida (hidayete ermek)dr. "Hd" da hem hidayet ve hem ihtida (hidayete ermek) mnlarna gelir. Hidayete ermenin zdd sapklk, btn ksmlarnda hidayetin zdd da hak dinden iman ve slmiyetten saptrmaktr. Sapklkta bulunanlarn hidayet istemesi, hidayetin aslnn meydana gelmesini istemek, hidayette bulunanlarn hidayet istemesi de sebat (kararl olmak, szde durmak) veya mertebenin ykselmesini istemek olur. Halbuki diyenlerde hidayetin asl vardr. , lm- ahid ile "senin yolun" izafet tamlamasnn mnsn ifade eder ve dorudan doruya "Allah'n yolu" anlamna gelir. Cins mnsna gelen " lm" ile de henz zellikleri belli olmamakla beraber genel olarak belirli cinsi bulunan cadde mnsna gelir ve istiare ile hak yola uygun olur ki, srat lgatta cadde, ana yol yani ilek byk yol demek olup asl dr. Ve cumhurun (ounluun) lgat budur. bn Kesir'den Kunbul ve Yakub'dan Rveys rivayetlerinde de byle (sin) ile "es-sirat:" ,"sirat: " okunur. Fakat "r'nn kaln okunmas ve nn itbak (harf okunurken dilin st damaa kapanma)ndan dolay "sin" harfinin "sad"a evirilmesi ile srat daha akc ve daha fasihdir ki, Kurey'in lehesi de budur. Ve imamda yani "Hazreti Osman Mushaf"nda byle yazlmtr ve Aere (On Kret )den dier kretler de byledir. Ancak Hamza kretinde "sad"a "za" kokusu verilerek bir imam yaplr ki bu da Kays lehesidir. Cadde mnsna srat kelimesi Trke'de kullanlmaz. Ancak cehennem uurumlarnn zerinden herkesin gemee mecbur olaca kldan ince ve kltan keskin, inili, yokulu ve dzl bir kpr gibi dnlen ve zamanmzdaki ifadesi ile (elektrik v.s.yi) tayan bir havai hatla anlalabilen bir ahiret caddesinin dini ismi olarak bilinir. Ve burada buna da bir iaret vardr.

Hatta Amr b. Ubeyd'den bu mn ile tefsir edildii de nakledilmitir. Fakat burada asl maksat bir istiare-i temsiliyye (benzetme yoluyla yaplan istiare) ile "hak yol" ve "slm milleti" olduunu kymetli tefsirciler teden beri aklayagelmilerdir. Arap dilinde genellikle yola tarik; ilek yola sebil; doru, byk ve ak yola vasflarndan birinin ortaya kmasna gre cadde, srat, ria ve era denilir. Ve bu sebeple bu srat kelimesinin eriat kelimesini anlataca unutulmamaldr. Mstakim, hibir yerinde meyil ve erilik bulunmayan, dmdz ve dosdoru demektir. Srat da ynnde doru ise de inii, yokuu bulunabileceinden dzlk mnsn da anlatmak iin mstakm (dosdoru) vasf ile kaydolunmutur. Bu sebepledir ki bunu dmdz ile tefsir ederler. u halde doru kelimesi, tamamen mstakm kelimesinin yerini tutamyacaktr. Gerekten Trke'de doru kelimesi mstakim, hak, sadk mnlarna da kullanlr.

Kur'n' anlamak isterken kelime ve terkiplerinin btn inceliklerini gzetmek gerekir. Kur'n belaatn zelliklerinden biri de gerekleri en ak ynnden gsterirken ince hatlarn da eitli beyan noktalar iinde btn incelikleri ile toplamasdr. Beyan ynleri, kesinlik noktasndan en azndan on alt yn kapsad usulce (metodoloji) bellidir. aretle ve kesin olmayan belaat ynleri ise belaat ilminin saylmas mmkn olmayan zevkleri ile anlalr. Bu vesile ile burada kelam ilminin bir kanununu arz edelim. yle ki: Tesadf, srlar grmekten gafil olan cahilin grne gredir. Hikmette (ilimde) tesadf yoktur. Hakm-i Mutlak'n her seiminde tercihe sebep olan bir hikmeti vardr. Geri irade aslnda bir tercih sebebidir. Fakat Hakm-i Mutlak'n iradesi, dtan onu gerekli klan bir etki altnda olmayarak bir hikmeti de ierir. Bundan dolay, hikmet sahibi olan dilediini yapan Allah'n sznn ve kelimelerinin zellikleri hep hikmete dayal bir seme eseri olacandan mesela tark (yol) demeyip de srat demesi, mstev (dz) demeyip de mstakim demesi, dorudan doruya dnlecek ve mnlar ona gre dnlecek birer hikmeti de ihtiva ederler. Kur'n ise bir hakm (hikmet dolu) kitaptr. "Bu kitabn indirilmesi hereye galip hkm ve hikmet sahibi olan Allah tarafndandr." (Zmer, 39/1). Bunun iin nce kelimelerin mnlarn iyice tesbit etmek, ikinci olarak yerlerinde lafz veya mn ynnn ilgili olabilecei kelimeler ve mnlar ile karlatrma yapmak, nc olarak terkip ekillerini, siyk ve sibk zerinde dnmek, drdncs bunlardan asl kasdedilen mn ile ssleyici unsurlar birbirinden ayrmak lazmdr. Kasdedilen mnnn belirlenmesinde de iki itibar (l) vardr. Birisi kelimenin aslnda veya yerine gre zihindeki mns, dieri de onlarn gerekte ele aldklar, delalet ettii

mnlardr ki genelletirme, tahsis (zelletirme), mutlak, tlak (kaytlamama) gibi zellikler bu ikisi arasnda meydana gelir ve hkmlerin karlmasnda bunlarn nemi byktr.

Tefsirlere baktmz zaman den maksadn ne olduu hakknda u rivayetleri grrz: Allah'n yolu, doru yol, uygun yol, Allah'n kitab, iman ve imana bal olan eyler, slm ve slm eriat, Peygamberimizin ve ashabn byklerinin yolu, snen (yollar), snnet ve cemaat yolu, cennet yolu, cehennem kprs nihayet bunlar zetleyen muhakkkler (aratrc, kritikiler)in doru yol ve slam milleti tefsiri.

imdi senedleri ile seleflere ve sahabeye kadar giden bu eitli ifadeler, "lm"n ahid mnsn (bir eyi kasdetmek) veya cins mnsn gz nnde bulundurmalarna gre bir ksm mn ve ou msadak zerinde dnp dolaan aklamalardr. Cehennem kprs bir yana braklrsa brleri gerekte kelimenin delalet ettii mnnn birisi ile ifade edilmesinden baka birey olmadklar halde mn ile msadak (mnya uygun ey)n farkn bilmeyenler, bunlardan ne kadar anlamazlklara debilirler. Gerekten hakikat aratrp ortaya karan alimlerin doru yol ve slm milleti zeti de bu iki duruma uygundur. Hak yol mn, slm milleti de msadakdr. Bu iki farka bizzat Kur'n'n metninde dikkati ekmek iin srt iki defa zikredilmitir. (sratallezine) "es-srat"tan bedeldir. Bedel-i kll (bizzat kendisinin karl) veya bedel-i ba'z (bir ksmnn karl) olabilir. Ve konuma da kasd ve irade esasnda bedele yneliktir. Mbdel minh de (yerine bedel kullanlan kelime) tamamen terkedilmi ve cmleden kartlm olmayarak bu kasdolunan eyin grnen bir deerinin hazrln yapar ve bu ekilde her bedelde bir miktar aklama ve bir miktar pekitirmeyi andran bir mn kuvveti meydana gelir. Bu bedelde ise "srat- mstakim"in hem bizzat kendisini ve hem vasfn (niteliini) aklayan kaytlar vardr ki birincisi sratn muzafun ileyh (belirten)i olan ism-i mevsl (ilgi zamiri) ve slas (ilgi zamirini aklayan cmle), ikincisi bu ism-i mevsl (ilgi zamiri)n sfat olan , ncs de buna atfedilen kaytlardr.

te 'den kasdolunan mn ve msadak bunlarn tamam gznnde bulundurulduktan sonra belli olacaktr. Bunun iin de nce kendindeki mnsn tesbit etmeye ihtiya vardr. Lgat asndan bu mnnn, doru cadde demek olduunu grmtk. Fakat bu mn bize nce gerekten yol dediimiz hissedilen bir eyi gsterir. Halbuki szn gelii yardm dilemenin ve yardmn

aklanmas idi. Bu ise hissedilemeyen bir mndr. Bundan dolay bu kesin karine ile biz anlarz ki bu yol manevi yoldur. Ve hi olmazsa manevi yolu da iine alan ak bir mecaz (benzetme yolu ile baka bir mnda kullanlan sz)dr. Ve daha akas isti're-i temsiliyye (birok eyin birbirine benzetilmesi)dir. Daha nce sylediimiz gibi hissedilen eylerden ilek, byk, apak, dz, doru bir yolu gznne getiriyoruz ve bunu btnyle zihnimizde yerletiriyoruz.

kinci olarak meyillerimizin, fikir ve hareketlerimizin akna bir esas tekil ederek bizi doruca ve selametle hayrl maksatlarmza gtrecek ilm, pratik, apak ve kapsaml ve Allah Tel'nn koyduu bir hak kanununu gz nne getiriyoruz, bunu da btnyle vicdanmza alyoruz.

nc olarak bu manevi btn aklk ve zetle anlatmak iin nceki hissedilen ekle konu olan srat- mstakim (doru yol) lafzn istire edip zikrettiimiz karineye dayanarak bunda (manevi yolda) kullanyor ve "ihdin" ile de buna bir aklama yapyoruz. Bu ekilde bu mndan anlalan husus Allah Tel'nn koyduu ey olup talep edilen iyilie hakk ile gtren batl olmayan manevi yol olduundan tahkiki alimlerin "hak yol" diye tefsir etmeleri, srat- mstakimin mefhm ile kasdedilen mnsn aklamak olduu anlalr. imdi de msadakn bulalm: Yani kendisine hak yol denmeye layk olan her yol, istenilen doru yolun iine girer mi, girmez mi? Buras zerinde dnlmesi gereken bir yer olup az ok kapaldr. lk nce "nesten" de ilk hedefimiz Allah'n yardm oluyor ve yetin gelii bize balangta Allah'n yardmnn en nemli ve en nde olann istememizi telkin ediyor. Bundan da genellikle Allah'n yardmn celbeden bir apak yola hidayet istei, yardm dilemelerin en mhimi ve en nde olan; ona hidayet vermenin de yardmlarn en mhimi ve en nde geleni olduu anlalyor. Halbuki hak yolun btn zellikleri Allah'n bir yardm ise de bu yardmlarn en nde geleni ve en mhim olan hangisidir? Buras zerinde etraflca dnlmesi gereken bir yerdir.

kinci olarak hidayet iyilie yorumlanr. Acaba genel mnsyla hak yol iinde kt olanlar yok mudur? Dorusu vardr. nk olmasayd ktle yol bulunamaz, hi bir ktlk yaplamazd. Geri her hak yol aslnda srf hayrdr. Ve onun esas konumu Allah'n rahmetinin tecellisi (meydana kmas)ni gstermektir. Fakat kinatta yaratklarn zelliine gre fayda ve zarar, iyilik ve ktlk hibir maksat zihinde ekillendirilmez ki onun bir doru yolu bulunmasn. Bunlarn her biri iinde Allah'n bir snneti (nizam), bir kanunu vardr.

O yola giren doru gayesine gider. Hatta denilebilir ki bunlarn hepsi de Allah Tel'ya gtrr. Fakat birisi rzasna gtrr, biri de fkesine gtrr. Bundan dolay hak yol, "Allah Tel'nn rzasna gtren yol" diye tefsir edilmedike burada matlub olmamas gerekir. Gerekten yce yeti bize mutlaka hak yol kavramndan daha husus ve daha ak bir mn telkin ediyor. te szn btn bu kapal ynlerini gidermek iin bedelin ilave edilmesi ile kavramn delalet ettii mn tefsir veya tahsis olunmu ve slm dininin tam bir snrlama ile anlatlmasna uygun bir kalba dkmek iin v.d. buyurulmutur.

Bu bize ilk nce her istenilen eyde Allah Tel'nn bir doru yolu bulunduunu gsteriyor ve "ihdin" onu istememizi bize telkin ediyor ve bu ekilde en mhim ve en nemli yardmn da balangta onun doru yoluna hidayet olduunu anlatyor. Gerekten Allah Tel lemlerin Rabbi olduundan kinatn hepsinde onun kanunlar geerlidir. Kanunlar bazen kanun koyanlarna ve bazen konularna, ilikisi bulunan eylere nisbet olunur. Mesela Solon kanunu koyucusuna nisbet olduu gibi, Akar (para getiren tanmaz mallar) kanunu da konusuna, mahkumlarna nisbet edilmitir. Tabiat da Hak (Allah) kanunlarnn mahkumu (hkm altnda) olmas itibariyle bunlarn irade kanunundan bakasna "tabiat kanunlar" ismi de verilir. Fakat hepsinin koyucusu Allah Tel olduundan bunlara Allah kanunlar ve ilah nizam demek elbette daha dorudur. Bu kanunlar bilmee ilim ve fen denildii gibi, onlarn iyilie gtrenlerine de din, millet ve eriat denilir. Allah'n koyduu ve Allah'n kanunu dnda din aramak batldr ve bununla beraber Allah'n her kanunu da din deildir. Mesela beynine kuvvetli bir tabanca skann lmesi bir hak kanunudur. Allah Tel'nn zel bir iradesi engel olmazsa o kurunu kendine skan lr. Fakat intihar etmek bir iyilik, bir din deildir, isyandr, ktlktr. Kendi mlk olmayan Allah'n binasn (bedeni) ykp bozmaktr.

Bunun gibi insanlarn yapt ilerinden hangisi ele alnsa onun bir iyi veya kt yn ile uygun olaca bir Allah kanunu vardr. yilik yn ile uygun olan Allah kanunu din, kt ynyle uygun olan Allah kanunu dinin zdddr. ki ynden de Allah'n kanununa uygun dmeyen i, kt ve batldr.





7-zetle Allah'n her kanunu, Allah tarafndan konmu olduundan dolay dorudurlar. nsan tarafndan konulmu kanunlar, ne ilim, ne din hi biri olamazlar. Bunlar, ilim asndan batl, din asndan ktlk meydana getirirler ve doru deildirler. Bunun iin insanln hakk, gerek ilimde ve gerek dinde kanun

koymak deil, Allah'n kanunlarn arayp bulmak ve bu kanunlar kefedip ortaya karmaktr. Arimed hidrostatik kanununu, Nevton yerekimi kanununu, Aristo elime kanununu koydular demek doru olmad gibi Ebu Hanife Hazretleri de kyas, fkh (slm hukuku) kanunlarn koydu demek doru deildir. Bunlar, onlar tarafndan konmu olsayd eri ve yalan olurlard. Doru olmalar, Allah'n kanununun kef edilmesine nail olmalarndan ileri gelir. Bunun iin limler, icat eden deil kef eden ve ortaya karan kimselerdir. nk Allah'n kanunlar iinde gizli olanlar da vardr. ise ak mnsn da ierdiinden dolay bunlar ortaya koymaya vesile olacak apak ve ilek bir esas yolu anlatyor ve Allah'n kanunu olmayan, Allah'n yardm ile hi ilgisi bulunmayan eri br yollarn hepsinden sakndrd gibi, hidayet de iyilie yorumlanacandan, dorudan doruya ktle gtrmekte hak olan kanunlardan da sakndrlm oluyor. Fakat bu son sakndrmada bir dayanak aramak gerekir. nk ktlkten sakndrmak iin onu tanmak ve tantmak da bir iyiliktir. Ylan bilmeyen ondan nasl saknr? Bundan dolay hidayet kelimesindeki iyilik mns, doru yol, hak yol kavramndan ktlk kanunlarnn mutlaka uzaklatrma ve karmasn deil, belki iyilik kanunlarn emirler olarak olumlu ve ktlk kanunlarn yasaklar olarak olumsuz bir lyle kayt ve arta balamay gerektirecektir. te hemen ardndan bedel yolu ile "O kendilerine nimet verdiin mutlu kimselerin yoluna; ne o gazaba uramlarn, ne de sapmlarn yoluna deil." yetleri, bu olumsuz ve olumlu ynleri de ortaya karyor. Demek ki "es-srata'l-mstakm" lm- ahd (belli bir eye iaret eden el taks) ile hak dinin tam tarifidir. Ondan sonras da bunun aklamasdr. n'm nimet vermek, nimeti ulatrmaktr. Aslnda mteadd (geili)dir. Fakat en stnlk mnsna gelmekle nimet verenin yceliini ve nimetin ykselmesine iaret etmek iin "" ile slalanmtr (balanmtr). Nimet aslnda insann tad ald durum, yani gzel durumdur ki mutluluk tad demektir. Bundan alnarak bu tad almaya sebep olan eylere ad olmutur. Asl yumuaklk demek olan nmet ile ilgilidir. Arapada ilk mnda daha ok stn ile (na'met) olarak kullanlr. nk " " denilmitir. Yani nice nimet sahibi vardr ki nimet ve bolluk iinde yaamas yoktur. Mesela ekmei vardr yiyemez, yerse tadn bulamaz. Allah'n nimet vermesi esas tadn bulmadadr. Allah Tel'nn nimetleri ise saylamaz. "Eer Allah'n nimetini saymak isterseniz sayamazsnz." (brahm, 14/34). Fakat balca dnya ve ahiretle ilgili olmak zere iki kaynak da dnlebilir. Dnyaya ait nimetler iki ksmdr. Vehb (Allah vergisi) ve

alarak elde edilenler. Vehb ya ruh ile ilgili veya cisim ile ilgilidir, baka bir ifade ile ya manevi veya maddidir. Ruhla ilgili olanlar ruhun bedene frlmesi, akl ve zekann parlamas ve bunlara tabi olan anlay, dnce, konuma, vicdann (i duygunun) salam olmas; cisim ile ilgili olanlar vcut ve vcut organlar ve bunlardaki sinirler, kaslar, hazm ve dier madd kuvvetler, yaratl ve onu tamamlayan durumlar ve ekillerden oluan eyler gibi. allarak kazanlanlar da nefsi utanlacak eylerden temizleme, ilim ve marifet, stn ahlk ve cmertlik, yiitlik, doruluk ve namus ile sslemek, vcudu gzel ekiller ve beenilen ahlklar ile sslemek, ch yani mevki ve sosyal onur sahibi olmak, mal ve servet kazanmak gibi eylerdir. Ahiret nimetleri, dnyada meydana gelen ifrat (ar gitme) ve tefrit (tersine arlk)lerini balayarak rzasna erdirmek ve Allah'a yakn meleklerle beraber cennetin en yksek tabakasnda sonsuza dek huzur ve skuneti elde etmektir ki, bu da Allah tarafndan verilen ve alma ile kazanlan ruhan ve cisman ksmlara ayrlr. Bunlarn hepsi bal bana ve hemen dnldkleri zaman phesiz birer nimettirler. Fakat her biri geleceine ve kendisinden sonrakine gre gz nnde bulundurulunca balangta nimet zannedilen birok eylerin gerekte iddetli ceza ve bela kt da bir gerektir. Bunun aksine de balangta ac ve iddetli ceza grnen baz musibetlerin daha sonra byk bir nimete ve mutlulua vesile olduu da bir gerektir. Ve safdan (gnl enliinden) sonra sknt ne kadar ac ise, skntdan sonraki gnl enlii de o kadar tatldr. Bu sebeple ciddi ve gerek olan nimet ve mutluluun sonu her halde salam olanlardr. Bundan dolay esas istenecek ey yalnz nimetin balangc deil, sonuca selametle yetitiren nimetler olmaldr. slm kelimesinin de ilham ettii bu husus vasf ile anlatlyor. Bu ekilde "en'amte aleyhim"de nimet ve nimet verme her eyi kapsayan ve genel bir mn ifade eden bir kelime olmamakla beraber mnsnn kaytsz ve artsz olmas ile her trl nimet iin muhtemel olup her trl nimeti kapsayabileceinden kapsamna giren nimetler tahsis olunmak iin, fke ve sapklktan slim olma kayd ile arta balanm ve tam anlamyla nimet ifade edilmitir ki, bu da ahiretle ilgili nimetleri ve ona vesile olan vehb (Allah vergisi), kesb (alma ile elde edilen), ruhan (ruhla ilgili), cisman (cisimle ilgili) dnya nimetleri demektir. Bunlarn ba da yaama hakk, hrriyet hakk, iman, vicdan sal, gzel ahlk, sosyal dzelme, faydal ilim ve iyi ameldir. slm literatrnde hrriyet, kii haklarna sahip olma diye tanmlanr. (Kef-i Pezdev). Bunun tam tersi, (kiinin) haklarna bakasnn sahip olmas demek olan esirlik ve kleliktir. Haklarn asl ise, Allah'n koymu olduudur. Bundan

dolay herhangi bir kii, Allah'n koyduu hukuku, kendi rzas olmakszn, baka bir insann yapt dier bir hukuk ile deitirmeye, bozmaya veya tasarrufta bulunmaya mahkum olabiliyorsa o artk yalnz Allah'n kulu deildir ve onda bir esirlik pay vardr. Artk onun vecibeleri ve vazifeleri yalnz hakkn gerei iin deil, unun bunun heves ve isteine tabidir. Bundan dolay Allah Tel'y tanmayan kimsede, haklarna sahip olma anlamnda hrriyet hakkn farz etmek bir eliki olduu gibi, Allah Tel'dan bakasna kul olanlarda da, hrriyet farzetmek imkanszdr. Ve bunun iin hrriyete kefil olma, yalnz Allah'a kulluktadr. Ve doru yolun balang noktas bu kulluk ve dnya ile ilgili ilk maksad da en byk nimet olan bu hrriyet hakkdr. Bunun ba da Allah vergisi nimetlerden olan hayat ve kazanlan nimetlerden olan imandr. te bu ikisi nimetlerin asllardr. Bunlarn balangc da Allah'n yardm ve hidayetidir. stenen yol da bu yardmn doru yoludur. Ve ite slm nimeti bu doru yoldur.

de iki yorum ekli mmkndr: Birisi yukarda olduu gibi hibir mef'l (nesne) gzetmeyerek mutlak ekilde onlara nimet verdin yani onlar bahtiyar kldn mns, dieri de gibi mef'l-i bih (nesne olan) bir zamir takdir (itibar) etmektir. Kef sahibi ncekini, bn Cerir Taber ikinci yorumu tercih etmilerdir. Cmleden bir eyi drmekten kurtulmak asndan birinci yorum daha iyi ve ak fakat bir kinaye (kapal anlatm) mahiyetindedir. Bu sebeple fiilin gerei olan ikinci yorum aktr. Ancak bn Cerir Taber karinesi ile itaat ve ibadete geri evirerek "sen onlara itaat ve ibadetini nimet olarak verdin" eklinde gstermitir. Acizane anlayma gre bu durumda zamiri "srata" evirmek ile "sen onlara o yolu nimet olarak verdin" mnsn vermek daha aktr. Ve en dorusu burada zamiri takdir etmeksizin, kaytsz nimet verme fiilini, doru yolu nimet vermekten yani = en'amte'yi = en'amte bih'ten kinaye yapmaktr ve men ilminde belli olan zel nesneye ilgisi olmaktan kinaye slbu burada pek aktr.

Bunda doru yol nimetini vermenin kaytsz nimet verme ve hatta her trl nimeti verme yerinde olduu anlalr. Burada dikkati eken nokta vardr. lk nce bizzat yol, sratn en nemli nimetlerden olduu, en byk nimet olduu anlalr. kinci olarak srat (doru yolu gsterme) nimeti, en mhim yardm olduu anlalr. nc olarak, onlara nisbet edilen bu srat (yol) kendilerinin hazrladklar bir yol olmayp, Allah'n hazrlad ve nimet olarak vermi olduu ve onlarn yolu olmas, nail olma ve o yola girmeleri itibariyle bulunduu

anlalr. Ve bu vasflar ile Allah'a nisbet edilen ve doru nimetlere ve Allah'n yardmna gtren doru yola uygun gelir.

Gerekten yol nimeti, en byk nimettir. nk herhangi bir nimetin (elde edili) yolunu, kanununu elde etmek o nimeti bir defa deil daima elde etme sonucunu dourur. limlerin ve fenlerin nemi de bundandr. Birisinden on liralk bir yardm istemekle, devaml on lira getirecek bir yol, bir sebep (vasta) istemek arasnda ne kadar fark vardr. Yce Allah'tan; "Ey Rabbim, bana yardm et de falan nimeti ver." diye dua etmek ve yardm dileinde bulunmak pek kk bir istek olur. Hatta "her nimeti ver" demek bile byledir. nk bu dua kabul olunmakla o nimetlerin her zaman devam etmesi ve srp gitmesi temin edilmi olmaz. Fakat "falan nimetin (elde edili) yolunu ihsanda bulun ve o yolda sebat nasib eyle." diye istek ve aratrmada bulunulacak olursa, bu dua kabul olunduu zaman o nimet bir kerre deil bin kerreler ve sonsuza kadar elde edilmi olur. Yolun en by de Allah'n yardmnn yoluna girmedir. Bunun en ksas da doru olan yoldur. Bu bulununca nimet yollarnn hepsi bulunur. Nimet yolu bulununca nimetlerin hepsine srekli olarak erilir ve burada balangta bize nimet ver denmeyip de duas ile doru yol istemenin retilmesi, bu mny ne gzel destekler. Ftiha'ya (ta'lim-i mesele: istemeyi retme) isminin verilmesinde de bu nktenin byk bir pay olduunu hatrlamalyz. Halbuki bu zel balant gznnde bulundurulmad takdirde cmleden bu mnlar karmak zor olacak ve sratn (yolun) onlara Allah'n bir ihsan olduu gizli kalacaktr. Bu ynden birinci durumdaki kaytsz nimetin belaati (gzellii) bile bundan aa derecededir demektir. Geri onda sratn (yolun) gayesi kaytsz artsz nimet olduuna dair ak bir iaret vardr ve bu mn halk iin ekici ve sevimlidir. Fakat balangta szn geliinde istenilen maksadn Allah'n yardm olduu apaktr. Ve bundan dolay yolun maksad da o ve daha dorusu bizzat Allah Tel olduu, ilk anda akla gelir.

Btn nimetler de bundan kaynaklanyor. Ve ite asl doru yol, hak yol bu mnda zel isim gibidir. nk bir nimetin bir yolu bilinir ve o yola girilirse de yine bizzat Allah'n yardm, Allah'n tevfik bulunmazsa bir engel ortaya kar, istenilen ey ortaya kmaz da ksmet byle imi denilir. Bundan dolay her eyden nce bu yardm ve baarya ermek iin btn arzular kucana alm, byk, ak, doru, dz bir yol istemek gereklidir. Bu yol anlamasnda sebat ile yrtecek olan bir din ve millettir. Her gerei ve istei kucaklam bir din ve millet, bir doru yol istemek yalnz bir tasarlama ve

hayalden ibaret bir istek de deildir. Bu yola ermi ve zerinde yrm, o sayede her arzusunu elde etmi, hem de tam selamet ve mutlulukla elde etmi nimet ehli, insanlk tarihinde inkar olunamayacak ekilde sabit olmu ve byle bir arzunun izleri mahede ve tecrbe ile gerekten grlm, meydana gelmi bir eydir. Ve ite 'den sonra buyurulmas bunu da zellikle gstermektedir.

imdi bunlarn kimler olduunu anlamaya alalm. Bunlarn hepsi, topluca bize ahd-i haric ile gsteriliverecek snrl bir topluluk deildir. nsanln balangcndan bu ana kadar birbiri ardnca gelmi ve Allah'n terbiyesi ile zaman zaman olgunluk gstermi, ardarda yaygn ve snrsz zatlar ve topluluklardr. Biz bunlar yalnz "mn'amn aleyhim", yani Allah'n nimetine ermi olanlar adyle tanr ve hakka ulaanlar, erenler diye dnrz ve bu cinsin dnyada var olduunda hi phe etmeyiz. Bu nokta kesin ve kat'dir. Ve mutlaka bunlarn yolunu istemek de bu kesin bilgi ile hareket etmektir. Fakat etraflca aklamasna ve bu cinsin fertlerinden ve eitlerinden bir rnek almak iin darda tayinlerine gelince: Bunu, nimetin mnsn takdir etmemiz orannda bir ahd- zihn (zihinde belli olan nesne) ile dnebiliriz. Bunun iin de ya cins belirtme veya ahd-i zihn (zihinde belli olan eyler) mlahaza edilir. Cins olduuna gre bedel; ahd-i zihn olduuna gre de sfat olmas bellidir. Bundan dolay bunlar balangta ahd-i zihn ile tasarlayp bu vasflara sahip bir mutlu topluluk arayacaz ve Allah Tel'dan onlarn yoluna hidayet etmesini isteyeceiz ve baarl olduumuz anda biz de o yolda, o cinsten leme rnek olacak bir cemaat zmresi tekil etmi bulunacaz. Kur'n bize bu cinsten birok topluluklar gsterecektir ki "Kim Allah'a ve elisine itaat ederse ite onlar, Allah'n nimet verdii peygamberler, sddkler, ehidler ve salihlerle beraberdir. Onlar ne gzel arkadatr." (Nis, 4/69) yeti bu babta en kapsaml yetlerden biridir. Yani tam anlamyla kendilerine nimet verilmi olan gerek bahtiyarlar peygamberler, sddklar, ehidler, salihler ve bunlara arkada olan iman ehlidir. Fakat bu aklama slm'n balangcna gredir. Bize gelince: Bu rnein btn anlalmayan eylerden uzak bir ahd-i hricisi (daha nce ismi gemi olan) vardr ki o da peygamberlerin sonuncusu Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz'le Ashab- Kiram'dr. Az zaman iinde bunlarda tecelli eden baar nimetinin, dnya ve ahiret mutluluunun bir rneini daha insanlk tarihi bugne kadar kaydetmemitir. Umum tarihi okuyunuz ve bugn dnyadaki milletlere bir gz atnz. Baknz bunlarn iinde mesela bir Hz. mer siretinin

benzeri olabilecek hibir rnek bulabilecek misiniz? Bir taraftan fetihler elektrik hz ile dou ve batya yaylrken dier taraftan btn ilh adalet, yerleri ve gkleri dolduruyor ve bu nimetlerin iinde hakkn zevkine dalm olan mer'in srtndaki yamal bir gmlek lemin gzne Kisralarn, Kayserlerin hametli taclarndan ok yksek bir sevin duygusu sayordu. Fakat dnyann bu tevecch (ynelmesi) iinde hi bir gn armayan, metanetini kaybetmeyen Hazreti mer'l-Faruk, Peygamber'in vefat gn Faruk olmas (hak ile batl birbirinden ayrmas)n kaybeder gibi grnd zaman, Hazreti Ebu Bekr es-Sddk btn sadakati ile varln ortaya koyarak onu ve herkesi irad etmi ve slm cemaatini nceden olduu gibi Hazreti Muhammed'in yolunda yrtmt. Daha nce hicret gn Hazreti Peygamberle arkadal ile gizlendikleri maarada mriklerin basknna uradklar zaman Hazreti Ebu Bekir Sddk'a da znt ve geveklik gelmi iken "zlme, Allah bizimle beraberdir!.." (Tevbe, 9/40) diye onu teselli ve tatmin eden ancak Hazreti Muhammed olmu idi. te o zamanlar bir ahd-i zihn (zihinde belli olan) mahiyetinde olan o mutlu toplum btn insanla en mkemmel bir misal olmak zere belirmi olduundan bize gre ahd-i harici (nce gemi olanlar) ile bellidir. Bunun iin selefler ve halefler (eskiler ve yeniler)den birok mfessir yetini Hazreti Muhammed'in ve ashab- kiram'nn yolu ve snneti ile tefsir etmilerdir. Fakat balang ve sonu beraber gznnde bulundurulduu zaman bu mnda kendilerine nimet verilmi olanlar cinsinden bir toplum diye ahd-i zihn mahiyetinde olmu olur.

"ellezine"nin sfatdr ve slam'daki takva hasletinin esasn gsterir. Arapada sfat (niteleyen) ile mevsf (nitelenen) arasnda tarif (belirlilik) veya tenkir (belirsizlik) asndan da uygunluk arttr. Halbuki = gayr kelimesi, "el-lim gayr'l-chil", "el-hareket gayr's-skn" (lim, cahil olmayandr; hareket, durmakdan baka bir eydir) eklinde tam zdd olan bir eye mzaf (tamlama halinde) olmadka belirli olamayaca gibi, (ellezine) ism-i mevsl (ilgi zamiri) de belirli olduundan, ahd-i zihn mnsna yorumlanmadka belirsiz bir kelime ile nitelenemez. Bundan dolay bunun sfat olmas, mevsln (ilgi zamirinin) ahd-i zihn mnsna ak bir ipucudur. nk (madbi aleyhim) ve (dlln) vasflarnn mutlaka kendilerine nimet verilmi olanlarn vasfna tam zd olmas dnlecek noktadr. Kendilerine nimet verilmi olarak grnenler iinde gerekten fkeye mahkum olan veya saptm olan nice kimseler de bulunur. Ve dnyada nimetler iinde yzer gibi grnen birok ahs ve toplum buna misal gsterilebilir. Bu itibarla

(gayr) sfat, fke ve sapkl olumsuz klarak kendilerine nimet verilen kimseleri bunlardan bakasna tahsis ediyor ve o halde salam nimetler ile nimetten faydalananlar, bunlarn tam zdd olurlarsa da mutlak surette nimetten faydalananlar byle deildirler. Bundan dolay nimet verme, kaytsz olarak gz nnde bulundurulur ve (ellezine) de bu sla (ilgi zamirini aklayan cmle) ile cins olarak veya ahd-i harici ile (nce zikredildii iin bilinen) belirli tanlr ise (gayr) ona sfat olamaz, belki bedel olabilir.

Kef ve ona uyarak Kad Beydvi ve dierleri bu bedel olmay caiz grmlerdir. Fakat Ebu's-Suud, tefsirinde bunu hakl olarak reddetmitir. nk bedel, cmledeki nisbette esas kasdolunan olur. Mbdel minh (kendisinden bedel getirilen) bsbtn ihmal ve terkedilmi halde olmamakla beraber, cmlede kasdedilen hedef olarak da kalmaz. O halde (gayr), bedel ise (srat) kelimesinden esas gaye nimet deil, fke ve saptmann olmamas olacaktr. Ve bu ekilde kendilerine nimet verilmi olanlar demek, Allah'n gazabndan ve saptmakdan kurtulmu olanlar demek olacan Kef sahibi aka belirtmitir. Geri def-i mazarrat (zarar ortadan kaldrma), celb-i menfaat (menfaati celbetmek)ten daha iyi ise de esas gaye yalnz zarar ortadan kaldrmak deil, o zarardan emniyette olan nimet ve menfaattir. Bu ise bedelin deil, ancak sfatn mns olabilecektir. Bundan dolay szn hedefi (en'amte aleyhim)dedir. Ve gazab (fke) ile saptmann ortadan kaldrlmas ona tabi olarak (uyarak) kasdolunmu olur. Ve kendilerine nimet verilmi olanlar demek, mutlak nimet ile fke ve saptmadan kurtulmay birarada elde edenler demek olur ki slm da budur. Ve gerekten slm'daki takva budur ve Ebu's-Sud tamamen hakldr. Bundan dolay (gayr) kelimesinde sfat ve kelimesinde ahd-i zihn mns aktr. Bununla beraber mutlak nimetten, salam nimet veya sylediimiz gibi srat (yol) nimeti, slm nimeti kasdedilirse, (gayr) bunun tam zddna muzaf ve bundan dolay belirli olmu olacandan cins veya ahd-i harici eklinde sfat olabilecektir.

Gazab, nefsin bir iren ey karsnda intikam istei ile heyecandr ki rzann tam tersidir. Trke'de fke, bir fark ile hiddet, hm da denilir. Allah'a nisbet edildii zaman gazab nefs etkilenmelerden tecerrd edilmekle en son haddi ve gayesinde kullanlr da intikam iradesi veya ceza verme mns kasdolunur. Bu da Rububiyet-i Rahimiyenin gereidir. Yani fke mutlak surette rahmetin

zdd deildir. Mesela zalime fkelenmek, mazluma rahmetin gereidir. teriminde bu nvan kendilerine deta isim olmu gibi bir kuvvet vardr ki, fkeye mahkm, fke altnda kalm gitmi demek olur. Bundan dolay bazan bir cezaya uramak, kendisine fkelenilmi olmak deildir ve hele gerekten birtakm gelecek nimetlerin balangc ve vesilesi olan aclar hibir zaman ceza ve fke deildir. "Andolsun, sizi korku, alk, mallardan, canlardan ve rnlerden eksiltme gibi eylerle deneriz; sabredenleri mjdele." (Bakara, 2/155). nk her ite deer, sonuca gredir.

Dalal ve dalalet, doru yoldan kastl olarak veya hata ederek sapmaktr ki, hd (doru yolu gsterme)nn kartdr. Trke'de bunlara sapmak, sapklk ve sapknlk da denilir. Dalal, bazen gafletten ve aknlktan meydana gelir. Ve ounlukla da ondan sonra aknlk gelir. Sonra yitmekle ve daha sonra yok olmakla biter. Bu vesilelerle dalal; gaflet, hayret, yok olma, helak olma mnlarna da kullanlr. Aslnda hissedilen maddi yoldan sapmaktr. Sonra maneviyatta ve akl ile bilinen eylerde de mehur olmutur. Ve biz ounlukla dalalet ve sapknl yalnz dinde; dalal ve sapkl da aklda ve szde kullanyoruz. Bundan dolay (dlln) tam anlamyla sapknlar demektir.

Burada gerek ve gerek deki tarif (belirlilik) edatnn istirak (her eyi iine alan) veya cins iin olduu aktr. nk nimetin tam salim olmas bundadr. Birok tefsirciler de byle cinsi olumsuz klma eklinin tefsirlerini semilerdir ki, bu ekilde nimet ve doruluun zdd olan fke ve sapklk, kitapl ve kitapsz mrik (Allah'a irk koan) ve mrik olmayan btn kfr ehlinin yollarndan ak olarak saknlm olur. Bununla beraber, tarif edatlarnn en nde olan ahd-i haric mnsna yorumlanmalarnda da ayn mny dolaysyla elde etme mmkndr. Ve bunda ayrca bir belaat da vardr. nk ve vasflar kat' olarak bilinen en alak ve en azlarna sarfedilmi olursa, bunlardan saknmak brlerinin hepsinden saknmay ncelikle gerekli klar. Bu da slm milleti dndaki milletler arasnda bir farklln bulunduunu gstermek belaatini ierir.

Acaba her ikisinin en az mertebesi ile byle bir ahd-i haric var mdr? Evet gerek Kur'n'da ve gerek Peygamber'in hadislerinde ve genellikle slm eriatnda bununla ilgili deliller vardr. Ve bunlar Kitap ehli olan yahudi ve hristiyanlardr. Gerek Allah'a irk koan ve gerek irk komayan btn kfirler hakknda yce Kur'n'da "....Fakat kfre

gs aan (kfrle sevin duyan) kimselere Allah'tan bir gazab iner ve onlar iin byk bir azab vardr." (Nahl, 16/106) yetinde olduu gibi fkeyi ve "(Sana gelenleri) inkar edip Allah yolundan menedenler, gerekten derin bir sapklk iine dmlerdir." (Nis, 4/167) yetinde olduu gibi sapkl genelletirerek aka ifade etmekle beraber yahudiler hakknda ounlukla "zerlerine alaklk ve yoksulluk damgas vuruldu. Allah'n gazabna uradlar." (Bakara, 2/61) gibi gazab, hristiyanlar hakknda da "Ey Kitab ehli, dininizde haksz yere arla dalmayn ve nceden sapm, biroklarn da saptrm, dz yoldan am bir milletin keyiflerine uymayn." (Mide, 5/77) gibi sapkl, aka ifade buyurmutur.

Bununla beraber yahudiler ile hristiyanlarn kestiklerini yemek ve kzlaryla evlenebilmek gibi yakn muamelelerde dier mriklerden farklarn da gstermitir. Bunlardan anlalr ki kitap ehli olan yahudi ve hristiyanlar, gazab ve sapklkta dier mriklerden, dinsizlerden ve dier batl din sahiplerinden daha ehvendir. Ve bunlar, slm'n yakn zdddrlar. Bundan dolay Ftiha'da "kendilerine gazab olunan kimselerden" maksat ahd-i harici ile yahudiler, "saptmlardan" maksat da hristiyanlardr, diye tefsir olunursa, (gayr) ve (l) ile ilk nce ve metin ile bunlarn yolu olumsuz klnm ve dolaysyla ncelikle (yani dl bi'd-delle: delaletiyle delalet edici) olarak da btn dier kfirlerden saknlm olur. Ve bu tefsirin naklinde senedler kuvvetlidir. bn Cerir Taber epeyce hadis nakletmitir. "Drr Mensr"un aklamasna gre; bn Ebi Htim: " (madbi aleyhim)in yahudiler ve "dlln"in hristiyanlar olduu eklindeki tefsirde, tefsirciler arasnda ihtilaf olduunu bilmiyorum." demitir. Nasl ki bn Hibbn ve Hkim (Neysbur), bu konuyla ilgili hadislerin shhatna; Tirmiz de hasen olduklarna hkmetmi ve bunlar birok muhaddisler tahri etmilerdir.

Nassn grnrde bu genelliini iki eitte toplayacak tarzda kayt ve arta balamak usl asndan caiz olmayaca dncesiyle baz tefsirciler buna ilimi ve yet metninin umum mn zere braklmas ile yahudiler ve hristiyanlar birer rnek olarak kabul etmeyi uygun grmtr. Yahudiler ve hristiyanlar en zararsz ve kat'i olarak bilinen en yakn kimseler olarak dnlmeyecek olursa bu itiraz hakl olarak akla gelebilir. nk saknmay onlara

tahsis etmenin mns slm'da hem akla ve hem kesin nakillere aykr olduundan byle bir ahd-i hriciye imkan yoktur. Sylediimiz gibi bunlar kat'i olarak bilinen en yakn kimseler olarak dnlrse dierlerinden genel olarak saknmak ncelikle sabit olacandan dolay bir gruba tahsis etmek, bir tarafa atlm ve sakncas atlatlmtr ve zaten de irkleri aka belli olan dier mriklerden ve bunlara gre hafif olan Yahudiler ve Hristiyanlardan da dolaysyla saknlm olduundan burada da; bunlardan aka ve dierlerinden dolaysyla saknlm olmasnda da belaat vardr. O halde bu konuyla ilgili hadislerden de biraz bahsedelim:

Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in "Yahudiler, kendilerine gazab edilmiler, Hristiyanlar da sapklardr." buyurduunu Tirmiz "Sahihi" bu blm tefsirinde nl Htim et-T'nin olu Hz. Ad'den, senedi ile bir hasen hadis olmak zere rivayet etmitir ki meli yledir: "Ad b. Htim (r.a.) demitir ki: Resl-i Ekrem (s.a.v.)'e gittim, mescidinde oturuyordu. Cemaat: "te bu Ad b. Htim'dir." dediler. Ben ise aman dilemeden ve yazma yapmadan gelmitim. Hemen huzuruna atldm. Derhal elimi tuttu: "Balangta Allah'tan mit ederim ki onun elini benim elime koyacak." buyurmutu. Daha sonra kalkt. O srada bir kadn beraberinde bir ocuk ile huzuruna geldiler ve: "Bizim sana ihtiyacmz var." dediler. Onlarla beraber kalkp onlarn ihtiyalarn giderdi. Sonra elinden tutup beni mbarek evine gtrd. Bir kz ocuu ona bir yastk yere koydu ve o zerine oturdu. Ben de huzurunda oturdum. Bunun zerine Allah'a hamd ve sena etti ve yle buyurdu: "Allah'tan baka ilh yoktur." demekten niye kayorsun, ondan baka bir ilh m biliyorsun?" Ben: "hayr" dedim. Ondan sonra biraz konutuktan sonra "Sen her halde (Allah Ekber = Allah en byktr) denilmesinden kayorsun, demek ki Allah'tan daha byk birey biliyorsun." buyurdu. Ben yine "hayr" dedim. Buyurdu ki; yani "Yahudiler gazaba uram, madubi aleyhim olmular, Hristiyanlar da saptm sapkla dmler". Bunun zerine ben de: "Ben mslman oldum geldim." dedim. Ve baktm ki mbarek yz sevincinden alyordu. Daha sonra emretti. Ensar'dan bir zatn yanna verildim. Akam-sabah hep peygamberin huzuruna gelir dururdum. Yine bir akam yannda idim. Bir insan topluluu geldi. zerlerinde yn elbise vard. Allah'n elisi kalkt, namaz kld, sonra onlar tevik etmeye balad. Diyordu ki; "Bir sa' (drt avu, yaklak 3 kg.) olsa bile, yarm sa' olsa

bile, bir tutam olsa bile, bir tutam paras olsa bile bununla her biriniz yzn cehennemin -yahut atein- hararet (scakl)'inden korusun, hatta bir hurma tanesi olsa bile, yarm hurma tanesi olsa bile. Her biriniz Allah'a varacak, O da size u syliyeceimi syliyecektir: "Ben size gz, kulak vermedim mi? Evet verdin der. Mal ve ocuklar vermedim mi? Evet verdin der. O zaman Allah Tel: "O halde hani sen kendin iin nceden ne hazrlk grdn der" ve insan ite o vakit nne, arkasna, sana, soluna bakar da cehennemin scaklndan yzn koruyacak hibir ey bulamaz. Her biriniz yzn ateten korusun da yarm hurma ile olsa bile. Bunu bulamazsa, tatl szle bile olsun. nk ben artk sizin hakknzda fakirlik ve yoksulluktan korkmam. nk Allah yardmcnz ve vericinizdir. Sizin iin fakirlik korkusu, nihayet Medine ile Hiyre arasnda kervan giderken bineinin alnmas korkusu ne ise ondan fazla deildir." buyurdu.

Ad b. Htim (r.a.) bunu rivayet ettikten sonra unu da ilave etmi: "Bunu dinlerken ben gnlmden; bu nerede? Tay dalarnn ekiyas nerede? diyordum." demitir.

Fakat Yahudiler gazaba uramlar demekle, Yahudilerdir, demek arasnda byk bir fark vardr. Bundan dolay bu ve benzeri hadislere gre Yahudilerin ve Hristiyanlarn Ftiha'daki (madubi aleyhim) ve (dllnden) birer rnek olduklar anlalrsa da, yetin kelimelerinin delalet ettii mnnn bunlardan ibaret olduu anlalmaz. Bununla beraber ikinci ekilde de salam rivayet vardr. Tarif (belirtme) edatnn en nde gelen mns ahd-i hariciye gre yorumlanmas, yukardaki aklama ile kolaylk dairesinde mmkn olunca mtevatir olmayan hadislerle yeti kayt ve arta balamann sakncas vrid olmayacandan dolay bu hadislerin de kullanlmas vacib olur. Bundan dolay iki tefsir arasndaki fark, birisinde yani cinste hepsinden saknmann sz ve metin ile; dierinde de mn ve delaletle olmasndadr. Birincisine gre slm asndan mrikler ile kitab ehli arasndaki fark Ftiha'da ifade edilmemi, ikincide ise bu fark bile gsterilmi olur ki biz bunu Kur'n'n slubuna daha uygun buluyoruz.

Bunda bizi dndrecek ok nemli noktalar vardr. Acaba Resulullah Efendimiz, "Yahudiler gazaba uram, Hristiyanlar saptmlardr." buyurduu zaman, bunlar ne durumda idiler? Yahudiler, daha ok zaman nce dnya sevgisi ve bencillik ile Tevrat'n hkmlerini ihmal ederek ve bozarak Hak yolundan

bile bile ayrlmlar ve bunun neticesinde nice yce peygamberlere ve zellikle Zekeriyya, Yahya ve sa (a.s.)'a olan hakszlklaryla da hem Allah'n gazabn ve hem halkn nefretini kazanmlard. Ve oktan siyasi hrriyetlerini tamamiyle kaybetmiler ve darma dank olmulard. Ve bu ekilde kaybettikleri zahiri topluluklar yerine ta Hz. Sleyman (a.s.) zamanndan beri takip edegeldikleri gizli cemiyetlerle uramlar ve uratka da btn milletleri kukulandrmlar ve dnyadaki insanlar gznde ileri dlarna uymayanlarn ba saylmlard. Bununla beraber aslnda dnyay aydnlatm bir kitaba, harikalarla dolu bir tarihe mensup olduklarndan dolay bir dereceye kadar aydn ve en azndan gemileri ile imdiki durumlar arasndaki oranlama itibariyle de pek fazla dikkate deer idiler. Gemite Allah'a dayanmas dolaysyle ok feyizli ve bereketli olan dinlerini zamanmzda milliyetilik emberi ile balayarak devaml hakkn zerine kmak (hakk ezmek) istiyorlar ve bunu istedike dyorlard.

Hristiyanlara gelince: O zamanlar bunlar Roma'nn mirass, stanbul'un sahibi olarak yeryzndeki iki byk devletin biri ve hatta birincisi bulunuyorlard. Karlarnda bir ran (devleti) vard. Yani o gnk Hristiyanln dnyadaki yeri bugnk Hristiyanlk'tan ok yksek idi. D grnlerine bakld zaman bunlar kendilerine nimet verilmiler zannedilebilirlerdi. Halbuki gerekte byle deil idiler. Kt bir sonuca doru yryorlard. Sonular ve ahiretleri gerekten tehlikeli idi. Geri bunlar, Yahudiler gibi rklk emberine skm deildiler. Fakat hak lsn kaybetmilerdi. in balangcnda Hakk'n tevhidi yerine l ilh inancna saplanmlard. Ve en adi mrikler gibi putlar iinde kalmlard. Geri Manviye ve Seneviyye (biri iyilik teki ktlk iin olan iki ilhn varln kabul edenler)ye gre bu l ilh inancnn banda bir baba ilh tandndan dolay az ok bir tevhid mns yok deildi. Fakat bu l ilh inanc, skenderiye felsefesinin deiik ahstan ibaret eknim-i selasesi ( unsuru) yerine, ahsn birlemesine dayal bir eknim-i selase ( unsur) idi. O ekilde ki hem bir, hem idi. Byle akln eliki kanununu da ineyen bir l ilh inanc artk akl ilerlemelere meydan brakmam ve miras yoluyla elde ettikleri btn ilimleri ve fenleri rndan karm ve delillerle isbatlama yolundan ayrlp sadece kalb zevke ve doru bir yolu takip etmeyen meyillere dayanarak dini rastgele, insanlar gemlemeye bir vesile gibi takip etmiler ve bunun iin ellerinde bulunan mantkn uygulamasn bir yana atp sadece psikolojinin meyiller ve hisler blm ile halkn kalblerini cezbetmek iin uramlar ve nice arlklara sapmlard. Dier taraftan hukukla ilgili

dnceyi tamamen inemilerdi. Onlara gre hak, eriat kavramnn gerekle ilgisi yoktu. Bunlar ilm, gerek ve ilah bir kavram deil idi. Nitekim durum byle iken hristiyan dillerinde hukuk mnsna kullanlan kelimelerin hak ve hakikat (gerek) maddesi ile hibir ilgisi yoktur. (Druva) baka, (verite) bakadr. Ve ayn zamanda eski Roma'da olduu gibi, normal hazrlanm bir hukuk da deildi. Bundan dolay halkn irdesine de bal deildi. Hukuk yalnz ruhanilerin ve ruhani meclislerin koymu olduu prensipler idi. Bunlar, hak zerinde ilme ve ictihada dayal bir dnce ile deil, bir irade dncesi ile tamamen kanun koyucu vasf ile hareket ediyorlard ve bununla beraber l ilh inancnn sonucu olarak bu da Lhut (ilh olan) ile nsut (insanlara ait eyler)un anlalmaz bir karm idi. nsan haklarnn, byle Allah'n koyduu kanunlara dayanmayan kanun koyucularnn elinde istenilen ekle konulabilmesi ve uygulamasnda da iyi niyet ile deil, keyf ve zevk noktalardan hareket edilmesi ve aslnda hristiyanlardan bakasna hi bir ekilde yaama hakk tannmamas, toplumu byk klere hazrlyordu. nk insanlar dnyada irane bir zevkle geici zaman iin elenebilirlerse de bu zevk gerek zevki inemeye balad zaman derhal snmeye mahkmdur. nsan haklarna aslnda kalc hibir deer verilmedii zaman ilah hkmranln hibir anlam kalmaz ve kalb meyilleri (arzular) coturacak dier vastalarn hepsi hakkn karsnda neticesiz kalr. Burada inantan meydana gelmeyen ve inanca aykr ortaya kan sapklk ve ahlkszlklardan bahsetmeye gerek grmyoruz. nk onlar, dini esaslara bal deildir. Bu ekliyle teslis (l ilh inanc), fikirleri ksrlatrma, kalbleri avlama, eriatszlk, vicdan darl ve zet olarak tek kelime ile hak ve hakikatten uzaklama. te Hristiyanln o zamanki bariz nitelikleri bunlar idi. Bu ise peygamberlerin yolu olan hak yoldan sapma idi. Ve sapkln neticesi de elbette iddetli ceza olacaktr. Bunun iin o sradaki devletleriyle beraber hristiyanlar grnrde kendilerine nimet verilmi saylsalar bile vicdanlar ve gelecekleri salam deildi. Dnyada kuvvetten dmeye ve ahirette de bu hakszlklarn cezasna aday ve sapklard. Gerekten de yle oldu. Ve yce Allah kullarna byle kusurlardan (lekelerden), tehlikelerden uzak ve salam, gelecekte tam selamet ile Allah'n nimetine ulatran slm dinini, doru yolu ihsan etti ve pek ksa bir zaman iinde slm dinini kabul edenlere Allah'n vaad ve nimeti pheden uzak olarak gerekleti. Ve bunlar, dnyaya en son ve en olgun din rnek oldular. Bu doru yolda sabit olanlar iin ayn sonu -Allah'n yardmyla- sonsuza kadar gerekleecektir. te anlamas ile

bu gerei dile getiriyor. ZETLE: Ftiha sresi ba tarafnda kinatn balang ve sonucuna ait btn istenen zellikleri ile Allah' bilme bahislerini, Kur'n ilminin ve slm dininin konusunu, prensiplerini; orta ksmnda ise Kur'n ilminin zel konusunu ve gayesini ve slm dininin balangc olup en byk yaratl kanunu olan Allah'la ballklar ile btn sosyal srlar ve hukukla ilgili prensipleri tebli ve kaydettikten sonra yette de hak yolun, slm dininin efradn cmi (fertlerini iine alan), ayrn mni (yabanclar karan) kesin snrn, tasvirine doyulmaz bir belaat ile tesbit etmi ve bunlarn hepsini bandaki bir belaatl cmlesinde toplayarak geerliliini Allah'n ad ile ilan etmitir.

slm dininin bu tarifi u oluyor: Gazaba uratmadan, sapkla drmeden, doruca ve selametle Allah'a ve Allah'n nimetlerine gtrp "el-hamd lillh = Allah'a hamd olsun" dedirten ve bu temiz nimetlere tam selametle ermi, gerekten mutlu ve vlm, fkeye uramam ve saptlmam zatlar tarafndan takip edildii tarih tarafndan grlm ve tecrbe ile bilinen byk, aikar, dz, doru, hak yolu ve istikamet yolu.

Bu dini kabul etmenin, dindarln balangc ilk nce Allah Tel'y tanmak ve ona diye Allah'tan baka ilh olmadna tam bir ekilde sz vermek ve anlama yapmak ve ondan sonra da tam bir sebat ve samimiyet ile gereini yerine getirmek iin hak ve vazifelerin btn snrlarn bildiren ve zerinde kolaylk ve selametle yrnmek mmkn olan dosdoru bir eriat caddesine hidayet, yani bilimsel olarak doru yolu gstermek ve pratikte baarl olmay istemektir ki, bu uurlu istein cevab Bakara sresinin banda balayacaktr.

Demek ki istemek ve dindarlk bizden; din, eriat ve doru yolu gstermek Allah'tandr. Ve bu hidayet (doru yolu gstermek) iki eittir. Biri ilm olan irad, dieri fiil (pratik) olan Cenab- Hakk'n kuluna yardm etmesidir. Yce Kur'n, ilm irad istemenin cevabdr. Fiil olarak baarl klmay istemenin cevab da bu irad kabul etmekle etraflca dindarlkta her an ve her lahza meydana gelecektir.

te slm dini byle bir Allah kanunudur. Ftiha bunu tanmlarken mnsn isbatlamak iin balangtaki akl ve kalb iradlardan sonra gzlem ve tarihin ehadet ettii tecrbeyi gsterivermi ve baka delil ve vesikaya bile ihtiya brakmamtr.

Bunda phe edenler gzlem ve tecrbe ile sabit olan rnei peygamberlerin sonuncusu Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizle yce ashabnn bu sayede nail olduklar Allah nimetlerinin byklk ve mukaddesliini tarihte gzleri kamaa kamaa okuyabilirler. Elhamdlillah Allah'n kitab, bir harfi bile bozulmakszn olduu gibi elimizde mevcut ve Peygamberimize ait snnetler korunmu olduundan, slm dininin hakikatnda hibir sapma, hibir sapklk arz olmamtr. Bunun iin Kur'n, Hazreti Muhammed'in mu'cizelerinin en derini, tarih de onun hak olduuna, davasnn doruluuna ahittir. Ve bu ekilde bizim iin din ilmi, akl ve nakil ile karktr. Bunlar, doruluk ve iten sevgi ile uygulayacak olan toplumlarn tecrbe ile sabit olan ayn sonular elde edeceklerinden phe etmek iin hibir hak yoktur. lim ve fen adna byle bir phe ortaya atmak, dn beni aydnlatan gnein yarn aydnlatamayacan iddia etmek gibi, tmevarm kanununu inkr etmektir. Fakat ilim ve fende, tecrbe ve tmevarm kanununa pek byk nem veren Avrupallar bu istikra (nerme)y yerinde yapmayarak fikirleri kartryorlar. nk slm dininin mahiyetini, aslndan ve hakkyla dindarlna sahip olan kaynaklardan aratrmyorlar da; k iinde yuvarlanan imdiki mslmanlarda aryorlar. Halbuki gerek, imdiki zaman ile gemi zamann karlatrmasndan kacaktr. O zaman grlr ki o doru yol zerinde gerekten yryenlerle yryemiyenler arasnda byk fark vardr. Ve bu fark bir ilerleme ile bir gerileme farkdr. Demek ki sadklar ykselmi, sadk olmayanlar gerilemilerdir. Demek ki din, hak kanunudur, fakat din adna yaplanlar noksandr ve doru deildir. lim ve fendeki her hak kanunu da byle deil midir? Mesela iyi matematik bilen bir adam muamelelerinde o hesab yapmaya enir de uygulamazsa kabahat matematiindir denebilir mi? Ve mesela pis mikroplarn zararlarn bilen kimse sokaklarda gezdii papularla oturduu veya yatt odann iine kadar girmeyi alkanlk haline getirirse, sonunda etkisinde kalaca felaketten mikrop ve koruyucu hekimlik ilmini sorumlu tutmaya hak kazanabilir mi? nsanlar kendilerini hakkn kanununa uydurmakla ykml iken, o hak kanununu kendilerine uydurmaya alrlarsa kusur o kanunun deil, o insann olur ve zararna katlanan da insandr. Allah'n gazab ilk nce bunu bilerek yapanlar iindir. Bilmeyerek yapanlar da sapklardr. Bunlar da sonunda o akibete mahkumdurlar. Ne yazk ki asrmz insanlarnda zellikle din hususunda hakkn kanununu kendilerine uydurmak sevdas stn gelmi grnmektedir. lim, fen ve sanayideki bu kadar ilerlemelere ramen btn dnyada insanln skntlarnn genel bir ekilde gittike artmasnn sebebi de budur. Bu skntlar, ancak doru yolda yrmek kesebilir.



"Allahm! Bizi doru yola hidayet et. Kendilerine nimet verdiin kimselerin yoluna. Gazabna urayanlarn ve sapanlarnkine deil." min, "kabul et" mnsna gelen bir ism-i fiil (fiil mnsna gelen isim)dir. min demeye de te'min (emniyet hissi vermek) denilir. Bu Kur'n nazmnn bir paras deildir. Bunun iin Mushaf'a yazlmaz. Fakat Buhar ve Mslim'de de rivayet edildii zere Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurmutur ki; "mam veleddlln dedii zaman hepiniz min deyiniz. nk melekler min derler. min demesi, meleklerin minine rastgelenin gemi gnahlar affedilir." Dier mevkuf bir hadiste de: "Dnya halknn saflarnn hizasnda gktekilerin saflar bulunur." Bundan dolay yerdeki "min" gkteki "min"e rastgelirse ibadet edenin gnahlar affedilir." buyurulmutur. Bundan dolay "min" snnet ile sabittir. Hem imam ve hem cemaat tarafndan gizlice yaplmaldr. mam gibi yalnz bana namaz klan da gizlice syler.


Sonraki  

Kuran-Kerim Tefsir Modul HasBahCa